Daha önce planlanmış olan ve hava muhalefeti nedeniyle 11 Şubat 2012 Cumartesi gününe ertelenen “İSGÜM Laboratuarlarının Güçlendirilmesi ve İş Güvenliği” konulu panel DOSABSİAD işbirliğiyle DOSAB Eğitim Salonu’nda gerçekleştirildi. Panele Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Sayın Faruk Çelik, Bakan Yardımcımız, Müsteşar Yardımcımız, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürümüz ve üst düzey bürokratlarımız katıldılar. Faydalı ve aydınlatıcı konuşmalar yapıldı, sunumlar gerçekleşti. Sayın Bakanımız konuşmasında çalışma hayatında sürdürülen çalışmaları anlattıktan sonra dünyada ve Türkiye'de meydana gelen iş kazaları ve ölümle sonuçlanan kazaların altını çizdiler ve bu konuda duyarsız kalınamayacağından gerek devletin gerekse işveren ve işçilerin daha duyarlı hale getirilmesi farkındalığının artırılması gerektiğini söyleyerek uzun zamandır Başbakanlık’ta bekleyen ve Bakanlar Kurulu tarafından imzalanarak Meclis’e sunulan ve kanunlaşması beklenen İş Güvenliği Yasası’nın bu yasama döneminde çıkarılacağını söylediler…
Evet buraya kadar ki konuşmalar kafamızdaki iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili sorulara bir ölçüde cevap oldu. Ancak Sayın Bakanımız, Türkiye'de 1.425.000 işyerinin varlığından ve bu işyerlerinin 1.210.000 'inin 1 ile 9 işçi çalıştıran işyerleri, 28.000 'inin 50 ve üzerinde işçi çalıştıran işyerleri olduğunu, geri kalanının ise 1 ila 49 arasında işçi çalıştıran işyerleri olduğundan bahsetti. İstatistiklere baktığımızda ülkemizde meydana gelen iş kazalarının yaklaşık yüzde 55’inin 1 ila 49 arası işçi çalıştıran işyerleri olduğunu görmekteyiz. İş Kanunumuzun İş Güvenliği ile ilgili maddelerini incelediğimizde ise 50 ve üzerinde işçi çalıştıran, sanayiden sayılan ve altı aydan fazla sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde, işverenlere İşyeri Hekimi ve İş Güvenliği Uzmanı bulundurma yükümlülüğü getirmektedir. Bugün Meclis’e sunulmuş olan iş sağlığı ve güvenliği yasasında ise işçi sayısından bahsetmemektedir. Dolayısıyla tüm çalışanların bu yasa kapsamına alınacağı görülmektedir. İşte burada sormamız gereken sorular, İş güvenliği hizmetinin kimler tarafından karşılanacağıdır.
Mevcut iş güvenliği uzmanı sayısına baktığımızda çok tehlikeli işlerin yapıldığı yerlere hizmet sunan kaç tane A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı, tehlikeli işyerlerine hizmet sunan kaç tane B Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı ve az tehlikeli işyerlerine hizmet sunan kaç tane C Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı mevcuttur?
Her konuda olduğu gibi alt yapısı hazırlanmadan inşa edilen binalar gibi yeterli uzmana sahip olmadan getirilecek yasa ile tüm işyerlerine uzman hizmeti zorunlu hale getiriliyor. Burada öncelikle yeterli uzman sayısına ulaşılmadan bu yasanın çıkarılması çözüm olmayacaktır.
Sayın Bakanıma ve Sayın İş Sağlığı Güvenliği Genel Müdürüme bir soru yöneltmek istiyorum; evet İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasının bir an önce çıkarılmasını ben de ısrarla isteyenlerden biriyim, ancak bizler sahada iş güvenliği hizmetleri vermek ve eğitim birimlerinde uzman yetiştirmek için olan gücümüzle mücadele verirken 24 Aralık 2011 tarihinde yapılan C Sınıfı İş Güvenliği Uzmanlık sınavında işyeri hekimleri dahil 6000 kişi sınava katıldı, katılanlardan 1000 kişi civarında kazanan oldu, başarı oranı yüzde 16… Bu bir başarı mıdır? Tabiî ki başarısızlıktır. Bu başarısızlıkta neden bir öz eleştiri yapılmıyor? Yetersizliğin kaynağı nedir? Nerede eksiklikler var, nerede hatalar yapılıyor da başarı oranı bu kadar düşük kalıyor. 100 soruluk bir sınavda 7 soru iptal ediliyor, 2 sorunun şıkları değiştiriliyor, buna rağmen başarı oranı yüzde 16 oluyor. Bu durum mutlaka gözden geçirilmeli, eğer bu durum bu şekilde devam ederse ülkemizde 30.000’e yakın uzmana ihtiyaç varken bu sayıya ancak bu mantıkla 15 yılda ulaşabileceğiz… Oysaki sınavlar yılda 2 kez yerine 4 kez yapılırsa daha çok uzman daha çabuk piyasaya girecek ve iş güvenliği hizmetine katkı koyacaktır ve fayda sağlayacaktır. İşverenlerimizin de hem yasal yükümlülüklerini yerine getirecek hem de daha sağlıklı ve güvenli işyeri ortamları oluşturacakları kanaatindeyim.
İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası yetiştirilecek uzmanlarla uygulamaya sokulabilir, uzman olmadığı sürece çalışanlarımıza hizmet sunamayacağımız gibi işverenlerimiz de bu yükümlülükleri yerine getirmeyecektir. Bu nedenle umuyorum ki Danıştay tarafından sertifikaları geçersiz duruma getirilmiş meslektaşlarımıza da, çıkacak bu yasayla bir fırsat tanınır ve sayısal olarak biraz çoğalırsak hizmeti daha olumlu ve daha çok kişiyle sunmuş oluruz.
Yorumlar