2030 veya 2050 yıllarından günümüze baktığımızda göreceğiz ki birçok yapılmış büyük hatanın gerekçesi ufacık bir kişisel menfaat ile ilişiklisi olduğunu! İşte o zamanlardan baktığımızda iş işten zaten geçmiş olacak, işte o zaman tarihe kötü hatıralar bıraktığımızı fark edeceğiz ve daha önemlisi de gelecek çocuklarımızın tüm yaşantısını ipotek altına soktuğumuzu göreceksiniz. İşte o gün sorgulama yapmanın hiçbir anlamı olmayacak ve geçmişten ders alalım cümleleri ise hep boşluklarda kalacak.

Bunları neden mi diyorum size ifade edeyim ve sonra bir iki pratik fikrimi sizinle paylaşayım.

Her günümde çeşitli kademelerde insanlar ile çok samimi iletişimler kuruyorum. Çok samimi derken gerçekten öyle… Birçok vekil ile bir çok ilin valisi ile kendi jenerasyonuma yakın kaymakam ile çeşitli il/ilçe belediye başkanları ile, ticaret /sanatkara yol gösteren oda başkanları ile toplumun geleceğine katkı sağlamaya çalışan sivil toplum üyeleri ile, badındaki birçok meslektaşım ile tolumda ayaklarının üzerine sağlam basan kadınlar ile masumiyetin anlamı olan çocuklar ile ve ülkenin potansiyel gücü olan gençler ile derinlemesine birçok konuda sohbetler yapmaktayım.

Yukarıda saydığım kıymetli insanlar bugünlerde gelecekteki tehlikeleri açıkça hissettiklerini görürken çözüm ortaya koyma noktasında adım atmaktan çekindiğini görmekteyim.

Görüşmüş olduğum her insanın çevrelerinde, gelişen ve gelişebilecek olayların neler olduğunu değerlendiriyorum…

Sizinle bazılarını paylaşacağım ki bugün insanların gündeminde neler var… Zihinlerinizi biraz çalıştırmanıza neden olacak, 2050 yılı gelmeden, günümüzde var olan sorunlara köklü adımlar atmanın yollarını geliştirmenize katkı sağlayacağım.

> Dünyadaki Türkiye’ye baktığımızda bazen zorba, bazen terörün önemli bölgesi olduğu, hukukun kişilere göre kurgulandığı, kirli şehirlerinin sayılarının fazlalaştığı gibi şeylerin konuşulduğunu görmekteyim. Ne acıdır ki dünya bizi böyle görüyor. Ne acıdır ki aynı zamanda bizim sorunları çözmeye ya da algıyı iyileştirmeye yönelik adımlarımız yok.

> Vekiller, belediye başkanları, valiler ve kanaat önderleri ile görüştüğümde ise herkesin diğeri ile bir tartışması var. Hem de bu tartışmalara hiçbir çözüm aranmamaktadır. Büyük bir kitlenin çıkar ilişkilerinin neler olduğu dillendirilirken sadece sessiz kalındığını görmekteyim. Açıkçası üzüntü verici durumlar. Birbirlerinin açığını kapatan birçok kişi görünce de üzüldüğüm noktaların daha çok atığını açıkça görmekteyim.

> Bugünün çocuklarına gelecekte kötü bir dünya bırakacağız. Ancak bilinmesi gerekiyor bugünün çocukları günümüzde de çok sıkıntı yaşamaktadırlar. Ülkemiz içindeki çocukların büyük bir kısmının hedefi yok. Yine çocuklarımızın büyük bir kısmının psikolojisi bozuk… Yani geleceğe sağlıklı çocuklar bile yetiştirememekteyiz. Taciz edilenler, dayak yiyenler, çalıştırılanlar, erken evlendirilenler ve baskı astlında yaşayan çocuklar varsa gelecekteki mirasa ihanet ettiğimiz açık ve nettir. Çünkü o çocuklardan bir tanesinin yarın hangi halde karşımıza çıkacağını bilemekteyiz. Maazallah Allah korusun.

> Birçok gencin potansiyel enerjisini yıkıcı ve bölücü eylemlerde dün kullandıkları gibi bugünde kullanıldığını söylemek yalan olmaz. Gençler açıkçası çok fazla kullanılmaktadır. Kandırıldıkları için birçok hata yapmaktadır. Hata yapmak isteyenlerin büyük bir kısmını ise zaten beyin göçü ile kaybetmekteyiz. Bugün devletin yararlanacağı büyük bir güç gençlerde olduğunu görmezden gelmekteyiz. İşte o zaman gençlerde başka tuzakların içine çekilmektedir. Hem kendi geleceklerine zarar verirken aynı zamanda başka insanların hayatlarına bile kast ettikleri görülüyor.

> Toplumumuzun en kutsalları kadın milletidir. Bunun altını defalarca çizebilirim. Kadın ne kadar güçlü olursa, çocuk, genç ve erkek her zamankinden daha güçlü olacaktır. Kurgu çok basit… Kadın güçlü ve toplumun tamamı güçlü. Ne yazık ki bazı yobazlar bunu anlamakta çok zorluk çekiyor. İşte ben bunu gerçekten anlamıyorum. Bırakın kadın güçlü olsun ki ülkemiz daha güçlü olsun.

> Meslektaşlarımın bir kısmına katlanamadığım gibi aynı zamanda büyük bir meslektaşımı ise dinlemekten de kendimi ala koyamıyorum.  Bu gruplar arasında konuya hakimlik açıkça çok fazladır. Toplumda olup bitenleri başkalarına aynı şekilde yansıtması gerektiği beklenirken bir grup meslektaşım baskı altında kaldığını söylüyor ya da çıkarları için şöyle adımlar atıyorum diyor. Açıkçası kutuplaşmayı en hızlı sağlayacak bu yapının silkinip kendine gelmesi gerekmektedir.

Daha yazabileceğim o kadar çok sohbet ve sohbetin çıktısı var ki anlatamam.

Ama genel olarak görüyorum ki;

Kirlenmişiz,

Birbirimize saygımız azalıyor,

Birbirimizden korkuyoruz,

İnsanlık kavramını unutuyoruz,

Ziyaretler yapıp birbirimize yakınlaşmıyoruz,

Kolaycılık ve menfaatçiliklere göz yumuyoruz,

Eğitim ve öğretim bizim için çok önemsizleşiyor,

.

.

.

Yaz yaz bitmez... Bu gidiş iyi gidiş değil. Hatta bu hızda giden bir gidiş bırakın 2050 yıllarını, 2021’leri bize göstermez. Sıkıntılar işte bu denli önemli ve büyük. 2021’leri iyi geçirmek istiyorsak bugün Türk insanı birbiriyle kucaklamalıdır. İyisiyle kötüsüyle sorunları konuşup asgari düzeyde iyileştirmeler yapılmadır. Yoksa 2021 yılları bizi çok üzecektir.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner27

banner37