BESLENME ALIŞKANLIĞINIZI  DEĞİŞTİREREK OBEZİTEYİ ÇÖZÜN
 

Duygu Hanım öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

1986 Bursa Mustafakemalpaşa doğumluyum. Hacettepe Üniversitesi’nden 2010 yılında mezun oldum. 2011 yılından bu yana da  Çekirge Devlet Hastanesinde görev yapmaktayım. Ayrıca Okan Üniversitesi’nden uzmanlığımı alarak uzman diyetisyen olarak görev yapıyorum. Neden bu bölüm

Peki neden diyetisyenlik?

Açıkçası ben üniversiteye girdiğim dönemlerde yeni yeni popüler olan bir daldı. Ona bağlı olarak bende merak oluşturdu.  Zaten her zaman  sağlıkla ilgili bir bölüm istiyordum ancak, tıp bana hitap etmiyordu.  O yüzden insanlara yardımcı olabilmek adına yapabileceğim en iyi meslek olarak diyetisyenliği seçtim.  Konuşmayı seviyorum, insanlarla iletişimde olmayı seviyorum beklide bu yüzden.

Türkiye’de diyetisyenlerin en büyük problemleri neler?

Sanırım yeterince yer görmememiz. Hastanelerde doktor olmamamıza rağmen hastalarla birebir poliklinik yapıyoruz ve bunun karşılığı yok.  Kat sayılarımız çık düşük bunun için mücadele veriyoruz. Belki daha çok büyüyüp örgütlenemediğimiz için, bir odamız olmadığı için yeterince haklara sahip değiliz.  En önemli sorunumuz ise  bizim mesleğimizi yapan bir çok insan var. Doktoru, farmakoloji uzmanı vesaire herkes beslenme konusunda söz hakkına sahip olduğunu düşünüp bizden daha fazla hastalarını yönlendirmeye çalışıyorlar.

Vatandaşların diyetisyenlere bakış açısından biraz bahseder misiniz?

Ben kendi deneyimlerinden yola çıkarak anlatayım, insanlar geldiklerinde bizden her şeyden diyet programlarına her türlü yiyeceği vermemizi  bekliyorlar. Ya da kişinin eksiliğine göre hazırladığımız programa bir başka ürünü daha eklememizi istiyorlar. Aslında bizi tam anlamıyorlar, tanımadan geliyorlar ve tamamen aç bırakarak bir işlem yapacağımızı zannediyorlar. Ama biz sağlıklı beslemenden yanayız. Bu yüzden evimizde her zaman olan ürünlerle hazırlıyoruz programlarını, bunu gördüklerinde şaşırıyorlar,  yapımı kolaymış diyorlar ve böylece uyum sağlamaları da kolaylaşıyor. Dediğim gibi bizi tanımıyorlar, biz burada devlet kanalında olduğumuz için müşteri çekmek gibi bir durumumuz söz konusu değil sadece halkın sağlıklı beslenmesine hizmet ettiğimiz ve onlara sağlıklı beslenmeyi öğretmek için buradayız.  Evet özel diyetisyen polikliniklerinde izlenen yol daha farklı biz on dakikada bir hastaya bakarken onlar yarım saatte bir hastaya bakıyor. Ama bizim amacımız sağlıklı beslenmeye bireyi yönlendirip beslenme alışkanlığını değiştirerek uzun vadede kalıcı çözüm oluşturmak. Çünkü sağlıklı beslenme özellerde olduğu gibi zaman kısıtlamasıyla olmaz hayatın her anında devam etmesi gerekiyor.

Verdiğiniz programlara itiraz edenler oluyor mu?

Tabiî ki var. alışkanlıklardan vazgeçmek kolay olmuyor insanlar için. Şunu eklesek, bunu çıkartsak, ama ben bunu tüketemem gibi söylemler oluyor.  Onun neden böyle olduğunu neden yapılması gerektiğini anlatıyoruz. Önerilerimiz oluyor. Mesela tatlı yemeden duramam diyor hasta altında yatan nedene baktığımız zaman karbonhidrat eksiliğiyle karşılaşıyoruz. Onun karbonhidrat eksiğini tamamladığımızda ve istemeyeceğini söylediğimizde baştan inanmasa da uyguladığı takdirde olumlu tepkiler alıyoruz. Programlarımızı karbonhidrat, yağ ve protein olarak dengeli veriyoruz.

Peki sağlıklı bir yaşam için sadece diyet yeterli mi?

