Türkiye 15 Temmuz 2016 yılında hain bir FETÖ darbe girişimi ile karşı karşıya kaldı.

AK Parti Genel Başkan, Cumhurbaşkanı, Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı ile, darbeye karşı çıkılması için vatandaşlar olarak sokağa çıktık.

İktidarı, muhalefeti ile farklı siyasi anlayışlarda olan insanlar, hep birlikte darbelere hayır, ordu kışlaya diye tepki gösterdik.

Askerler ile halk karşı karşıya kaldı.

Darbe girişimi içinde olan, hain çeteciler, halka ateş edilmesi emrinin verdi.

Terör saldırısı, tatbikat, eğitim adı altında kandırılan askerler, halka ateş açmamak için direnç gösterdiler.

Neyle karşı karşıya kaldıklarına anlayamayan zavallı erler, korkulu bakışlarla durumu anlamaya çalışırken, bazı yobaz selefi kafalı tiplerce palaskalarla, tekmelerle, kesici aletlerle linç edildiği, fotoğraf karelerini unutmak mümkün mü?

Darbe girişimi süreci içersinde, bizlerin bildiği, bilmediği muammalarla dolu saatler var.

Bizlerin bildiği, sadece hain darbe girişiminin fizik, ruhsal yıkımının bıraktığı izler var.

Gazi meclisin, özel kuvvetlerin savaş uçakları tarafından bombalanması, darbeye karşı direnç gösteren vatandaşların taranması, ordunun komuta kademesinin esir alınması gibi, birçok vakayı sıralayabiliriz.

Darbe girişiminin sokağa yansımayan başlangıç saati olarak 18.00 olduğu darbecilerin verdiği ifadelerden öğreniyoruz.

Sokağa yansıdığı saat olarak 22:00 civarı olduğunu televizyon ekranlarından öğreniyoruz.

O an itibari ile durumu çözemeyenlerin yaptığı değerlendirmeler, kimi bir aksiyon filmi çekimi olduğunu, kimi de, bir terör saldırısına karşı boğaz köprüsünde önlem alındığını kanısı içindeydi.

Ta ki,  “Yurtta Sulh” diye saçma sapan bir darbe bildirisi okunduğu anda darbe girişim olduğu anlaşıldı.

Düşüne biliyor musunuz; kimin darbe yaptığı merak konusu oldu.

Darbeyi kim yaparsa yapsın, niteliği ne olursa olsun, hiçbir şekilde kabul edilemez.

Bir darbe mağduru olarak, acı sonuçlarının ne olduğunu iyi bilirim.

Bu darbe girişiminin olduğu gün 248 vatandaşımız darbe girişimine karşı gösterdikleri direnişte şehit düştüler, keza 2196 kişi yaralandı.

Darbe girişiminde şehit düşen vatandaşlarımız sessiz sedasız bir şekil toprağa verildiler.

Acaba neden diye hiç sorgulayanlarımız oldu mu?

Tabi ki, olanlar oldu.

Ama sesleri cılız kaldı.

15 Temmuz darbe girişim sonrası yaşananlara baktığımızda ise garipliklerle dolu.

Önce Yenikapı ruhu adı altında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım, ana muhalefet partisi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Yenikapı’da milyonların katıldığı bir mitingle birlik beraberlik mesajları verdiler.

Birlik, beraberlik mesajları Yenikapı ruhu semalarında uçup gitti.

20 Temmuz itibari ile dengeler değişmeye başladı.

OHAL ile birlikte KHK’lar devlet yönetilmeye başlandı.

Bu süreçten sonra TBMM işlevsizleştirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylemi ile “At izi it izi birbirine karıştı.”

15 Temmuz’a kadar, FETÖ’ye muhterem diyenler, özlem duyanlar, Türkçe olimpiyatlarında salya sümük ağlayıp, gel çağrısı yapanlar, birden Hoca efendilerine karşı en galiz küfürleri savurmaya başladılar.

FETÖ ile uzaktan yakından alakası olmayan, yıllardır, bu çetenin tehlikeli bir yapı olduğunu söyleyenlere, FETÖ’cü muamelesi yapılmaya başlandı.

Yavuz hırsız ev sahibi bastırır aymazlığı içinde…

Suçlu,suçsuz binlerce insan görevlerinde uzaklaştırıldı.

FETÖ bahanesi ile toplumsal muhalefet yapanlara, uygulamaları eleştirenlere karşı baskılar yoğunlaştırıldı.

15 Temmuz darbe girişimi için meclis araştırma komisyonunda, AK Partili, MHP’li üyeler tarafından darbe girişiminin tüm sonuçlarının araştırılması engellenmiş olduğunu da biliyoruz.

Kriptocu FETÖ’cüler ile birlikte süreç sulandırıldı.

Kim ki, anti demokratik uygulamaları eleştiriyorsa, anında FETÖ’cü damgası vuruluyor.

15 Temmuz’un 1. Yılında yurt genelinde anma etkinlikleri yapılıyor.

Ama etkinlikleri için hazırlanan materyallere baktığımızda inanın içimiz kanadı.

Afişlerde askerle, halk karşı karşıya, halkın tepkisi karşısında korkan, ağlayan, çaresiz askerler figürü görüyoruz.

 

İtibarsızlaştırılan bir ordu algısı ile karşı karşıya kalıyoruz.

Bu duruma sosyal medyada çok büyük tepkiler var.

Derhal bu afişlerin kaldırılması isteniyor.

Diğer taraftan bayrak yasasının çiğnenerek bayrak üzerinde oynama yapılan bir afiş.

Bayrak yasasının 7. Maddesine göre, “Hiçbir siyasi parti, teşekkül, dernek, vakıf ve tüzükte belirlenecek kamu kurum ve kuruluşları dışında kalan kurum ve kuruluşun amblem, flama, sembol ve benzerlerinin ön veya arka yüzünde esas veya fon teşkil edecek şekilde kullanılamaz.”

15 Temmuz darbe girişimi tüm sonuçları ile ortaya çıkmadığı sürece, çelişkiler yumağı ile dolu 15 Temmuz’u unutmak mümkün mü?

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner27

banner37