Bedava Mp3 indir

Gazeteci olmak sadece bir meslek değildir!
Bir yaşam biçimidir! Tarafsızlıktır! Çoğunluğun sesidir!
Yöneticilere, idarecilere gerekeni hatırlatmaktır. Yeri geldiğinde tarafsız ve özgürce eleştirebilmektir. Aydınlıktır gazetecilik. Bir görevdir!
 
Son zamanlarda her meslekte olduğu gibi bizlerin de içinde bulunduğu bu sepette ‘’çürük elmalar’’ çıkmıştır. Bu çıkar peşinde olmayan bizleri de üzmüştür.
Bizler dediğim ise...Hani ‘’nereden, nasıl ve ne şartlarda yetiştiğimizi’’ bilen meslektaşlarımdan bahsediyorum. Ve hangi şartlarda yetiştiğimizi, ‘’kabuğumuzu’’ unutmamış çok değerli meslektaşlarımdan bahsediyorum. Hatta bir gazete çıkartmanın ‘’mutfağını’’ bilen, unutmamış arkadaşlarımızdan bahsediyorum... Eski günlerini anılarına kazıyan, dünleri unutmayan, geçmişi ise her daim yad eden arkadaşlarımızdan söz ediyorum... Hala ‘’ben kimim’’ ve ‘’benim görevim nedir’’ diye sorgulayabilen dostlardan bahsediyorum...
 
VELHASIL zordur gazetecilik!
Ama işinizi seviyorsanız dünyanın en keyifli mesleğidir. Fakat bir de görünmeyenleri vardır bir gazetenin. Biraz da bundan bahsetmek istiyorum. Çünkü zordur bir gazete çıkartmak ve gazeteci olmak.
Okuduğu gazetenin hangi aşamalardan geçtiğini bilmez okuyucu. Oysa ki o gazetenin bir de bana göre en önemli rolü üstlenen ‘’isimsiz kahramanları’’ vardır.Elinize aldığınız o gazetenin fotoğraflarını çeken, haberleri yazan, yazıları dizayn eden, sayfaları hazır duruma getiren, yüzlercesi teknik işlemi yapan, gazeteleri basan ve ulaştıran binlerce kişiden oluşan bir ordudur adeta! Okuyucu bu kitleleri doğal olarak hiç tanımaz. Örneği bir gazetenin en kötü hava koşullarında bile ‘’kelle koltukta’’ yurdun en uzak köşelerine ulaştırmaya çalışan kamyon şoförlerimizi kimse tanımaz. Ben de tanımıyorum. Fakat biliyorum ki çok önemli bir görevi üstlenmişlerdir.
Matbaa çalışanlarını da tanımam. Oysa asıl tanınması gereken, en büyük fedakarlığı çeken kişilerdir o arkadaşlar. Geceleri her şartta görevinin başındadır.
Bir gazetenin ‘’İsimsiz kahramanları’’ dır vitrinde olmayanlarımız.
 
Bir de vitrinde olan gazeteciler vardır. Okuyucu gördüklerini tanır. Fotoğraflarımızı görür. Yazdıklarımızı okur.Bizi sevenler de vardı, tabii sevmeyenler de... Ama sonuçta bizi tanırlar!
Aslında bizler de sizden farklı değiliz. Tıpkı sizler gibi üzülürüz veya seviniriz. Hatta bazen her ne kadar hata yapma  lüksümüz yokmuş gibi görünse de.... emin olun yaparız!
Aramızda kasılmayı, poz yapmayı ve kendini olduğundan çok daha iyi satmayı başaran meslektaşlarımız az da olsa yok mu..? Var tabii ki....
İşte o ‘’küçük azınlık’’ bazı durumlarda ‘’büyük gazetecidir’’! (Ben ve benimle birlikte pek çok arkadaşım hiç ‘’büyük gazeteci’’ olamadık).
Ne bileyim ki...Hiç iş takipçiliği yapamadım ben  mesela. Gazeteciliğim dışında başka bir şey olamadım. Tabir’i caiz ise ömür geçti ben hiç köşe görmedim, dönemedim.... Hatta malum günümüzde pek çok yere davet edilenler listesinde adım bile geçmez. Anlayacağınız yeteri kadar ‘’büyüyememişim’’.
 
