MAGAZİN:
Ünlü oyuncu Yaşık,  gençleri uyardı (Bedia BARAK)

Bu haftaki konuğumuz Arif Sağ’ın yeğeni, Usta oyuncu, tiyatrocu, Bülent Yaşık,  Sıla, Bir Eğlence Gecesi (Başrol), Ağlamak Yok (anacast), Alemin Kralı, Yahşi Cazibe, Benim Hala Umudum Var, Böyle Bitmesin, Kardeş Payı, Ankara’nın Dikmeni, Hatırla Gönül, Asla Vazgeçmem gibi dizi ve Araksi, Solucan, Ejder Kapanı, Kubilay, Kaledeki Yalnızlık, Kafkas Dedemin fişi filmlerinde, Türkcell, Elektro World, Ülker pingui, Türkiye Finans Bankası gibi reklam çekimlerinde, Ali Baba Kırk Haramiler (Levent Kırca Tiyatrosu) ,  Püf Noktası, Aynı Tas Aynı Hamam (Uygur Tiyatrosu) , Hamlet (Kayıt Dışı Oyuncular) Yılanların Öcü, Mehmet Akif tiyatrolarında roller aldı.

B. BARAK: Sizi tanıyabilir miyiz?

B. Yaşık: 1977 doğumluyum. Profesyonel olarak tiyatro, dizi ve film oyunculuğu yapıyorum. 1996 yılında bu sektöre girdim fakat bizim Türk aile yapısını biliyorsunuz, “uygun olmayan bir iştir. Oğlum git sigortalı bir iş bul. Bu işin sonu yok. Tiyatrocular çok fazla kazanamazlar. Tiyatrocular bu işi aşk için yaparlar” dediler.  Ben Lise yıllarımda başladım. Müjdat Gezen Türkiye’de, İstanbul’da ilk tiyatro okulunu açmıştı. Ben buraya başladım. O dönemde İlker Ayrık, Bülent Şakrak gibi profesyonel oyuncularla sahne aldım. Ama aile baskısı nedeniyle, bir dönem bıraktım ve askerliğe gittim.

B. BARAK: Sahneyi bırakmak sizi üzmedi mi?

B. Yaşık: Askerlikten sonra içimde uhde kaldı. Bu bir mayadır aslında. Ben oyunculuğu istiyordum. Ailemi kıramadım. Sigortalı iş olsun, gidiş geliş saatin belli olsun dediler, bende başka işlerde çalıştım. Yine insan ilişkilerinin kuvvetli olduğu, kurumsal yerlerde çalıştım ama Levent Kırca ile karşılaşana kadar ya da onun beni keşfetmesiyle tekrar oyunculuğa geri döndüm.

B. BARAK: Levent Kırca ile nasıl tanıştınız?

B. Yaşık:Olacak O kadar, Türkiye’de tek tiyatroydu. Bende Levent abiyi çok sevdiğim için onun taklidini yapıyordum. Okulda ufak bir popülerlik olayımız vardı. Benim inancım da tesadüf yoktur. Bir şeyi çok istiyorsanız evren onu size hazırlar. İstanbul’da dükkanları gezerken çok sevdiğim Levent abiyi gördüm. Saatçide oturuyordu ben de hayranı olarak onu izliyordum, ilgisini çektim. Bana işaret ederek gel dedi. Ne istiyorsun dedi. Benim gibi konuşkan bir insan dilim tutuldu, konuşamadım. Her Türk gibi sarıldım fotoğraf çekildim çıktım. Sonra eve gidene kadar dertlendim, neden konuşamadım diye. 2 ay sonra tekrar oradan geçerken baktım ki Levent abi yine aynı dükkanda. O dükkanın sahibi Levent abinin arkadaşıymış sık sık oraya gidermiş. Hemen içeri girdim. Levent abiye 2 ay önceki karşılaştığımızda ki durumumu anlattım. Ben sizden beni ünlü yap, beni sahneye çıkarın istemiyorum sadece size çay getirmek istiyorum dedim. Neden? Dedi. Bende tiyatro aşığı olduğumu, tiyatro geçmişimi ve kendisine olan hayranlığımı anlattım. Doğal konuşmam çok hoşuna gitti. Telefonumu aldı seni arayacağım dedi. Ama 2 ay aramadı.

