İnsanların bilerek veya bilmeden suç işlediklerinde başlarına neler geliyor? Neticenin nasıl sonuçlandığını hep beraber adli uygulamalar ve mahkeme kararlarından okuyoruz.

Bursa’da ise akıl almaz bir uygulama iddiaları var. Örnek, Nilüfer Belediyesi ve yaptığı bazı işlerle ilgili bazı kişilerin “vurdum duymaz” tavır takınmalarıyla ilgili iddialar. Tabi, bu durumun pek çok ayağı var. Bu ayakların hepsi kendi içinde çelişki halinde.

Gelelim asıl konumuza.

Bursa’nın cennet köşelerinden birisi olan Gölyazı beldesiyle Nilüfer Belediyesi yönetimi arasında uzun süredir sıkıntılar var. Belediye kendini haklı gösterme adına yapmadığını bırakmıyor. Özellikle Belediyeyi şikayet eden ve İskele Meydanı ile hazine alanları üzerine kaçak yapılar yapıldığı iddiasıyla ilgilileri harekete geçiren Gölyazı Koruma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Ufuk Özver’in başına gelmeyen olay kalmadı. Bu konu, ayrı bir incelemesi gereken husus.

Asıl önemli olan husus ise, Nilüfer Belediyesi’nin halkın istemediği bir takım olaylara bana göre bilerek veya isteyerek, yada işi inada bindirip yaptığı öne sürülen bir takım iddialar. Nedir Bunlar? Sit bölgesinde kaçak yapı yapılması iddiası. Bana göre en önemli husus bu.

İkinci iddia, Kıyı Kenar Kanunlarına aykırı hareket edilmesi, üçüncü husus ise 3194 sayılı İmar Kanununa aykırı yapılan yapıların kamu gücü tarafından yıkım kararı verilmesine rağmen, yıkılmadan amaç dışı kullanılması iddiası.

İşte, insanların afyonlarının patladığı nokta burası.

Köy halkı, atalarından, dedelerinden, ninelerinden kalan köyün olduğu gibi korunması için çabalıyor. Nilüfer Belediyesi yönetimi ise, köyün hazine arazilerine göz diktiği iddiaları ayyuka çıkmış vaziyette. Bu durum, resmi belgelerle belirlenmiş. Hatta, köy muhtarı bile şikayetçi olmuş. Hazine taraf olmuş. Sonra, kimdir, nedir bilinmez, köylülerin ifadesiyle yazıyorum, “gizli bir el” bu olayların üzerinin kapatılması için çareler aramaya, formüller geliştirmeye başlamış.

Olayların başlangıcı, beldelerin kapatılıp Gölyazı’nın Nilüfer ilçesine mahalle olarak bağlanmasıyla başlıyor. Tabi, burası turizm bölgesi. Ranta açık, hafta sonları dolup taşan, yaz kış bereketi olan bir yer. Birde, bölgede, başkanın kardeşinin dünürü ikamet ediyor.  Gölün çevresindeki hazine arazileriyle epey ilgileniyorlar. Buraları, kullanıma açıp, kendilerine işyeri yapabilme adına epey ter dökmüşler. Epey de adım atmışlar. Hazine bu adımları belirlemiş ama, yapılan uyarıları ve kanunlara aykırı olduğunu bildikleri halde belediye yönetiminin bu işlerden vaz geçmesi yerine daha fazla ve hızlı bir şekilde yapmak istediği iddiaları, belediye ile köy halkının karşı karşıya kalmasına yol açıyor.

Belediye, elinde bulundurduğu kamu gücü veya makam gücünü kullanmakla suçlanıyor. Şaşırmadım desem yeridir. Çünkü, Nilüfer ilçesinin hangi köşesindeki yeşil alanlara bakarsanız, aynı sonuçla karşılaşırsınız. Kimsenin bu konuda kılını kıpırdatmaması ise olayın bir başka vahim tarafı. Bizler, elimize gelen bilgi, belge ve dökümanları, iddiaları yazıyoruz. Vatandaş dertli ama derdini anlatacak galiba makam bulmakta güçlük çekiyor. Üstüne üstlük, belediyenin kendisini şikayet edenlere yönelik “bu kişi kaçak inşaat yaptı” şeklinde zabıtlar düzenlenip, tehditkar tutum izlediği iddiaları ise bardağı taşıran artık son damlalar olmaya başladı.

Yazıktır, günahtır. Kamu malı, yetim hakkı, köyün asırlardır sahip olduğu imkanların yine kamu gücü kullanıp ellerinde alınmak istenmesi iddiası, köylülerin ekmekleriyle oyun oynadığı söylemleri, yabana atılır bir uygulama değil.

Sen son ne olmuş?

Geçen ay “Gölyazı’da neler oluyor?” başlıklı üç gün süren bir yazı dizisiyle bu konuları gündeme getirmiştik. Zaman geçti. Hiç kimse, “bu yazdıklarınız nedir?” diye bize sormadı. Nerede bu kamu malını, mülkünü korumakla görevli olup, devletten maaş alanlar diye sorası geliyor insanın.

Olayların gelişimine ise, yine belediyenin uygulamalarının imza attığını gözlemliyoruz. Balıkçıların mezat yeri olacağı söylenip inşa edilen ve SİT Kanunlarına aykırı, Kıyı Kenar Kanunlarına aykırı, İmar Kanunlarına aykırı olduğu resmi belgelerle ileri sürülen binaya şimdi de Restoran tabelası asıldı.

Köylüler, bu konuyu şikayet ettikleri Nilüfer Belediyesi yönetiminin mensubu olduğu CHP yöneticilerinin kendilerine, “biz onlara söz geçiremiyoruz” dediklerini öne sürüyorlar.

Yine, muhalefet olan AK Parti’ye gittiklerinde ise “takip ediyoruz” cevabını aldıklarını ama herhangi bir takibin gerçekleşmediğini ileri sürüyorlar. Ben daha önce “Nilüfer’de siyasetle ticaret birbirine karışmış” iddialarını yazmıştım.  AK Parti’den bu bölgede muhalefet görevini yetirince yerine getirmediğine inanıyor insanlar. Sadece Gölyazı değil, Gümüştepe (Misi) mahallesi öyle. Çalı beldesi öyle.

Halkın arasında konuşulana göre, kanun tanımayan başkan hem iktidar hem de muhalefet tarafından desteklenmese bu şekilde hareket edemez. Kanunlara karşı uygulama yapamaz.

Bakalım, sıkıntılar ve dertler büyük. Gelişmeler ne olacak? Belediye görevlileri gelip, “bu kararlar değişecek” demişler. Anıtlar Kurulu’nun yıkım kararı değişecek mi?  Balıkçıların mezat yeri olarak yapılan bina restoran olarak çalışacak mı? Ruhsat alabilecek mi?

Ruhsatı yine tek imzalı Turgay Erdem’i verecek?

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner27

banner35