Her kasım ayı geldiğinde ister istemez içimde bir burukluk oluşuyor. O burukluğun sebebi ise 10 Kasım 1938’de hiç bitmeyecek bir özlem duygusu…
Eğitim aldığım dönemlerde okulda yapılan anma etkinliklerinde yapılan şeylerin büyük bir kısmını anlamakta çok güçlük çekerdim. Bunun sebebi ise Atatürk‘ü tam olarak tanımıyor oluşumdu. Tam olarak bize Atatürk’ü anlatamadılar, onu hissetmemizi sağlamadılar veya sağlayamadılar. Hep bize onun yaptığı savaşları, kazandığı zaferleri, yaptığı devrimleri anlattılar ama nedense bize onu neden, niçin sevmemiz veyahut ona saygı duymamız gerektiğini hiç anlatmadılar ya da anlatamadılar. Atatürk tam bir halk adamıydı ve asıl kuvvet kaynağının halk olduğu inancında idi.
Yaş ilerledikçe okumalarım arttı. Okuduklarımla yaşadıklarımı bir araya getirdim ve fark ettim. Bana gerçekten çok eksik anlatmışlar. Ama anladım ki herkesin en güvenli limanı muhakkak Atatürkçülükmüş. Atatürkçülüğü herkesin muhakkak anlaması gerekmekte olduğunu düşünmekteyim.
Yaptığım her işte, her davranışımda; aklımı kullanmak, bilimi kullanmak, gerçekçi, dürüst ve çalışkan olmak, insanları sevmek, barışçı, bağımsız ve çağdaş olmak, her koşulda milli birlik ve beraberlikten ayrılmamaktır, Atatürkçülük. Türkiye Cumhuriyet’tin de yaşayan herkesin damarlarında kan gibi Atatürkçülük dolaşmalıdır. Çünkü Atatürk olmasaydı, inanın ki yaşam böyle olmazdı. Peki, ne oldu?
Atatürk olmasaydı; Çanakkale zaferi olmazdı. Osmanlı İmparatorluğu daha İkinci Dünya Savaşı başında çöker, Anadolu kısa zaman içinde işgal edilir. Bu durumda Sevr’de ön görülenden çok daha kötü olur ve bugünkü Türkiye Cumhuriyeti olmazdı.
Atatürk olmasaydı; Kurtuluş Savaşı olmazdı. Osmanlı İmparatorluğu’nun kaybettiği topraklar üzerinde bağımsız 13 devletten biri olan Türkiye Cumhuriyeti devleti olmazdı. Milliyetçilik duygusundan yoksun kalmaya devam edecek ve eşiğinde olduğumuz ümmetçilik kazanına düşecek, ya da Arap ve Acem milliyetçiliği potasında eriyecektik. Atatürk bize Türklüğümüzü iade etmiştir.
Atatürk olmasaydı; TBMM kurulup, açılmaz ve milletin iradesine bırakılmazdı. Ülkemiz ve milletimiz üzerinde asırlarca oynanmış haksız ve ahlaksız senaryoların tortularından kurtulamazdık.
Atatürk olmasaydı; Bizi kişiliğimize kavuşturan gerçek tarihimizden ve cehaleti yenmek yolunda başlıca dayanağımız olan Türk alfabesinden sonuna kadar mahrum kalırdık. Din ve maneviyatı, akıl ve mantıkla böylesine bağdaştıran başka bir insan bulamazdık.  
 Atatürk olmasaydı; Hayatında olduğu gibi, ölümünde de bağrından çıktığı milletini, o günlerden bu günlere dünya gündeminde tutabilmiş bir başka insana sahip olamazdık.
Atatürk oldu, vardı ve Türkiye Cumhuriyetini yarattı. Ülkeyi bizlere emanet ederek Türk milletinin kalbindeki yerine yerleşti.
Yazacak çok şeyim var seninle ilgili, söyleyecek çok şeyim var seninle ilgili. Ama ne sayfalar yeter seni anlatmaya ne de nefesim yeter. Her geçen gün seni daha çok özlüyoruz. Fikirlerini, düşüncelerini, ufkunu daha çok özlüyoruz. Zaman geçtikçe ve biz büyüdükçe senin değerini ve fikirlerini daha net anlıyoruz.
Atam! Nurlar içerisinde yatasın, saygı, sevgi ve minnetle…
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner27

banner37

banner36