B. BARAK: 2 ay sonra arandınız mı?

B. Yaşık: Evet. 1 Nisan tarihinde insanların birbirine şaka yaptığı gün telefonum çaldı

- Merhaba

- Merhaba

-2 ay önce Levent Kırca telefonunuzu almış, sizi çok beğenmiş, tiyatrosunda sizi bekliyor. Odişın ( ön görüşme) yapmak istiyor.

- Yaa he he he (dedim telefonu kapattım)

Arayan Levent Kırca’nın yardımcısı Ahmet beymiş, ben ise arkadaşlarım şaka yapıyor diye aldırmadım kapattım. Tekrar telefonum çaldı.

-Bülent bey telefonumu yüzüme kapattınız, şansınızı zorlamayın, saat 17.00 kadar burada olursanız şakamı değil mi anlarsınız.

Çok panikledim. Hemen gittim. Levent Kırca oradaydı, beni gördü.

-Hem şans istiyorsun, hem telefonu yüzüme kapatıyorsun sen ne biçim adamsın.

Bana teks verdi, enerjim yerindeydi, mutluydum, huzurluydum, iyi günümdeydim, şanslı günümdeydim, istediğini yaptım.  “artık aramızdasın, hoş geldin” dedi. Yıllarca beraber çalıştım. Çevreniz genişliyor, yeni insanlarla tanışıyorsunuz.

B.BARAK: Ne tür roller oynuyorsunuz?

B. Yaşık:Ben komedi ağırlıklı oyuyorum. Şalak rolü alıyordum. Oyunun sonunda çok ünlü bir menajer benimle çalışmak istediğini söyledi. Sonra Allah kapıları açtı. Bölüm rollerinde başladım. Aldığım eğitim, duruş, oturup kalkmanız, çalışkanlığınız istenilen oyuncu yapar. Bende bunlara çok önem veren biriyim. Türkiye’nin en iyi ustasından eğitim aldım. Biraz da girişken olunca, dizilerle başladım.

B.BARAK: Teklifler gelmeye nasıl başladı?

B. Yaşık:Bir yerde rol alıyorsunuz, orada bir çevreniz oluyor. Sonra başka proje için çağırıyorlar, böyle böyle tanınıyor ve güzel dostluklarla hayatınıza yeni giren insanlarla iş alanınız da genişliyor. Dizi, reklam, tiyatro, film böyle devam etti.

B. BARAK: Sinemada neler yaşadınız?

B. Yaşık:Şehit Kubilay’ı anlatan sinema filminde rol aldım. Nalıncı Hasan’ı oynadım. İlk kötü karakterim bu oldu. Annem bu karakteri kabul ettim diye beni evlatlıktan red edecekti. Bizler oyuncuyuz. Kurallarını, çizgini bozmuyorsa gelen rolü oynarsın.

B. BARAK: Kötü karakter daha çok iz bırakmaz mı?

B. Yaşık:Evet bırakıyor hatta iz bıraktı da. Nalıncı Hasan, Kubilay’ı şehit eden 5 kişiden biri. O kadar kötü ki kendi arkadaşlarını da satıyor.  Hepsi öldürülüyor, bu bayrağı atıp kaçıyor. Annem haklı yani.

B. BARAK:Sonra hangi rollerde yer aldınız?

B. Yaşık:Sonra Uğur Yücel, Kenan İmirzalıoğlu ile beraber Ejder Kapanı’n da oynadım. Daha sonra Avrupa’ya giden Araksi isimli filimde, Kaledeki Yalnızlık ve Dedemin fişi filminde doktor rolünde oynadım. Müjdat Gezen, Levent Kırca, Uygur Tiyatrosu, ve kendi tiyatromuzda devam ediyorum.

