(ÖZEL HABER) Adliye'de Kumpas İddiası (Bölüm-1-2-3)
 Bu davada, birkaç tane taraf var. Dosyası okumaya başladıktan ve olayları sizlere aktarmaya karar verdiğim anda aslında iki tane mağdur taraf olduğunu gördüm. Birincisi iftiraya kurban edilmek istenilen bir hukuk adımı. İkincisi ile iftira olayında baş kahraman olarak rol biçilen genç bir kız.

Olayın, kaymağını yiyenler ise, sonradan FETÖ iddiasıyla yakayı ele veren örgüt mensuplarından bazıları. Devlet arazisi ve hazine arazisine mülki amirler, yerel yöneticiler ve FETÖ’nün imamlarının isteklerine göre el konulan bir ibretlik olay. Sonuç, “yazık bu memlekete yazık” diye yorumlayabileceğimiz ilginç detaylar. 

Olayın baş kahramanı olan genç kız, polis karakoluna gidip “tecavüze uğradım” diye iddiada bulunuyor. Sonra ifadesi alınırken, “kızlığım bozulmamışsa şikayetçi değilim” diyor. Sonra, ifadeler değişiyor. Komplo kurulan hukuk adımının bürosuna polisler gidip kontrol ediyor. Genç kız Adli Tıp muayenesinde bakire çıkıyor. Fakat, Komplocular, hukuk adımına hapis cezası verdiriyorlar. Ağır Cezadaki davada, heyet üyelerinden hanım olanı, “ben tecavüze inanmadım” diye karşı oy kullanıyor.

 “Tecavüze uğradım “dedi

“Bakire raporu” verildi  

Türk adalet sisteminde olmaması gereken, fiiliyatta ise olduğuna inanmak istemediğimiz pek çok olayda kurulan kumpaslara bir örnek Bursa Adliyesi’ndeki tecavüz dosyasından çıktı.

Olayın başlangıç tarihi 2014 yılının Mart ayı. O tarihlerde 19 yaşında olan Canan Ç. İsimli genç kız, Çarşı Polis Merkezine gidip, kendisine tecavüz edildiğini iddia ediyor. Karakolda işlem başlatılıyor. Genç kızın ifadesi alındıktan sonra olayın vukua gelip gelmediğinin anlaşılması için Zübeydehanım Doğum Evi Hastanesine kontrol için sevk ediliyor. Burada yapılan ilk muayenede, (ki, muayene zamanı gece yarısı saat 02.04 olarak kayıt altına alınıyor.) genç kızın tecavüze uğradığına dair kadınlık bölgesinde herhangi bir cinsel objeye rastlanmadığı rapor ediliyor.

Sonra, genç kızın karakolda alınan ifadesi de epey ilginç.

Önce şikayetçi olduğunu söylüyor. Sonra, “kızlığım bozulmamışsa şikayetçi değilim” diye ifadesini değiştiriyor.

Sonra, olayda suçlanan taraf olan hukukçunun bürosunu polisler basıyor. İddiaya göre, genç kız iş için büroya gitmiş, burada çalışmaya başlamış, sonra avukat kendisine viski vermiş, sonra da tecavüzde bulunmuş.

Polisler, büroya olaydan çok kısa zaman sonra geliyorlar. Büronun panoramik fotoğrafları çekiliyor. Suç delilleri aranıyor. İçki bardakları, viski şişesi ortada yok. Tutulan tutanakta ise  sadece genç kızın iddiaları var.

Neyse, olaydan sonra genç kızın ikinci ifadesi alınırken, bu kez viski içtikleri iddiasına birde içtiği kolasına ilaç karıştırıldığı iddiası ortaya atılıyor.

Buna, rağmen, genç kızın şikayetinin devamı sağlanıyor. Hukukçu hakkında işlem başlatılıyor. Bu işlemler sürerken, genç kız ve olay anında üstünde olduğu söylenilen ve adli emanete alınan giysileri Adli Tıp Kurumu’na gönderilmiyor. Adli Tıp 6. İhtisas Kurulu 11 Mart tarihinde suç eşyalarıyla iddiaları inceliyor. Yapılan bulgularda önce tecavüze uğradığını iddia eden genç kız bakire çıkıyor. Bu durumda tecavüz olayından söz etmek mümkün değil. Fakat, genç kızın eşyalarında spermler gözüküyor. Bu spermlerle ilgili Adli Tıp tarafından yapılan araştırmalarda ise, tecavüzle suçlanan hukukçunun spermleriyle uyum sağlamıyor. Ayrıca, iç çamaşırındaki spermlerin iki ayrı kişiye ait olduğuna dair rapor veriliyor.

