Türkiye-Mekke

 

Dünyada milyonlarca insanın inandığı ve ibadet ettiği İslam dininin yayıldığı topraklar. Mekke ve Medine kentleri ile Hz. Peygamberimizin yaşadığı mekanlar.

Buraları mübarek, diğer bir anlatımla kutsal topraklar olarak biliniyor. Milyonlarca insan geliyor bu toprakları, mekanları görmeye. Hac mevsimi yaklaşık 7 milyon kişi toplanıyor Mekke’de.

 

Normal zamanlarda ise kurallarına göre ziyaretler ve ibadetler yapıldığında ise Umre sayılıyor. Umre ile hac arasındaki fark iki tane. Birincisi kurban kesimi yapılmıyor. İkincisi şeytan taşlanmıyor.

Bizim Umre yolculuğumuz bir telefon mesajı ile başladı. Eşimin telefonuna üyesi olduğu Muhtelif Esnaf ve Sanatkarlar Odası (MESO)’dan gelen bir mesaj, ilgimizi çekti.

Bu mesajda BESOB’un Umre ziyareti planladığı ve katılmak isteyenlerin başvurmaları istendi. Eşimle yaptığımız görüşmelerde, tarihlerinde uygun olması nedeniyle bizlerde kararımızı verdik. İnandığımız dinimizin, peygamber efendimizin yaşadığı kutsal toprakları görebilme, o mübarek Kabe’de namaz kılabilme, dünyanın özlemle andığı peygamber efendimizin kabrinin bulunduğu Medine’de kabrin hemen yanında namaz kılabilme hayallerimizi gerçekleştirme adına bir fırsat çıktı karşımıza.

Neyse, gerekli yasal işlemleri yaptık. Yolculuğumuz yağmurlu bir havada başladı. Akşam saatlerinin bitmesi, gece yarısının başlamasıyla beraber yola koyulduk. Tekbirler ve dualarla.

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı, oradan da Suudi Arabistan Cidde Havaalanı arasında yaklaşık 3 saat 30 dakikalık bir uçak yolculuğundan sonra Arabistan topraklarına ayak bastık.

Arapların giriş ve çıkışlarda Türklere karşı iyi niyetli davranmadıkları yolunda hep söylemler olurdu. Nitekim bizlerde, pasaport çalışanlarının ve gümrük kontrollerinin yapıldığı alana girebilme adına tam bir saat bekletildik. Sonra, yine 45 dakika süren bir ayakta, kuyrukta bekleme, polisin önünde parmak izlerinin alınması, fotoğrafların çekilmesi, pasaport kayıtlarının kontrol edilmesi gibi işlemler yaklaşık 2 saat sürdü.

Bu esnada, erkekler, Umre nedeniyle İhrama girdiler. Bu İhram kuşanma İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanında gerçekleşti. Çünkü, Cidde havaalanı değil ama, uçağın seyir rotasında Mikat, yani Müslümanlar için İramsız geçilmeyen bir alan bulunuyordu. Bu alanın yüzü suyu hürmetine ihrama girdik.

Dualarla Cidde’den Mekke’ye doğru yola çıktık. Yoldaki yapılaşmaya baktığımda, etrafımızda çok katlı binaları gördük. Sahil kenarlarında ise villa tipi yapılaşma vardı. Yollar, gerçekten çok güzeldi. Asfalt zemin o çöl sıcaklarına dayanabilecek şekilde kaliteli olduğu gözden kaçmadı. Yollardaki trafik düzenin durmaması için yapılan viyadükler ve köprülü kavşaklarda trafikte rahatlama getirmiş.

Çünkü, Suudi Arabistan’a gelen giden yolcu ve ziyaretçi sayısı çok fazla. Ayda ortalama 2 milyon turist geliyor başka ülkelerden.

Kentlerin temizliği, Türkiye’ye göre iyi sayılır.

Mekke’de geldiğimizde yaptığımız ilk iş, gece vakti olmasından dolayı otelimize yerleşme oldu. Sonra hemen hazırlanıp Kabe-i  Muazzama’nın yolunu tuttuk. Umre ziyaretimiz ve niyetimizi gerçekleştirmeye başladık. Kılınan şükür namazımı, Kabe etrafındaki tavaflarımız, ardından sa’y yürüyüşü ve saçların kesilmesi, ihramdan çıkılmasıyla Umre’mizi tamamladık.