B. BARAK: Kendi tiyatronuzdan bahseder misiniz?

B. Yaşık:Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmek istedik. Barda tiyatro yaptık. İnsanların çok hoşuna gitti. Fısıltı gazetesinde duyulduk. Kayıt dışı tiyatromuz da, daha önce oynanmış yabancı, meşhur tiyatroları, Türkleştirerek sahnede oynamaya başladık. Sonra bunu tiyatrolara taşıdık. Doğallık, saflık, temizlik diye Tiyatro Çıplak ismini koyduk. Şuan da Hamlet’i oynuyorum. Yine kayıt dışı versiyonunu yaptık.

B.BARAK: Kendinizi nasıl tanımlarsınız?

B. Yaşık:Ben beyniyle, dili arasında çok mesafe olmayan bir insanım. Çok açık sözlüyüm, ne ise onu söylerim. Doğallıktan yanayım. Ailemden gelen bir alışkanlıkta var doğruyu söyle 9 değil 10. Köyden de kovul. Bir kapı diyecektir, kardeşim sen doğruyu söylüyorsun gel. Televizyon şovunda izlerken konuk ben tırnaklarımla geldim dediğinde: Hadi canım sende derdim. Bu cümle bazı insanlar için gerçekmiş. Şans, kader ve uğraş sonucu, tırnaklarınızla bir yere gelebiliyorsunuz.

B. BARAK: Oyuncu olmak zor mu?

B. Yaşık:Çok zor. Oyuncu olmak, oyuncu olduktan sonra arka planda yaptığınız işlerin kaliteli olması, iyi işler yapmanız ve isimleşmeniz dolayısıyla çok zor. Her meslekte olduğu gibi bizim meslekte de biraz yükseldim mi çek paçasından indir mücadelesi başlar. Arkadaşımsınız, aynı meslekteyiz, aldığım işi ya da gelen teklifi arkadaşımla paylaşıyorum bana teklifin altında benden sonra gidip işimi almaya çalışanlar oluyor. Sana gitme o firma iyi değil der, çağrılmadığı bakıyorsun orda. Sizi alaşağı çeken insanlarla dolu bir camia.

B. BARAK: Birçok dizi de yer aldınız?

B. Yaşık:Sıla dizisiyle başladım. En iyi yönetmen Aram Günyüz ile tanıştım. Sonra Sinan Çetin ile tanıştım. Ağlamak yok diye 50 bölüm dizi de oynarken, başrol teklifi ardından birçok diziden teklif geldi. Hatırla Gönül’de 13 bölüm rol aldım. Final yaptığımız gün bitti diye çok üzülüyordum. Her şey kader, kısmet, Menajerim Umut Sakallı aradı, Asla Vazgeçmem dizisinden teklif gelmiş. Şuan o dizide paracı küçük kardeş Hazım karakteri olarak rol aldım.

B.BARAK: Başka dizi ya da film teklifi var mı?

B. Yaşık:Gelen teklifler var ama isim koyamadığımız için şuan sizinle paylaşamıyorum.

B. BARAK: Evli misiniz?Evli olmak sizin meslekte zor mu?

B. Yaşık:Evet evliyim. Bizim camia da evleneceğiniz kişinin çok anlayışlı olması lazım. Ne kadar anlayışlı olursa olsun, karşınız da bir bayan var ve bunu görmezden gelemezsiniz. Eşim modern ve kendini çok iyi geliştirmiş, çok anlayışlı. 11 yıllık evliyim 3,5 yaşında Kumsal isminde bir kızımız var.  Eşim öğretmen. Eşimi rahatsız olmasın diye rol arkadaşlarımla, yönetmenimle tanıştırıyorum. Çünkü gecemiz, gündüzümüz yok. Özel günümüz yok. Bayramımız yok. Set koşulları çok ağır. 11 yıllık evliyiz daha yeni çocuğumuz oldu. Ben eşimi göremiyorum ki. Gece 2 de beni eve bırakıyorlar. Eşim öğretmen erken yatıyor, erken işe gidiyor. Ben gece geliyorum, makyaj temizle hazırlan uyu saat 3-4 oluyor. Sabah kalkıyorum eşim işe gitmiş. Biz bir dönem buzdolabına not yazarak haberleşiyorduk. “elektriği yatırdım, sen suyu yatır” arada “seni seviyorum” hem tiyatro, hem dizi, hem filim diğer yandan senaryoyu okumak zorundasınız. Rolünüzü ezber yapmanız gerekiyor. 3 ayrı rolde oynamak 3 ayrı karakter olmak demektir. Böyle zorlukları var. Karşılıklı anlayışla, güvenle, daha çok eşimin katkılarıyla mutlu bir birlikteliğimiz var. Tabi bazı rollerde, reklamlarda ufak ufak yakınlaşmalar olduğunda eve geldiğimde, “O sahneyi çekmek zorunda mıydın” dediği de oluyor.