Aynı raporda, genç kızın bakire olmasının yanında cinsel temasa da uğramadığı rapor altına ve kayıt altına alınıyor.

Olayın Savcılık soruşturması sürerken genç kız 26 Mayıs günü Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe ile başvuru yapıp, şikayetin vaz geçtiğini beyan ediyor.

Savcılık ise, olayın Kamu Hukuku açısından incelendiği için bu dilekçeyi soruşturma evrakıyla birleştirmeyip, zaten hala devam eden bir soruşturma olması bahanesiyle işleme alınmayıp Takipsizlik Kararı veriyor.

İşte, Adliyede kurulan kumpas iddialarının birinci evresi böyle.


BÖLÜM-02

Hukuk adamına yönelik adli kumpas iddialarıyla ilgili yepyeni bilgiler ortaya çıktı. Ne zaman 15 Temmuz darbe girişiminden hemen sonra.

Hepsi FETÖ’cü çıkmış…

Olayla ilgili ilk aşamada tecavüz iddiasında bulunan genç kızın ifadesini alan ve delil topladığı iddia edilen polis memuru C.Ö. FETÖ iddiasıyla tutuklu. Polis amiri Fatih Ç. FETÖ iddiasıyla tutuklu.  Ceza veren 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Fahrettin B. FETÖ iddiasıyla tutuklu. İşte,  adli tesadüfler zincirinin halkaları…

Aynı tezgahı yine yapmış !

Genç kızı iş için büroya gönderen Avukat  FETÖ iddiasıyla tutuklu. İşin ilginç bir başka vakıası ise aynı genç kız Canan Ç. 2011 yılında da yine bir avukatı aynı tecavüz iddiasıyla suçlamış. Bursa Adliyesi’nde C.Savcılığı hazırlık 2011/ 37 bin 473 soruşturma numarası ile başlatılan işlem, şüpheli avukatın kazaen ölümü üzerine işlemden kaldırılmış.

Tecavüz iddiasına düzmece deliller

Bursa Adliyesi’nde ortaya çıkarılan ve adına pek çok hukuk adamı tarafından “Hukuk skandalı” olarak nitelendirilen iddialarla ilgili yepyeni ve davanın hem soruşturması hem de yargılama sırasındaki kavuşturması sırasında dikkate alınmadığı öne sürülen delillerin ortaya çıkması şok etkisi yarattı.

Gazete Bursa olarak dün yayınladığımız ilk haberimizle ilgili okurlarımızdan gelen yönlendirmelere göre, sadece Bursa adliyesi değil, Türkiye’nin pek çok adliye binalarında bu tür olaylara rastlanılması mümkün olabilir. Tabi, bu konularla ilgili elde, bilgi, belge ve delil olmadan yazı yazmak, haber yapmak bizim meslek anlayışımıza ters.

Elimizdeki mevcut olayla ilgili olarak olayın başlangıcından mahkeme sonuçlandırılıncaya kadar kurulan tezgah ve tuzakların, oluşturulan kumpas iddialarının gelişmesi gerçekten akıllara zarar verebilecek bir şekilde uygulanmış.

Savcı ve hakimin
Delil karartması

Adliye’de Kumpas İddiaları haberimiz, yayınlandığı ilk gün yeri göğü inletti. Pek çok hukukçu gazetemizi arayıp, bu konulara benzer bazı olayların yaşandığına dair iddialarda bulundular. Hatta, adliyede siyasi ve hemşeri dayanışması olduğunu bile iddia edenler oldu.

Bu iddiaların araştırılması ve ortaya çıkarılması gazetecilik mesleğini yapan bizlerin değil, hukukun görevidir.

Bizim yayınladığımız dosyamızdaki olayları ve konuları ve yargılama sırasında göz ardı edilen delillerin olup olmadığı, bu delillere nasıl ulaşıldığı, yargı safahatında bu delillerin hangisinin dikkate alındığı önemli.

Çünkü, adalet hepimiz için adalet olmalı ve gerçekleri bulabilmeli.

