MAGAZİN:
Kabe'de bereket duası (Makbule KARABULUT)
 Huzura yolculuk

Suudi Arabistan ne kadar krallık ile yönetilse de o bölge sadece kralın değil, bütün dünya Müslümanların sahibi sayıldığı bir bölge. Tabi herkes kendi mesleği ve yaşam kültürüne göre bakıyor çevresine. Bizlerde Gazeteci gözü ile baktığımızda, Kabe ve çevresin yapılan ve hala devam eden inşaatların, bölgeye ve kutsal mekanlara zarar verdiğini görebiliyoruz. Bölgedeki düzensizliği izleyebiliyoruz. Aynı Kabe’ye gelenlerin birbirleri üzerine nasıl itiş kakış yaptığını gözlemledik. Ulaşımda ve trafikte her ne kadar düzen varmış gibi gözükse bile denetim yetersizliği ve tıpkı bizim ülkemizde olduğu gibi, kımızı ışıkta duran arabaların arkasında durmak zorunda kalanları kornalarına nasıl basıp, çevreye zarar verdiklerine tanık olduk.

Kabe’nin hemen dibinde mermerler üzerine boylu boyunca yatıp uyuyan kadınları, erkekleri gördük. Bu kişiler, Kabe’nin düzenini bozuyor. İnsanların, olur olmaz dikkatini çekiyor. Olumsuz bir etki yaratıyor.

Bu kişiler adeta Kabe’yi otele çevirmişler.

Bir başka gözle bakıldığında, Araplar Osmanlıların bölgedeki eserlerini yok etme adına yapmadıklarını bırakmamışlar gibi görüntülerle de karşılaşmak mümkün. Mesela, Ecdat Kalemiz.

Osmanlı, Kabe’nin korunması için kale yaptırmış. Burayı kışla haline getirilmiş. Ama, kalenin bulunduğu alanda şimdi bir saat kulesi gibi gözüken, aslında içinde rezidans ve otel olarak kullanılan Kabe manzaralı evler var.

Hemen yanı başında, yine uluslar arası sermayenin sahibi olduğu otellerde Kabe manzaralı Hac ve Umre yapılması mümkün.

Kabe’nin etrafında ise Kral Sarayının yanı sıra pek çok beton bina dikkat çekiyor. Günün 24 saati aralıksız inşaatlar var.

Bu durum tabi bizleri üzdü.

Bölgeye gelen pek çok Müslüman da aynı bizim gibi üzülüyor. Çünkü, tarihi koruma adına yapılan pek bir çalışma yok gibi.

Eski tarih yerle bir ediliyor. Yıkılıyor. Binaların daha yüksek olması adına, kayalar kırılıyor, deliniyor. Hafriyatlar yapılıyor.

İnşaatların yüksekliği cami minarelerinin yüksekliklerini çoktan geçmiş.

Etraftaki beton bloklarla kutsal topraklardaki tarihi minareler gizlenmiş.

Gözükmüyorlar.

Peygamber Efendimizin dünyaya geldiği ev korunamamış. Yıkılmış. Yerine Kütüphane yapılmış. Fakat, evin içine, kütüphaneye ziyaretçi alınmıyor.

Bu evin hemen karşı tarafında bulunan Peygamber Efendimizin amcası olan, munafıkların ise lideri sayılan Ebu Celil’in evi ise tuvalet yapılmış.

Dünyanın kalbi ve beyni olan Mekke ve Medine'nin idâresi 1. Dünya Savaşı’ndan beri Suûdî Hânedânına emânet. Osmanlılardan sonra bu emâneti teslîm alan Suûdî Hânedânı'nın Harem-i Şerif'e hizmetleri elbette ki çok güzel. Hac ve Umre için gelen Müslümanların ihtiyaçlarının karşılanması adına yapılan hizmetler ve atılan adımlar çok iyi.

Peygamberimizle birlikte ashâb-ı kirâmın aziz hâtırâlarının tıpkı Kâbe gibi kıyâmete kadar bâkî kalmasını temin etmek de bu emânâtı teslîm alanların vazîfesi.

 

OSMANLI’NIN YOK OLAN KUTLU MEKANLARI

Görünen o ki, Kâbe'yi korumak maksadıyla Sultan 1. Abdülhamid tarafından yaptırılan Ecyad Kalesi gibi Peygamberimizin evi de yıkılacak.

Mina'da daha önceleri var olan ancak yol çalışmaları sebebiyle yıkılan kutsal mescidler gibi yıkılacak. Mina'nın ortasında, Kevser Sûresi'nin nâzil olduğu “Kevser Mescidi” mevcuttu. Büyük Şeytan'a yakın “Biat Mescidi” vardı. Hz. İbrahim'in, üzerinde koçu kurban ettiği kayanın bulunduğu “Kebş Mescidi” vardı. Safaih ve Mina Mescitleri gibi târihî husûsiyeti olan başka mescitler de mevcuttu. Bunların hepsi Suûdî idâresi tarafından, modernleştirme çerçevesinde yıkıldı.