B. BARAK: Hangi karakteri canlandırmayı seviyorsunuz?

B. Yaşık:Politik cevap vermek istemiyorum. Her rolü severek oynarım gibi. Oyuncu bir kukladır ama ait olduğu bir alanda vardır. Mekânı Cennet olsun Levent Kırca hayranlığım ve Nejat Uygur ekolünden geldiğimiz için, yine Zeki-Metinlerle büyüdüğümüz için, benim mayamda komedi var. Ama duygusal, ağlak, kötü karakterlerde de başarılı canlandırmalar yaptım.

B.BARAK: Gerçek isimizi kimse bilmiyor, rolde ki isminizle tanınmak sizi üzüyor mu?

B. Yaşık:Rahmetli çok severim, Erol Taş’ı yolda gördüklerinde dövüyorlarmış ve taş atıyorlarmış. Erol Taş’ın söylemiyle “Onlar bana taş atmıyor, gül atıyor” Bana da biri ya abi kıza niye öyle davrandın dediklerinde demek ki ona o duyguyu vermişim. Beni Hazım biliyor. Ya da Fahri, Mehmet o rolde kimi canlandırdıysam onu sorguluyor. Manav Mehmet’i oynadığım da izleyici bana meyveleri nereden alıyorsun diye sordu. Benim pencerelerim hep olumludur. Mutlu oluyorum. Demek ki işin hakkını vermişim diyorum.

B. BARAK: Bir anınızı anlatır mısınız?

B. Yaşık:Eşimle otobüse binmiştik. Ağlamak yok isimli dizi çekimim vardı. Dizi gereği lüks arabam vardı. Zenginim ve kötüyüm. Otobüste bana niye lüks arabana binmiyorsun da otobüse biniyorsun diye sordular. Teyzeye rol gereği olduğunu izah ettim. Eşimle otobüste sohbet ediyoruz, kafama biri çantasıyla vurdu. Ben seni şimdi hatırladım sen 2 komşu kızını birbiriyle aldatıyorsun diye hesap sordu. Yok, teyze ben aldatmıyorum o dizi derken birde yüzüme tokat yedim. Eşim de alışkın olduğu için gülüyor. Demek ki iyi yansıtmışım ki o dayağı hak ettim.

B.BARAK: Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

B. Yaşık:Size mesleğinizde başarılar diliyorum. Çok teşekkür ediyorum. Ülkeme barış gelsin. Benim de çocuğum var, çocuklar ölmesin. Oyuncu olmak isteyen arkadaşlara da, hiçbir şey televizyondan gördüğünüz, gazetelerden okuduğunuz gibi değil. Her mesleğin kendine göre zorluğu var ama bizim mesleğimiz çok zor. Emek isteyen bir iş. Çok kolay kandırılabilecekleri, emeklerinin sömürüleceği, cinsiyet ayırt etmiyorum ama kız arkadaşlarımız için irili, ufaklı bir takım hayallerine, hayal katarak bazı insanlar kötü amellerine ne yazık ki ulaştığı bir sektör. Herkes oyuncu olmak, televizyonda görünmek istiyor dolayısıyla bazı insanlar da bunu biliyorlar, gerek maddi, gerek manevi insanları sömürüyorlar.



Gazete Bursa
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner27

banner37

"Yol Arkadaşım 2" galası Bursa'da...
Başrollerini İbrahim Büyükak ve Oğuzhan Koç'un paylaştığı ve kadrosunda Ezgi Eyüboğlu, Olgun...

Haberi Oku