Şikayetten vaz geçmiş

Tecavüze uğradığını iddia ettikten sonra bakire çıktığı Adli Tıp Raporu ile belirlenen genç kızın, Savcılığa tekrar baş vurup,  26 Mayıs 2014 tarihinde şikayetinin gerçek olmadığını ve vaz geçtiğini beyan eden dilekçe verdiği ortaya çıktı.

Önce Savcı, sonra

Hakim değiştirilmiş

Hemen o dönemlerde cemaat denilen Paralel Yapıya yakın bir haber ajansında olay sadece genç kızın iddialarına dayanılarak medyaya servis edilmiş.

Bu haberler üzerine kadın dayanışması adı altında bir algı politikası izlenmeye başlanıldığı iddiaları göze çarpıyor.Mahkeme iddianameyi kabul ettikten sonra genç kızın alınan ilk ifadesinde, poliste verdiği ifade, savcılıkta verdiği ifade arasında ve mahkeme huzurunda söyledikleri arasında çelişkiler olması dikkat çekmiş. Bu durum duruşma tutanaklarına eklenmiş.

Bu kez, Mahkeme başkanı başka bir göreve atanmak üzere görevinden alınıp yerine Fahrettin B. getirilmiş. Dosyanın ve davanın geri kalan senaryosu uygulamasına böylece başlanılmış.

FETÖ tutuklamaları

Bu ilginç, ilginç olduğu kadar FETÖ’nün yayın organları gazeteler, medya kuruluşları ve haber ajansları tarafından da sıkı takip edildiği için kamuoyunun gözleri önünde, mağdur bir genç kız yaratılıp, genç kıza karşı saldırıda bulunduğu iddiasıyla bur hukuk adamının adli görevlilerce nasıl etkisiz hale getirilmek istendiğinin senaryosuyla ilgili ortaya çıkan yeni belgeler ve iddialar halkın “neler oluyor?” diye sormasını haklı duruma getirebilir.

İşte,  adli tesadüfler zincirinin bazı halkaları ile ilgili iddialar…

 Olayla ilgili ilk aşamada tecavüz iddiasında bulunan genç kızın ifadesini alan ve delil topladığı iddia edilen polis memuru C.Ö. FETÖ iddiasıyla tutuklu. Polis amiri Fatih Ç. FETÖ iddiasıyla tutuklu. 

Delil karartılması iddiası

Yine, FETÖ iddiasıyla tutuklanan Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Fahrettin B.’nin, yargılamayla ilgili kavuşturma sırasında, dosyadaki Bakire Raporunu dikkate almadığı, genç kızın çelişkili ifadelerini dikkate almadığı, suçlanan şüphelinin bürosundaki delil olarak değerlendirilen belgeleri dikkate almadığı, olayda iddia edilen içki içilmesiyle ilgili delillerin hiç olmadığı konusunun dikkate alınmadığı, heyetteki hakim hanımında bu nedenle gerekçeli karara çekince koyduğu ve karşı oy kullandığı ortaya çıktı. İşte Hayret bir şey dedirten olayın ayrıntıları….

İlk şüphe, soruşturma savcısının durduk yere neden değiştirildiği sorusuna aranılmak istenilen cevapta yatıyor. İkinci şüphe, mahkeme reisinin yok yere ve zamanı olmadığı halde neden değiştirildiği olayında yatıyor.

Üçüncü şüphe, dosyadaki mevcut deliller ve genç kızın “bakire” çıkmasına rağmen, hatta, genç kızın iç çamaşırlarında bulunan spermlerin de iki ayrı erkeğe ait olduğunun Adli Tıp Kurumu’nun olayın meydana geldiği iddia edilen gün genç kızın üzerindeki giysileri ve Zübeydehanım Doğumevi Hastanesi’nde alınan doku örnekleriyle Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan genetik muayenesiyle ilgili hazırladığı 2015/ 1.106 sayılı raporun mahkeme safahatı sırasında yokmuş gibi hareket edilmesi iddiası.

Dördüncü şüphe, genç kızın aynı tecavüz iddiasıyla ilgili olarak 2011 yılında da bir başka avukat hakkında tecavüz iddiasında bulunması, ki o zamanki yaşı 18’in altında olması hasabiyle olayın vahameti daha derin olmasına rağmen, bu iddiaların ve soruşturma evraklarının dava dosyasına getirtilip hiç incelenmeyişi iddiası.