Allah kabul etsin. Allah herkese nasip etsin.

Umre ziyareti ve mübarek topraklarda ibadet etmek inanın içimizi rahatlattı. Allah’ın ve resulünün huzuruna doğru yaptığımız huzur yolculuğumuz, bizleri gerçekten huzura kavuşturdu.

Biraz da Kabe ve etrafı ile ilgili bilgiler verelim.

Kabe’nin etrafında çok katlı yapılaşma dikkat çekiyor. Dört tarafında inşaat var. Kral Sarayını büyütürken, Kabe’nin de etrafında hem hacıların hem de Umre ziyaretçilerinin daha rahat ibadet etmesine yönelik bir takım yatırımlar ve iyileştirmeler yapıyor.  Kabe’nin hem içi hem dışı sürekli temizleniyor. Nerede ise adım başı Zemzem sularının sebilleri var. Bidonlara doldurulmuş ve halkın kullanımına sunulmuş. Kabe’nin giriş ve çıkışları ise namaz vakitleri yaklaştığında kapatılıyor. Bu esnada halka ve ziyaretçilere eziyet ediliyor.

Birde, bizim vatandaşlarımız, Kabe etrafında tavaf yapılırken, birbirlerini itip kakıyorlar. Belli bir düzen yok. Allah günah yazmasın ama, insanların Müslümanların Müslümanları ezip geçtiği bir yer olarak gördük bizler.

Kadınlara, çocuklara, hastalara hiç saygı yok. Varsa yoksa, yolda önde gitmek ve Kabe’nin duvarlarına sadece kendilerinin değebilmesi ve tavaf edebilmesi için her türlü cebir ve şiddeti uyguluyorlar.

Yine de İslam sabrı emrettiği için bizler sabır edenler arasında yer aldık.

Birde Kabe’de kadınların erkeklerle yan yana beraber yürümeleri çok güzel. Birde düzen sağlansa. Bu konuda, Kabe ve etrafında gördüğümüz Diyanet İşleri Kanalıyla Umre’ye ziyaretçi getiren görevlilerle görüştük. Onlarda düzensizlikten yana şikayetçi ama, elden gelen bir şey yok. Yüzyıllardır aynı sorunlar yaşanıyormuş.

Yine tavaf sırasında ilgimi çeken bir başka olay daha oldu. Bazı kişiler, hurma yemişler, çekirdeklerini yere atmışlar. Kabe’nin Bahçesini çöplük haline getirenler bile var. Yazık, İslamiyet temizliği emrediyor oysa ki...

İnsanlar, erkekler orada yayın ayak yürüyorlar. Bu çekirdekler, erkeklere veya kadınlara veya çocuklara çok büyük tehlike arz ediyor.

Diğer bir sıkıntı da, guruplar halinde tavaf yapmaya gelenlerin, aniden tavaf sahasında durup namaz kılmaya başlamaları. Bu durumda, tavafta dönenler ve şavt yapanlar için büyük tehlike ve sıkışıklık yapıyor. İnsanlar, kadın, erkek, çoluk çocuk demeden birbirlerinin üzerlerine çıkarcasına sıkışıyorlar.

UMRE NEDİR?

Sözlükte; ziyaret etmek, uzun ömürlü olmak, evi mamur etmek, bir yerde ikamet etmek, korumak, malı çok olmak ve Allah'a kulluk etmek anlamlarındaki "a-m-r" kökünden türeyen umre; belirli bir zamana bağlı olmaksızın ihrama girip Kâbe'yi tavaf edip Safa ile Merve arasında sa'y yaptıktan sonra tıraş olup ihramdan çıkmak suretiyle yerine getirilen bir ibadettir.

Hac ibadetinden farkı, bir zamanla sınırlı olmaması, Arafat ve Müzdelife vakfesi ile kurban kesme ve şeytan taşlama görevlerinin bulunmamasıdır. Bu bakımdan hacca, "hacc-ı ekber" (büyük hac), umreye de "hacc-ı asgar" (küçük hac) denir.

Umrenin iki farzı vardır. İhram ve tavaf. Bunlardan ihram şart, tavaf rükündür. Vacipleri ise sa'y ile traş olup ihramdan çıkmaktır.

 

Devamı yarın

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner27

banner37