Bedava Mp3 indir

Aşağıdaki mahalle- yukarı ki, sizin mahalle - bizim mahalle, o mahalle - bu mahalle derken günler günleri, yıllar yılları kovalıyor. Peki, bu kovalamacanın sonunda kim ne kazanılıyor koca bir hiç…
Bu cümleleri neden mi yazıyorum açıklayayım…
Anadolu da yaşadığımız ilk tarihlerden bu yana yaşadığımız coğrafya hep saldırı altındadır. Saldırı altında olmasının tek bir nedeni var o da coğrafyamızın jeopolitik konumuna ilişkin durumudur. Coğrafyamız;
Kıtaları birleştiren noktada olması,
Dört mevsimin yaşanıyor olması,
3 tarafı denizler ile çevrili olması,
Yaşamın sıfır noktası olan Mezopotamya içinde olması,
Yer altı madenler bakımından zengin olması,
Kültür ve Turizm zenginlikleri bakımından güçlü olması,
 Çeşitli dinlerin coğrafyanın birçok noktasına atıflar yapması ve kutsal sayılması,
Daha sayılacak birçok şey var ancak genel başlıklar ile saydıklarım gösteriyor ki dünyanın merkezi sayılabilecek birçok özelliğe sahiptir.
Saydığım bu özellikleri bile hazmedemeyen önce iç hainler ve daha sonrada dış güçler iş birliği yaparak ülkeyi güçsüzleştirip yönetmeyi ya da bölüp, parçalamayı istemektedirler.
Yüz yıllardır bu saldırılar hiç kesilmeden devam ettiği görülmektedir. Cumhuriyetin ilanından sonra ise bu saldırılar daha da güçlü hala geldiği açıkça ortadadır.
Saldırılar devam ederken her saldırı bir önceki saldırıdan daha güçlü ve daha etkili halde yapıldığı da açıkça ortadadır.
Peki, bu saldırıları nasıl yapıyorlar? Asıl soru bu!
Bu saldırıyı dün yapanlar sağcıların solcuların içinde yer almış hainlerin, dış güçler ile hareket etmesiyle bunu yapıyorlardı,
Bugün ise O mahalle, bu mahalle içindeki hainlerin dış güçler ile hareket etmesiyle yapmaktadırlar.
Bugünün hainleri ise devletin ve özel sektörün her köşe başını tutmuş, bugün ve yarının gündemini paralel bir şekilde etkileyerek değiştirebilme kabiliyeti olan kişilerdir.
Bu hainler sen-ben gibi görünüp, tüm planlarını yavaş yavaş hayata geçirenlerdir.
Bu hainler teknolojiyi, ilimi ve bilimi iyi kullanıp toplumu ayrıştıran kişilerdir.
Bu hainler kamu düzenini bozan kişilerdir,
Bu hainler cehaletin artmasını isteyenlerdir.
Bu hainler devleti zarar ettirmek için pembe tablolar ortaya koyup hareket edenlerdir.
Bu hainler devlete ödenecek vergiyi kaçıranlardır.
Bu hainler televizyonlarda milleti uyuşturanlardır.
Bu hainler tarım ve hayvancılığın yapılmaması için çalışma yapanlardır.
Bu hainler 7 den 77’ye herkesin yaşam boyu eğitim sürecini baltalayanlardır.
Bu hainler sanayi ve teknoloji gücünü gayri resmi yollarla satanlardır.
Bu hainler tetikçilik adına yalan haberler yapan gazetecilik yaptığını sanan kişilerdir.
Bu hainler devletin makamlarını çıkarları için dolduranlardır.
Bu hainler demokrasiyi istemeyenlerdir.
Bu hainler adaleti istemeyenlerdir.
Bu hainler hukukun üstünlüğüne inanmayanlardır.
Bu hainler kadına çocuğa zorbalık yapan zihniyettir.
Bu hainler din tüccarlığı yapan kişilerdir.
Bu hainler ekonomik güç arkasına sığınıp millete zorbalık edenlerdir.
Bu hainler liyakat sahibi olmayan kişilerdir.
Daha sayacağımız birçok şey var ama saymakla bitmiyor. Çünkü içimizdeki hainlerin sayısı azalması gerekirken artığını düşünmekteyim. Her yeni artışta başka bir kimlikte ve başka bir hainlikte karşımıza çıkıyor.
Dediğim gibi dün darbeciler deniyordu bugün fetöcüler oldu… Her geçen zaman başka bir kılıf  
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner37

banner36