Ülkede- kentimizde yaşanan değişimleri gördükçe, güzel düşüncelerin gölgesinde serinlemeye çalışıyorum.
Kılçıklı yazların ardından, fırsat buldukça zaman zaman memleketçilik meseleleri üzerinde tespitler yapmanın faydalı olacağına inananlardanım.
Bursa için hayati önem taşıyan farklı konuları irdelemenin de gerekli olduğunu düşünüyorum.
Her platformda sorarlar “Bursa tarım kentimi, sanayi kent mi?”
Bu sorunun cevabını vermek bugün itibariyle mümkün değil…
Bir zamanla Marmara’nın tahıl ambarı olarak gösterilen Bursa’da yeniden aynı konumu geri getirilebilir mi?
Binlerce dönümü bulan hazinenin kontrolündeki mera arazilerinde ıslah çalışmaları yapılarak, köylülere ya da işletmek isteyenlere kiraya verilemez mi?
Bu konuda başta Valimiz Şahabettin Harput olmak üzere İl Genel Meclis üyeleri, kurum ve kuruluşlara büyük görev düşmektedir. Yenişehir’de yapılan bu çalışmanın diğer ilçelerde de yapılması sanırım Bursa’nın geçmişteki bu özelliğini yeniden geri getirecektir.
Yıllardır, “Tarımsal depo, adı altında dağıtılan ruhsatlar ovayı bitirme noktasına getirdi, fırsat verilmesin” şeklindeki uyarılarımız nihayet yerini buldu.
Büyükşehir Belediyesi’nin bu konuda ciddi adımlar attığını ifade edebilirim. Ovanın bir kısmı tel örgülerle çevrilirken, kaçak inşaat yapanların da cezasız kalmadığını gözlemliyoruz.
Ova bir taraftan katledilirken, yan gelip yatanların bugün vicdan azabı çektiklerini söyleyebilirim.
Şunu ifade etmek istiyorum; Meralar ıslah edilerek, kullanıma sunulmalıdır…
Bu talep benim değil, Bursalı vatandaşların talebidir.
Ciddiye alınmalıdır.
Bu kente katkı sağlayacaktır.
‘Bursa’nın değerlerinden Bursalılar ne kadar faydalanıyor?’ diye defalarca sormuştum…
Özellikle Kış turizmin merkezi Uludağ’ın Bursa’dan yönetilmesinde ısrarcı olmuş, Başkan Altepe’ye destek çağrısı yapmıştım.
Yıllarca Uludağ’ın rantını yiyen üç beş iletmecinin devlete meydan okumasıyla sorunların çözülemeyeceğini her defasında dile getirdik.
Gelinen noktada;
Başkan Altepe bu yükü üstlendi. Hükümetten de destek var. Orman ve Su İşleri Bakanı bunu açıkladı.
Şimdi asıl sorulması gereken soruyu Bursa’da yaşayan Bursalılar adına sormak farz oldu.
Bursa’da yaşayan insanlar Uludağ’dan ne kadar faydalanacak?
Ya da soruyu şöyle soralım: Bursalılar Uludağ’dan faydalanabilecek mi?
Geceliği 150-200 EURO olan lüks otellerde nasıl konaklayacak, ya da günü birlik gideceği Uludağ’da 5 TL bir çaya para mı ödeyecek?.
Başkan Altepe’nin etfarında bulunan yardımcıları ya da danışmanları bu konuda bir çalışma yaptı mı?
Hiç zannetmiyorum bu konuda bir çalışma yapsınlar.
İnşallah yanılırım.
Söylemek istediğim açık seçik şudur. Uludağ’da planlı yapılaşmaya gidilirken, Bursalılar göz ardı edilmesin. İşletmecilikte yıllardır tecrübe kazanan Büyükşehir belediyesi, orta halli insanların da Uludağ’ın güzelliklerinden en az ecnebiler kadar faydalanması için ciddi adımlar atılsın.
İstenilen budur. Fırsatçılara da fırsat verilmemiş olur.
Fırsatçıların kim olduğunu soranlar ise, yıllardır Uludağ’ın rantını yiyip, gerine gerine devlete meydan okuyanlara baksın.
Bursa sevdası mı bana bu hırsı veriyor bilemiyorum!
Ancak, bu son düşünce bile benim denizleri mürekkep olarak görmeme
yetiyor…
“ Gökyüzünde özgürlük türküleri söyleyen uçurtmamın ipini biraz daha salmak istiyorum’ ellerimden.
Sesi olmak istiyorum bu şehrin.
İstiyorum ki her şeyi yazayım.
Denizler mürekkebim olsun!
Yorumlar