Dünya korkunç bir hızla değişiyor. Türkiyemiz de bu hıza ayak uydurmaya çalışıyor ve biz bazen biraz da gururla “Dünya’nın en büyük yirmi ekonomisinden biriyi.” diye düşünüp mutlu oluyoruz. (G-20 ülkelerindeniz ya!)
Ülkemizde her yıl ortalama bir buçuk milyon genç, üniversite sınavlarına giriyor. Bu bir buçuk milyon kişinin yaklaşık 700-800 bin kişisi üniversitelere yerleşiyor. Muhteşem bir oran. Bu ne demek biliyor musunuz? Liseyi bitiren her iki kişiden biri üniversiteli oluyor. Ne güzel! Ve G-20’de olan bir ülkeye de bu yakışır. Tabi ki insanları üniversiteli olacak.
Heyhat! Keşke her şey bu baktığımız gibi pembe gözükse daha doğrusu öyle olsa.
Madalyonun diğer tarafı soğuk gerçekleri yüzümüze tokat gibi çarpıyor.
700-800 bin kişi olarak üniversiteye başlayan gençlerden kaç tanesi 4 ya da 5 yıl sonra (okulunu bitirebilirse) bitirdiği bölümle ilgili bir iş yapıyor olacak. Belki daha önemli soru: “Bu insanlardan kaç tanesi okulunu bitirince çalışmaya başlayabilecek. Yoksa kızlarımız üniversite mezunu ev hanımları, erkeklerimiz üniversite mezunu işsizler mi olacak?
Türkiye’nin hemen her ilinde bir üniversite var artık. Bu çok güzel tabi. Ama sevgili arkadaşlar lütfen düşünelim; “Siz (devlet) gerekli iş imkanlarını hazırlamadıktan sonra ülkenin tamamı üniversite mezunu olsa neye yarar?”
Şunu söylemek istiyorum: 2010 yılında üniversitelere yerleşen yaklaşık 800 bin gencimiz 2015 yılında okulundan mezun olduğunda bitirdiği alanla ilgili ve hemen işe başlayabilecek kişi sayısı 30 bin, hadi biraz daha iyimser olalım 50 bini geçmeyecek. Ne yazık ki gerçek bu! Öyleyse liseyi bitiren her iki gencimizden birinin üniversiteli olması hiç de gerçekleri yansıtmıyor. Bu oran gerçekte 30’da 1 civarında. Ve bu oranla biz bırakın G-20’yi ilk 100’e bile zor gireriz. Olaya sadece borsada dönen para miktarı olarak bakmaz, hayatın gerçeklerini görürsek durum bu. Ya da “boşver kardeşim biz böyle de mutluyuz” der kafamızı kuma gömer yaşamaya devam ederiz. İlk yazımız belki daha iyimser olmalıydı diye düşünülebilir. Ama unutmayınız ki “gerçekleri ne kadar sık görür ve duyarsak doğruya o kadar çabuk ulaşırız.”
Ayrıca öğretmenler günü nedeniyle eğitimin biraz daha göz önüne geldiği bu haftada, liseden üniversiteye uzanan genç insanlarımızın durumunu tekrar hatırlatmak yerinde olurdu sanırım.
Ve umarım süreç içerisinde hem Bursamızdaki hem ülkemizdeki güzellikleri daha çok paylaşırız.
Bu vesileyle, tüm okurlarımıza gazetemiz adına “merhaba” diyor, saygı ve sevgilerimizi sunuyorum.
Yorumlar