Beşinci şüphe, genç kızın 26 Mayıs 2014 tarihinde soruşturma savcısına verdiği “bu olay ve konu gerçek değildir. Tarafıma herhangi bir taciz olayı yoktur” özetli dilekçenin ne iddianame hazırlanırken ne de yargıdaki kavuşturma sırasında dikkate alınmadığı iddiası. Altıncı şüphe; genç kızın büroda viski içtiklerine dair iddiaları. Büroda olaydan hemen sonra, yaklaşık 35 dakika sonra yapılan delil tespiti ve panoramik fotoğraf çekimlerinde ne viski bardakları ne de viski şişesi bulunmaması, şüphelinin ise alkol ve sigara kullanmadığını beyan etmesine rağmen, bu beyanların dikkate alınmayışı iddiaları.  

Oysa, dosyaya konulmak istenilen ve mağdur genç kızın İstanbul’daki eğlence mekanlarında değişik zamanlarda çekilen alkol kullanırken görünen fotoğraflarının dosya içeriğinde mevcut olmayışı iddiası…

BÖLÜM-03

Bursa’da FETÖ terör örgütünün eğitim yuvası denilerek açılan, sonra da örgüt yuvası olduğu iddiasıyla el konulan Orhangazi Üniversitesi’ne arsa tahsisine itiraz eden genç avukatın başına gelen tecavüz iddiası, adli kumpasın perde arkasını aydınlatıyor.

FETÖ işbaşında

15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasında kaçarken yakalanan Savcının hazırladığı iddianamenin nasıl bir kurgu olduğu iddialarıyla yankılaşan Bursa Adliyesindeki bu korkunç tuzak iddiaları yeni bulgularda epey ilginç hal aldı.

Sebep üniversite

Olayın başlangıcı ise, 2014 yılı ocak ayında, avukatın Orhangazi Üniversitesine hazine arsasının verilmesiyle ilgili Yıldırım Belediyesi’ne verdiği dilekçe ile gerçekleşmiş. O dönemin üniversite kurucuları, avukatı arayıp, buluşmuşlar, dilekçesini geri almasını talep etmişler. İstekleri olmayınca da bu tezgahı kurdukları iddiası konuşulmaya başlandı.

Vali devrede

Şu anda cezaevinde tutuklu bulunan vali Şahabettin Harput’un da olaya ismi karıştı. Valinin dilekçe veren avukata “bu işle uğraşma. Yapılan işler hukuka uygun. Okulu yapacaklar, Bursa’ya değer kazandıracaklar. Onun için arsa tahsisi yapıldı. Bakan ve vekillerde destek oluyor” demiş. Avukat dilekçeyi geri almayancı da tecavüz olayı iddiaları sahnelenmeye başlanmış.

FETÖ tezgahı  

Bursa Adliyesi’ndeki Kumpas iddialarıyla ilgili dosyanın altından ilginç detaylar ortaya çıkmaya başladı. Tecavüze uğraşan genç kızın Adli Tıp Raporunda bakire çıkması üzerine, kimliği belirsiz kişilerin mağdur kızın avukatına yönelik saldırı girişimleriyle ilgili iddiaların, yeni bir algı operasyonu yaratma çabaları ve iddialarının FETÖ tezgahı olabileceği konuşuluyor.

Konuyla ilgili bir başka detay ise, olayın içine eski vali Şahabettin Harput’un isminin karışması.

Peki, şu anda FETÖ iddiasıyla tutuklu bulunan ve hakkındaki suçlamalardan bir tanesi de Orhangazi Üniversitesi’ne devletin arazisini tahsis etmesiyle de suçlanan vali Şahabettin Harput, bir gurup işadamı arkadaşı ile birlikte avukatı bir inşaat şirketine davet edip uyarmış!

Bu bilgi gerçekten çok kötü bir olay. İddialar doğru ise, valinin ismi bir tecavüz olayının senaryosunu yazanlar arasında yer alması, kamu yönetimi ve devlet yönetiminin kimlerin eline kaldığının, devletin gücünün nasıl kullanıldığının iddialarının göstergesi açısından da iyi bir örnek.