Mekkelilerin fetih günü Peygamberimize biat ettikleri yer olan Sûk el-Ganem'de (Koyun Pazarı) bulunan “Biat Mescidi” de yok artık. İslam dîni dünyanın dört bir yanına buradan yayılmıştı halbuki. Fakat bugünlerde bu mescidin yeri dahi belli değil.

HİCAZ DEMİRYOLU        

Dünyanın bir örneği olmayan en büyük ulaşım projesi Osmanlı’nın Hicaz Demiryolu Projesi.

Bu proje ile Türklerin, Müslümanların Osmanlı topraklarından kutsal vazifeleri olan Hac ve Umre görevlerini ifa edebilme adına Arabistan’a gidebilmesi için bir demiryolu ağı oluşturulması kararlaştırılmış. Abdülhamit, Medine ve Mekke bağlantılı olarak demiryolu inşaatını başlatmış. Türk topraklarından da payitaht İstanbul’dan da Harem Garı yanından demiryolu bağlantısı çalışması başlamış. Bu projeye Hicaz Yolu denilmiş.

O devirleri bir düşünün.

İnsanlar, yaya veya hayvanların sırtlarında aylarca yol yürüyerek Hac Farizalarını yerine getirmeye çalışıyorlar.

Osmanlı Hanedanı ise, bu durumun kökten çözümlenmesi için sürekli geliş-gidişlerin olması için böyle bir demiryolu projesi başlatmış.

Biz, Medine’de hem yapılan Tren Garı’nı hem de o tarihlerden kalan demiryolu raylarını gördük. Birde vagon var. Bahçesinde bekletilen.

Tarihi bina bugün Medine’nin kent müzesi olarak kullanılıyor.

Demiryolu güzergahına ise Hurma ağaçları dikilmiş.

Gelelim, Arabistan’daki günlük yaşama.

Hava sıcak. Çöl sıcakları olmasına rağmen, insanları bunaltmayan bir esinti var. Kutsal mekanlarda Kabe’de Medine’de sürekli klima ve vantiratörlerle soğuk hava dalgası üfleniyor. Toplu taşıma araçları klimalarını sürekli açık tutuyor.

Kısa süreli yolculuklarda bile insanlar araç klimalarından rahatsız oluyor.

Cadde ve sokaklarda halkın gezmelerine gelince, sürekli aile olarak değil de kadınlar ve erkekler ayrı olarak geziyorlar.

Kutsal mekanlarda yakın yerlerde seyyar satıcılar var. Bunlar arasında kadın olanlarda göze çarpıyor.

BESOB Başkanı Arif Tak ile Medine’de Mescidi Nebi’den gelirken etrafımızdaki seyyar satıcıların çokluğu dikkat çekti. Selamlama caddesini baştan sona seyyar satıcılar istila etmişler.

Yayaların geçişlerine engel oluyorlar. Ama, gelen ziyaretçilere de ucuz hediyelik eşya satıyorlar. Ürünlerinin hemen hepsi Çin malı.

Uzun sözün kısası, Arabistan topraklarına gidebilmek, Müslümanlar için kutsal sayılan Kabe’de ve Mescidi Nebiy’de namaz kılabilmek. Umre yapmak ve peygamber efendimizin yaşadığı topraklara ayak basmayı, şükürler olsun Allah bizlere nasip etti.

Sizlere de nasip eder inşallah.

………….

BURSA İNCİCİSİ

 

Medine Caddelerinde gezinirken gözümüze bur tabela takıldı. Bursa İncicisi yazılı olan bu tabelayı görür görmez hemen memleket özlemi ile dükkana girdik. Birde baktık ki, işyeri sahibi tanıdık.

BESOB Mali Müşaviri Fethi Elişen’in eşi olan Jale Hanımın Gemlik’ten komşusu çıktı bizim Bursa İncicisi Zafer Kartal. Uzak diyarlarda bir hemşeri ile buluşmamız bize çok kazandırdı. En azından, hediyelik seçimlerimizde, hurma alımlarımızda.

Medine’ye yolunuz düşerse, Zafer Kartal’ın dükkanına uğramadan gelmeyin.

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Gazete Bursa
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner27

banner37

"Yol Arkadaşım 2" galası Bursa'da...
Başrollerini İbrahim Büyükak ve Oğuzhan Koç'un paylaştığı ve kadrosunda Ezgi Eyüboğlu, Olgun...

Haberi Oku