İçinde bulunduğumuz zaman dilimi, arkadaşlıklarımızın aşklarımızın bir camın arkasından, sanal yani gerçekte var olmayıp zihinde hayali olarak düşünülen şekilde gerçekleşiyor. Bir tane daha fazla ‘like’ almak uğruna sosyal medya hesaplarımızı çocuklar gibi renkli fotoğraflarla dolduruyoruz. Narsistliğin tuzağına düşen insanlar olarak ‘mış gibi’ yapmaya bayılıyoruz. Aşklarımız paylaştığımız hikâyenin ömrü kadar kısa sürebiliyor.  Aşkta da arkadaşlıkta da fazlasıyla ergenleştiğimizi düşünüyorum. Oxford Dictionaries tarafından 2016 yılında post-truth kelimesi yılın kelimesi seçildi.  Post-Truth hakikatin ötesinde ve gerçeğin saptırılması anlamına geliyor. Belki de sosyal medyadaki aktif ruh halimizi özetliyor.

         

Düşünsenize gerçekten çok eğlendiğiniz bir dost meclisindesiniz. Ya da bir akraba gününde. Foto çekinmek ve bunu çeşitli mecralarda paylaşmak o an için aklınıza gelir mi? Benim aklıma hiç gelmiyor.  Anı yaşayabiliyorsak, tadını çıkarabilmişsek, durup şöyle bir poz verelim, yok yok olmadı filtreleyip birde böyle deneyelim, diyemeyiz diye düşünüyorum. 

     

Sanal dünyamızda belki de biz kadınlar olarak en cezp edici, kendimizi kaptırdığımız, hakikatin fevkinde davrandığımız, kendisi sanal ama cebimizi gerçekten yakan bir konu… tabiî ki online alışveriş siteleri... #evdekaltürkiye kampanyasının başladığı 10 Mart 2020’den bu yana e-ticaret trafiğinde %15’lik bir artış görüldü. İstesek de istemesek de sosyal mecrada sponsor reklamlar sık sık önümüze düşüyor. Öylesine etkileniyoruz ki hepimiz birer alışveriş çılgını olduk. Birileri reklam yaptığı ürünlerden para kazanırken, biriler ide tüketme ve daha çok tüketme adına bu büyüye kendini kaptırabiliyor. Mesela, Trendyol uygulamasını telefonuna ya da tabletine indirmeyen kaldı mı? 

     

Tamam, hemen kızmayın. Hakikaten ve gerçekten bizi teskin edip rahatlatan gelişmeleri de online olarak sanal ortamda gerçekleştirdik. Mesela,  web/yazı tabanlı dergileri, gazeteleri, kitapları ücretsiz okuduk. Okumayı hep ihmal etsek de en sonunda ‘e-okuduk’ artık diyebiliyoruz. Özellikle evde bunalan çocuklarımız için eğitim-öğretim hayatı dijital olarak devam edemeseydi çok daha sıkıntılı sonuçlar da doğurabilirdi.

   

Ayrıca evde kaldığımız dönemde süslü cafe-restauranlardan havalı fotolar çekemedik, belki de acziyetimizi hatırladık. Herkesin tek düze bir hayat yaşaması birbirimizden hiçte farklı olamadığımızı hatırlattı. Önceki yazımda vurguladığım gibi terakki etmiş bile olabiliriz efendim. Resul Dindar’ın dediği gibi sevgili okurlarım ‘Sabrın sonu selamet, öptüm iki gözünüzden’, Saygılarımla.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner51

banner37

banner36