 

Her şey dilekçe ile başladı

Tecavüzle suçlanan avukat, ocak 2014 ayında, Yıldırım Belediye Başkanlığına dilekçe verip, Orhangazi Üniversitesine arsa tahsisi ile ilgili bilgileri istemiş. Çünkü, bu arsanın içinde sadece hazine alanları değil, belediye alanları da var olduğu gerçeğinden hareketle, belediye arsalarının nasıl ve neye göre tahsis edildiğini sormuş.

Bir nevi vatandaşlık hakkını kullanmak istemiş.

Sonra, belediye görevlileri avukatı arayıp, dilekçesini geri almasını istemişler. Yazılı cevap isteyince de yapılan işlemin hukuka uygun olduğuna dair daha sonra yazı göndermişler.

 

Vali devrede

Ne olduysa ondan sonra olmuş. Üniversitenin mütevelli heyetinde yer bazı işadamları, avukatı arayıp görüşme talebinde bulunmuşlar. Nilüfer Beşevler semtinde, bir inşaat firmasına ait yönetim merkezinin 4. Katında dairede buluşma gerçekleşmiş.

Buluşmada, isimleri Paralel örgütle anılan, FETÖ iddiasıyla tutuklanan, sonra itirafçı oldukları iddiasıyla serbest bırakılan işadamları M.A.,  S.K. , S.U,  şirketin sahibi Abit D. Halen tutuklu bulunan Kenan S., Beytullah Ç., Nilüfer İmamı olduğu iddia edilen Yusuf T., Eyüp K., ile beraber vali Şahabettin Harput bir araya gelmiş.

İddialara göre,  avukata Yıldırım Belediyesine verdiği dilekçeyi geri çekmesi ve bu işin peşini bırakması uyarılarla söylenmiş. Vali Şahabettin Harput ise, arsaya üniversite kurulacağını, bu konunun Bursa’nın hayrına olacağını, bakan ve vekillerinde bu kararı desteklediklerini ifade ederek, dilekçeyi geri çekmesi konusunda bizzat uyarılarda bulunmuş.

İşte ne olduysa o toplantıdan sonra olmuş. Avukat bu kez, Yıldırım Belediyesine verdiği dilekçenin benzerlerini Büyükşehir Belediyesi ile Valilik Makamlarına da vermiş. Amaç, bilgi istemek. 

Çok değil,  bu olayların yaşanmasından 10 gün sonra, tecavüze uğradığını iddia eden kızı avukatın bürosuna göndermişler. Böylece korkunç tezgah ve ithamlar, iftira zincirleri başlamış.

Vakit geçirilmeden olay, FETÖ örgütünün yayın kuruluşlarındaki medyada haber olmuş. Haber ajansı tarafından bütün ayrıntılarıyla geçilip, kamuoyu oluşturulmasına yönelik, kısaca Orhangazi Üniversitesine arsa tahsisinin nasıl yapıldığını merak edip dilekçe veren avukatın, “sen kimsin, biz sana gösteririz” karşılığı olarak başına çoraplar örülmeye başlanmış.

Sonra, iki gündür gazetemizde yayınlanan olayla ilgili adli soruşturma ve adli ceza davası süreçleri başlatılmış. Bu arada, kamuoyu desteği alınması adına, toplumsal algı operasyonu başlatılmış. O dönemde HDP’den Bursa milletvekili seçilen kadın ile bazı siyasi partilerin kadınları ve Baro’nun bazı kadın avukatları, olaya tepki için toplanmışlar. Amaç, algı operasyonu yaratıp, tecavüz iddiasına rağmen bakire çıkan genç kızla ilgili olayın  düzmece olduğu patladığının vermemesi ve cinsel tacize dönüştürülmesi ve FETÖ üniversitesine karşı dava açabileceği düşünülen avukatın pasifize edilmesi .

Tecavüz iddiası

Vali Beyin işadamı arkadaşlarıyla beraber bir köşeye çekip uyardığı avukat bu kez dilekçelerine verilecek cevaplara göre, Orhangazi Üniversitesi’ne tahsis edilen arsa işleminin iptal edilmesi için dava açacağını söyleyip toplantıdan ayrılmış.

Aradan çok kısa zaman geçtikten sonra bu tecavüz iddiası ortaya atılıp, kurulan kumpas işletilmeye başlanmış.

Tabi ki, Adliye’deki FETÖ uzantısı oldukları iddia edilen bazı adalet insanları da bu olayın kahramanları arasında yer almışlar.

