SAĞLIK:
Dengeli büyüyen çocuk daha mutlu, neşeli ve özgüvenli
 Türkiye’de tek çatı altında en fazla kadın çalışan istihdam eden firmalardan biri olan Yeşim
Tekstil’in Kadın ve Çocuk Kulübü ve Uludağ Soroptimist Kulübü iş birliğiyle hayata geçirilen
“Kelebeğin Dünyası” projesi söyleşileri devam ediyor. Kadınların eğitim, sağlık ve kişisel
gelişim konularında farkındalığını arttırmak ve toplumdaki güçlü kadın profilleri ve rol
modelleri Yeşimlilerle buluşturmak amacıyla organize edilen etkinlik; Psikolojik Danışman
Ayça Bolten Ülkü ile Dr. İlay Yılmazlar’ın katılımıyla gerçekleştirildi.

Yeşim Tekstil Mavi Konferans Salonu’ndaki programda Yeşimlilerle bir araya gelen Ayça
Bolten Ülkü ile Dr. İlay Yılmazlar, “Ailemde iyi ilişkiler” isimli bir söyleşi gerçekleştirdi.
Söyleşide ailedeki anne ve baba rollerinin çocuğu nasıl etkilediği, anne ve babanın birbiriyle
iletişiminin çocukların gelişimindeki etkisi, erkek ve kız çocuklarına davranış biçimlerinin nasıl
olması gerektiği gibi konular üzerinde duruldu.

Söyleşide özellikle kişiliğimizi oluşturan benlik durumlarına sahip olduğumuz ve bunlardan
birinin ebeveyn benliği olduğu bilgisi paylaşılırken, söz konusu bu benliğin herkesin içinde
bulunduğuna vurgu yapıldı. Ebeveyn benliğinin de ikiye ayrıldığı üzerinde durulurken,
bunlardan birinin koruyan, kollayan, destekleyen ve koşulsuz sevgi veren; diğerinin ise
eleştiren, yargılayan ama öğreten benlik olduğu kaydedildi. Söyleşide dengeli bir şekilde
korunan, kollanan ve sevgiyle büyüyen çocukların daha mutlu, neşeli, özgüvenli ve yaratıcı
olduğu aktarılırken; sürekli eleştirilen çocuklarda ise özgüven eksikliği, içine kapanıklık, aşırı
uyumluluk ya da isyankâr olma gibi davranış özelliklerinin gözlenebileceğine değinildi.
Ayça Bolten Ülkü, Türk toplumundaki insanların koruyan ve kollayan gibi görünmekle birlikte
aslında sürekli eleştiren ebeveynler tarafından büyütüldüklerine dikkat çekti. Aşırı derecede
korunan, kollanan ve sürekli eleştirilen çocukların büyüdüklerinde kendilerini yetersiz
hisseden bireylere dönüşebileceğine değinen Ülkü, bunun önüne geçmek için öncelikle
çocuğuna kullanılan dilin değişmesi gerektiğini aktardı. Ülkü, şöyle devam etti: “Çocuklar
küçüklüğünden itibaren anne babasını gözlemler ve zihnine anne babasının davranışlarıyla
ilgili bilgiler atar. Aslında 7 yaşına kadar ve özellikle de 0-5 yaş arasında söz konusu ebeveyn
davranışlarıyla çocuğun kişiliğine dair kodlar ekliyoruz. Çocuklar bu kodlamayı sadece anne
babadan almaz. Evde ebeveyn rolü verilen kişilerin kuralları ve kısıtlamaları da bu ebeveyn
benlik durumuna katkıda bulunur. Otoriter bir toplumda yaşayan insanlar olarak bunlara
alışmış olabiliriz ancak bunlar öğrenilen davranışlar olduğu için bunu değiştirme ve söz
konusu kodları kırma şansımız var.”






“Çocuğa sözlü ya da sözsüz olumlu ve koşulsuz mesajlar verilmeli”

Toplum içinde yaşayan sosyal varlıklar olduğumuz için çocukların uyumlu olmasına ihtiyacımız
olduğumu ifade eden Dr. Yılmazlar, toplumun ve iş hayatının kuralları olduğunu, bununla
birlikte bazen isyankâr yanımızın ağır bastığını ve istenmeyen süreçlerin gündeme
gelebildiğini belirtti. Evde bazen kardeşler arasında da önemli sorunlar yaşanabileceğine
dikkat çeken Dr. Yılmazlar, “Çocuklar aralarındaki sorunları kendileri çözmeli ve bu sayede
problem çözme becerisi kazanmalı. Bunu yaparken birbirlerine fiziksel müdahale, kötü söz -
davranış, kişisel saldırı ya da hakarete izin verilmemeli. Sakince konuşmalarına müsaade
edilmeli ve sakinleştiklerinde bir araya gelerek sorunu çözmeleri sağlanmalı” diye konuştu.
Dr. Yılmazlar, şöyle devam etti: “Çocuklar arasında yaşanacak bir tartışma sırasında anne -
baba, çocuklarını bir araya getirerek eleştirel ebeveyn benliğinden çıkmalı ve yetişkin benliğe
bürünmeli. Çocuklar kızmadan sorunu ortaya koymalı ve konuşmalı. Çocuklarımızla
konuşurken de göz teması kurmalı ve çözüm odaklı olmalıyız. Duygu içermeyen ses tonu
yetişkin benlikle sorun çözerken kullanılmalı ve çocukların kendi çözümlerini bulmasına fırsat
verilmeli. Şu bir gerçek ki; çocuk doğduğu andan itibaren varlığının onanmasını istiyor. Bazen
olumsuz mesajlarla çocuğun varlığının onanması söz konusu olabiliyor ya da koşullu sevgi
sergileniyor. Çocuklarımız henüz çok küçükler ve düşünme muhakemesini sağlıklı yapamazlar.
Çocuğa sözlü ya da sözsüz olumlu ve koşulsuz mesajlar vermek gerek. Her koşulda ‘Seni
seviyorum’ olumlu mesajını alan çocuk gelecekte daha özgüvenli oluyor.”


Gazete Bursa
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner27

banner37

'Çocuklarla konuşmayı ihmal etmeyin'
BURSA'da, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Dr. Ayşegül Ersoy, "Çocuğunuzla konuşun,...

Haberi Oku