Ne yazık ki o büyümeyi başaran örneklerden birine geçtiğimiz günlerde tanık olduk. “Küçük azınlık’’, ‘’büyük gazeteci’’ olan bir meslektaşımız, mesleğini kötüye kullanmaktan tutuklandı. Bu konudaki düşüncelerini aktaran meslektaşım, yakın bir dostumun yazısını paylaşmak istiyorum sizlerle:
‘’ ÇALIYA BASMADAN HALIYA BASILMAZ sözü kulaklara küpe olmalıdır!
Bir çift sözüm de ‘’sonradan olmalara’’ destek veren yerel yöneticiler, politikacı, siyasetçi ve iş insanlarına...Karşınıza gelen gazetecinin kim olduğunu, nereden geldiğini, hangi mahfillerle işbirliği yaptığını, dünyaya nereden baktığını, aydınlık bir geleceğe inanıp inanmadığını, insan olup olmadığını... Onu tanımaya çalışmalısınız! Araştırma yapmadan cebinize koyduğunuz her kuruş bir gün böylesi örnekleri ortaya çıkarır...!’’ demiş.
Ne diyebilirim ki arkadaşım. Yerden göğe kadar her satırına katılıyorum!
Bazıları adeta gökten zembille iniyor!
Bu söylediğim her meslekte geçerli bir durum oldu...
Yeter ki etkili ve ‘’yetkili’’ kişilerin olsun!
Ama bazıları da (az kalanlar)etkili ve yetkili kişiler sayesinde değil, dağ dere tepe çantasında simit ayran taşıyarak muhabirlikten gelenlerdir. Yani hiç bir şeyi,‘’özünü’’ve ‘’sözünü’’ yitirmeyenlerdir!
Maksadım kimseyi kızdırmak değil, kendim için yazdım aslında! Çünkü bir kez daha sorgulamak istedim nerelerden geldiğimi, hangi zorlukları yaşadığımı ve ne maksatla bu mesleği seçtiğime dair.....
Ve biraz da aslında bu mesleğin unutulan taraflarını paylaşmak istedim.
 
Zor zanaattır gazetecilik. Eğer damarlarınızın içine nüfuz etmeyi başardıysa dünyanın en güzel mesleklerinden biridir. Ve son nefesinize kadar mutlak sizinledir!
 
Günümüzde yaşanılan ( sebep olanların vebalidir) güven kaybını bir gün geri kazanılması dileğimdir!
Ve her şeye rağmen, tüm zorluklarına rağmen, bütün ‘’tüm...lere’’ rağmen, mesleğini büyük bir aşkla sadakatle sürdürmeye çalışan meslektaşlarıma, dostlarıma selam olsun hepsine!
İYİ Kİ GAZETECİYİM! İyi ki bu mesleği seçmişim.
‘’RAĞMEN’’LERE rağmen iyi ki de...
    
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
İhsan Sertbarut 1 hafta önce

Bu yaxıya söylenecek ilave edilecek bir cümle bulamadım.Gazetecilik mesleği bundan güzel yansıtılması okurlara..Tebrikler..

Misafir Avatar
Zeki Kocabay 1 hafta önce

Sesiz halkın sesi olan gazetecilere saygılarımla.
Emeğinize yüreğinize sağlık.

Misafir Avatar
Hamdi üstün 1 hafta önce

Babıali değimiyle birilerinin kalemşörü değil , gönüllerin kalemşörü olmaktır mesele.selam olsun dogrudan,gerçekten,gördüğünü gerçek bir şekilde yazıp milyonlarca güzel gönülleri fetheden gönüllerin kalemşörlerine

Misafir Avatar
Fethiye Uslusoy 4 gün önce

Gazetecilik zor zanattırın yanı sıra.
Türkiye'de hem gazeteci,hem kadın olmak iki kere zordur.

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner37

banner36