Tarih:10.04.2018
OTİZMDE MUTLU YAŞAM 
Mutluluğu sende bulan senindir,
Ötesi misafir…
Değerli okurlarım; bahar kokulu sıcacık ve umut dolu mısralarıma hoş geldiniz.
Daha önceki yazılarımda sizlere Bandırmalı olduğumdan bahsetmiştim. 2 Nisan Dünya Otizm Günününde“otizmde farkındalık etkinliğimi” Bandırma Barış Manço Kültür Merkezinde büyük bir coşkuyla gerçekleştirdik. Katılımın yoğun olması farkındalığımızın amacını tüm halkımıza duyurmayı sağladı. Nisan ayı boyunca çeşitli farkındalık faaliyetlerimiz devam edecektir.
Bugün sizlerle heyecanla paylaşmak istediğim yine bir konu belirledim. Elbette konumun içeriği “OTİZM”, konu başlığım ise; 
OTİZMDE ERKEN TANI ALMA SÜRECİ VE  ÖNEMİ
Otizmin günümüzde bilinen tek tedavisinin özel eğitim olduğu bilinmektedir. Otizm spektrum bozukluğu tanılı çocukların erken dönemde uygun eğitime başlaması ile farklılık durumunun gidişatı ve ilerleyen dönemlerde karşılaşılabilecek problemlerin en aza indirgenmesi açısından çok önemlidir. Ülkemizde, hekimlerce genelde otizm tanısı çocuklarda 3 yaşından itibaren kesin olarak konulmaktadır. Araştırmalara göre otizm spektrum bozukluğu tanısı 18 aydan itibaren tanılanması da mümkündür. 
Otizmin gözle görünen belirtilerinden birinin bile ortaya çıkması sonucunda acilen çocuk psikiyatrisi tarafından değerlendirilmesi gerekir. Belirtileri şunladır;
- Bebeğin 2. Ayında hiçbir dinleme ve göz temasının olmaması.
- 4.-5. Aylarda anne- babaya neşeli ses ya da gülücükle karşılık vermemesi.
- 8.-9. Aylarda karşılıklı iletişim kuramamak.
- İşaret etmek yerine yetişkinin elini kullanarak göstermek, işaret edilen yere bakmamak.
- 12. Ayda en az 2 kelime ile iletişim kuramama, anne-babanın yüz ifadelerini ya da sesini taklit edememek.
- 16. Ayda problem çözmeye yönelik karmaşık işlemler yapmamak.
- İki yaşında taklit oyunu oynamamak.
- 36-48 ay arasında kim, nerede, ne için sorularına cevap vermemek.
- Kazanılmış becerilerin kaybedilmesidir.
Bu belirtilerden herhangi birini taşıyan çocuk için anne-babalar iyi bir gözlem sonucunda doktora veya bu alanda uzmana danışmaları çocuklarının geleceği için önemlidir.
Otizmli çocuğa Doktorun tanıyı koymasıyla beraber, erken ve yoğun özel eğitim uygulamaları ile gerçekleştirilecek olan bilimsel temelli eğitim sonucunda otizmli çocukta, izlenen hedeflerle, çocuğun erken yaşının da etkisiyle gelişimsel kazanımlar daha kolay sağlanabilecektir. Çocuğun ihtiyacı doğrultusunda ilgili profesyonellerce oluşturulan eğitsel müfredat, bilimsel temelli eğitim yöntemleri eşliğinde adım adım kararlılıkla uygulanmalıdır. Özel eğitim uygulamaları, aile ile eğitmenin iş birliği içerisinde gerçekleşmesiyle çocukta kat edilecek  başarılı yol daha hızlı alınabilecektir.  Erken dönemde, yoğun ve kaliteli eğitimle, 0-5 yaş aralığında tanı almış otizmli çocukların akranlarına yetişmeleri sağlanır  ve sosyal uyumlarında da daha hızlı kazanımlar elde ederler.
Otizm spektrum bozukluğu;  her çocukta farklı, kişiye özgü ve davranışsal durumları çeşitlilik gösteren bir farklılık yelpazesidir. Erken tanı alma ve ailenin kabullenme sürecinin ardından,eğitsel yol doğru bir şekilde izlenildiği takdirde,çocuğun  spektrumdaki  yerine rağmen belirlenen hedeflerde  gözle görülür gelişmeler görülecektir. Ebeveynlerin, doktorların ve eğitmenlerin bu iş birliği tutumlarının, izlenen sürece etkileri çok büyüktür.
Otizmli çocuk için, önemle eğitime ihtiyacı olduğunu ve erken yaşta doğru eğitimle aşılamayacak bir durum olmadığını belirtsem de, otizmli çocuğa empatiyle yaklaşmak, çocuğun duygularının olduğunu unutmamak ve mutluluğunu göz ardı etmemek her şeyden daha önemli olduğunun vurgusunu yapmak istiyorum.
Mutluluk; her canlı için yaşamın doğal sürecinde gelişen, sağlıklı bir gelişim sağlayan ve öznel iyi olma gibi birçok faktörü  içinde barındıran bir duygudur. Özel gereksinimli bireylerde ve genel gelişimli bireylerde “mutlu yaşam” hayatın olmazsa olmazıdır aslında..
Sağlıklı bir birey mutlu oldukça hayatını anlamlı yaşar, özel gereksinimli birey ise mutlulukla hayata farklı bir bakış açısı ile bakarak kendini toplumdadaha  kolayifade ederek yaşamını sürdürebilir.
Mutlu bir yaşamda aktif rol oynayan bireyler, her bir kişiyle sürdürdükleri etkili ve anlamlı iletişim ile gerçekleştiremeyecekleri  başarı ve kazanım yoktur. Mutlu yaşayabilmek için,öncelikle varoluşumuza şükrederek farklılık gösteren bireylerin penceresinden hayata bakmamızla mümkün olabilir. Yardımlaşma, işbirliği, toplumsal farkındalık ve maddi-manevi paylaşımlarımız, bizleri kolayca mutlu olmaya yönlendirecektir. 
Özel gereksinimli birey ebeveynleri, farklılık gösteren çocuklarının gelişimsel ilerlemeleri doğrultusunda elde ettikleri mutluluğun tarifinin izahı yoktur. Gerek özel gereksinimli birey, gerekse de genel gelişimli bireylerde doğal mutluluğun genel kuralı;“Sevilmek için değil, sadece sevme eyleminin verdiği mutluluğu hissetmek için sevmek gerekir..” 
Kıymetli okurlarım; tüm sağlık problemlerimize gösterilen sevgi ve ilgi ile onarılamayan yara olmadığına inanırsak eğer,  mutluluğun genel resmini deböylece çizmiş oluruz.
Nisan ayı boyunca “Otizmi eğitimle yeneceğiz” algısını sizlerin de paylaşmanızı kalben istiyorum.
Otizmli çocuklarımız ve bireylerimizin mutluluğuna bizlerinde katkıları olmasını istiyorsak eğer “ EMPATİ”  ile yaklaşmamız gerçeğini unutmamalıyız. 
Mutluluk daima yakınımızdadır.
Yakalamak için çoğu zaman elimizi uzatmak yeter….
Yüreğinde sevgi taşıyana Selam Olsun..
BOSDER BAŞKANI
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner27

banner37