Bazı kişiler için sadece diyet yeterli. Örneğin yürüyemeyen, çeşitli sıkıntıları veya rahatsızlıkları olan insanlara yürüyüş vermiyoruz ama onlara kendilerinin uygulayabileceği bazı egzersizleri fizik tedavi uzmanının önerileri çerçevesinde vücudu tamamen hareketsizleştirmemek adına veriyoruz.   Ama onun haricinde en basit şeyi söylüyoruz yürüyüş. Günlük yürüyüşünü yaptığın an bizim için yeterli oluyor zaten.  Tabiî ki vücudumu sıkılaştırmak istiyorum ve ya belli bir bölgesinden kilo vermek istiyorum diyenler o bölgeye özel çalışmalar yapması gerekiyor.  Ama bunları biz sağlamıyoruz. Bunları uzmanına bırakıyoruz.

Obezite sorunundan hangi noktada sizce?

En önemli noktada sadece Türkiye’de değil dünyada hızla artmakta. Yapılan çalışmalara baktığımızda çok hızlı artan obezite için bir çok yerde önlemler alınıyor. Programlar düzenleniyor. Türkiye’de de buna benzer programlar var. Özellikle halk sağlığı bölümleri bu durumla daha fazla ilgileniyorlar. Okullardan tutun bir çok bölgede programlar düzenleniyor ve sağlıklı beslenme yolları anlatılıyor. Ama obeziteyi önlemek için katı kurallara ihtiyaç var. Çünkü sanayinin gelişmesi ile birlikte glikoz şuruplarının kullanılması bunların bağımlılık yapması, masa başı çalışmanın artması, insanların hayat koşuşturması içinde kendine vakit ayırmaması obeziteyi tetikleyen ve artmasını hızlandıran bazı faktörler arasında ve önlemek için tedbirler alınmalı. Çünkü obeziteye bağlı olarak tansiyon, diyabet, kalp hastalıkları gibi bir çok hastalık ortaya çıkıyor.  İnsanlara bu yönde eğitimler verilmeli ve daha beslenme alışkanlığı anne karnında başlanması gerekiyor.

Obeziteyle ilgili devlet destekli çalışmalar var mı?

Devlet hastanelerinde ücretsiz olarak verilen diyetisyen desteği var. Okullardaki uygulanan kantin politikaları kapsamında süt ve kuru üzüm dağıtımı, asitli içeceklerin, patates kızartması ve cipslerin satışının yasaklaması var.  Ülkenin çeşitli yerlerinde seminerler düzenleniyor.  Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı Çalıştayı yapıldı bu kapsamda.  Zaten halk sağlığı birimleri çeşitli uygulamalar gerçekleştiriyor. Bildiğim kadarıyla halk sağlığında çalışan arkadaşlarımız okullarda halk eğitim merkezlerinde sağlıklı beslenmeyi anlatıyor. Hani hep deriz toplumu eğitmek kadınları eğitmekten geçer diye. Sağlıklı beslenmede alışkanlığı da kadından başlamalı. Bu yüzden kadınlar bu alanda önce eğitilmeli, çünkü yemeği pişiren kadın  ve çocuk doğru beslenmeyi öğrenecek yine kadın. Zaten obez çocuk geldiğinde biz çocukla çalışmıyoruz. İlk olarak aileyle iletişime geçiyoruz ve ailenin beslenme alışkanlıklarını değiştiriyoruz. İhtiyaç kalırsa çocukla görüşüyoruz.  Hem çocuklarda uygulanan program kronik bir rahatsızlığı yoksa onu kısıtlayacak bir program olmuyor kesinlikle.  Ancak paket ürünleri her gün tüketen çocuktan sağlıklı bir beslenme bekleyemeyiz. Çocuklar cips kola gibi ürünlerle çok küçük yaşta tanışıyorlar, buna nazaran sorunlarda artıyor. Çocuklar bu tür ürünlere küçük yaşlarda maruz kalmamalı. Örneğin oğlum şuan 7 yaşından ama çaya şeker atması gerektiğini bilmiyor çünkü ona maruz kalmadı, çaya şeker atılacağını bilmiyor ve şekersiz içiyor.  Çocuğu bu tür ürünlerle  ne kadar geç tanıştırırsak alışma olasılığı o kadar az olur.

 

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Biz diyetisyenler insanların aç kalarak bir şey yapmasını istemiyoruz. Sık ama yeteri kadar ve sağlıklı ürünler tüketerek sağlıklı beslenmelerini istiyoruz. Bizim amacımız sağlıklı ve dengeli olarak uzun süreli çözüm oluşturmak.

HABER: AYŞEGÜL ALTINTAŞ

 



Gazete Bursa
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner27

banner37

BTM’den öğretmenlere özel bilgi şöleni
Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi’nde öğretmeler gününe özel gerçekleştirilecek sempozyumda eğitimin...

Haberi Oku