Kamuoyu baskısı

Kumpas iddiaları sadece tecavüz iddiasıyla bağlı kalmamış. Genç kızın bakire çıkması olayları bozmuş gibi gözükse de, soruşturmayı sürdüren Savcının değiştirilmesi, sonucu olay cinsel istismara çevrilmiş.

Birde, kamuoyu baskısı oluşturma adına, kadın kuruluşları, bazı STK’lar devriye sokulup, olayla ilgili geniş katılımlı açıklamalar yapılmış. Konu medyada sürekli gündemde tutulmaya çalışılmış.

Bu esnada değişik başka olaylarla da bu konu desteklenmesi iddiaları söz konusu.

Genç kızın savunmasını üstlenen avukatın evine bir zarf içinde gönderilen 2 mermi gündeme getirilmiş. Sonra, avukatın kurşunlanması iddiasıyla olay devam ettirilmiş.

Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili yapılan soruşturmalarda bu olayların faillerini belirleyememiş. Konuyla ilgili açılan herhangi bir davanın olmadığı bilgisine ulaştık. Bu esnada, tecavüzle suçlanan avukat, Başsavcılığı dilekçe ile başvurmuş ve ne mermili mektup ne de kurşunlanma olayı ile ilgisinin olmadığını, kendisine iftira edildiğine dair şikayette bulunmuş.

Bu şikayette takipsizlikle sonuçlanmış.

Her yol FETÖ’ye çıkıyor 

Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yargılamada yapılan kavuşturmalara göre, delil yetersizliği ve toplanan delillerin ceza verilmesine yol açacak tutarlılıkta olmadığına dair karşı oy kullanan hakim üyenin yazdığı gerekçelerde konunun bir kumpas olduğuna dair şüphelerin yer salması adalet adına yapılan adaletsizlik iddialarına iyi bir örnek olabilir.

Kurulan tuzak sırasında belki de savunma avukatına gönderilen mermilerin veya yapıldığı iddia edilen kurşunlamanın da FETÖ örgütünün bir tezgahı olup olmadığı ihtimali bugün tartışılmaya başlanması bile adalet adına üzücü.

Olayla ilgili olarak şu anda FETÖ iddiasıyla tutuklu bulunan vali Şahabettin Harput’un iddialara göre avukatı davet edip diğer işadamlarıyla beraber toplantı yapmasının ardından böyle bir olayın meydana geldiği yolundaki iddialar daha çok üzücü.

Daha öncede ifade ettiğimiz gibi bu olayda iki tane mağdur var. Birisi olayda ismi geçen genç kız. İkincisi ise tuzak kurulup, mesleği, aile hayatı karartılmak istenilen avukat.

Bakalım, adalet bu işin sonucunu nasıl bağlayacak?

Konuyla ilgili yayınlarımıza şimdilik ara veriyoruz. Davayı takibe devam edeceğiz.

 

/////////////

Savcıların ismi karışmış




/////////////////

Önemli mesaj

Özgürlüğün sesi Gazete Bursa ilkeli yayın ilkesi ve doğruların kamuoyuna ulaştırılıp duyurulması konusundaki çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Gazetemizde yayınlanan her türlü haber, yazı ve yorumla ilgili okurlarımızın, bu konularda ismi geçen herkesin, konularla ilgisi olsun olmasın, bilgi, belge sahibi olan herkesin bizlere ulaştığında gerekli açıklamalarına yer veriyoruz. Bundan böyle de vermeye devam edeceğiz. Adliye’deki Kumpas İddiaları başlıklı yayınlarımızla ilgili her türlü açıklama, bilgilendirme ve konuyla ilgili haberlerimizle ilgili itirazları olanların da yaptıkları veya yapacakları açıklamaları, ifadelerini bu sütunlarımızda sizlerle paylaşacağız.

Her zaman olduğu gibi, biz doğrudan yanayız. Hak, hukuk ve adaletin yerine gelmesi, haklı ile haksızın ayrıştırılıp, doğruların kamuoyu tarafından öğrenilmesi bizim mesleki ve gazetecilik görevimiz.

 /////////////////////

 

 



Gazete Bursa
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner27

banner35

Başkan Altepe, önce açılış yaptı sonra...
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, Siteler ve Bağlaraltı mahallelerini birbirine bağlayan...

Haberi Oku