Konu şiddetse işin en başına bakmamız yani aile içine girmemiz gerekmektedir. Günümüzde bir iki yasal düzenleme yaparak yada çeşitli suçlulara cezalar vererek çözülmeyeceğini bilmeliyiz. Şiddet konusu ülkemizin en gerçek ve en önemli sorunlarından bir tanesi olduğunu unutmamalıyız. İşte o nedenle iyi alt yapısı yapılmış analizler ile sorun ile mücadele edilip çözümler geliştirilmelidir.

 

Yaşamları iyileştirmemiz gerekmektedir. Ancak bu iyileşmenin bir daha hastalanmaması için en kökten neyin tetiklediğini ortaya koyarak için tüm bilim tekniklerini kullanılması gerekmektedir. Hastalıklı olan şiddet sorunu ve sonuçları bir ülkeyi yok edecek duruma bile getirebilir. O nedenle iyileşmeyi en köklü çözümler ile yapmak gerekmektedir..

 

Aile içi şiddetin temelinde genelinde bir erkek yatar. Kadınların kocalarına karşı şiddet uyguladıkları konusunda kanıtlar olsa bile daha çok şiddete maruz kalan kadınlarımızdır. Erkeklerin daha tehlikeli, güçlü ve şiddete eğilimli olmaları şiddetin erkekler tarafından daha çok uygulandığını görüyoruz.Aile içi şiddete maruz kalan çocuklarımız bilinçaltına bu şiddeti yerleştirerek gelecek hayatında ailesinden gördüğü davranışları eşine, çocuklarına ve yakınlarına uyguluyor.

 

Çocuğun anne ve babasının onaylamadığı bir davranışta bulunduğunda fiziksel olarak cezalandırıldığını biliyoruz. Yani şiddet aile içinde öğrenilip daha sonrasında huy olarak yerleşiyor. Şiddete maruz kalan çocuklar ceza biçiminde öğrendiği şiddeti yanlış yaptığını düşündüğü eşlerine uyguluyor. Ve onun kişiliğinin bir parçası haline geliyor.

 

Şiddete maruz kalan kadınlarımızda eş ve çocuklarının her şeye rağmen kendilerini aile ile kalmaya zorunlu hissediyor. Başka seçenekleri olmadığını düşünürler.Kadının ilk şiddetinden sonra evliliğe devam etmeye çalışması en büyük yanlıştır ilk başta kadınlarımıza bu anlatılmalıdır. Çünkü şiddeti kabul eden karşı çıkmayan bastırılan kadın bir sonraki şiddete zemin hazırlar susarak göz yumarak sindirmiş ve erkeğe ona istediği gibi davranma cesaretini verir.

                                               

Ekonomik faktörün erkeğe bağımlılığını önlemek için işsizlik maaşı gibi kadının boşandığında ayaklarının üstünde duruncaya dek desteklenmesi gerekir. Bu şekilde erkeğin maddi durumunu karşı tehdit unsuru haline gelmesi engellenmelidir. Kocasıyla ilişkisinin sorumluluğu tamamen ona ait değildir. Fiziksel saldırıya uğrayan kadın şiddeti sindirmeye çalışmamalı göz ardı etmemelidir. Birlikte çıkılan yolda yaşanan sorunların tek taraflı olmadığı unutulmamalı başarısız olanın sadece kendisi değil her iki tarafında hatalı olduğu unutulmamalıdır. Sorunu sadece kendisinde arayarak evliliği sürdürmeye çalışmamalıdır.

 

Şiddete maruz kalan kadınların eğitim düzeyi düşük ve maddi açıdan eşe bağlı olduğu görülmektedir. Şiddete maruz kalan kadınların sığınma evlerinde güvenlik önlemleri arttırılmalı ve şiddetle ilgili alınan ihbarlar karşısında yoğun güvenlik önlemleri alarak kadınlarımızı korkusuzca yaşamaya teşvik edilmeli. Eğitim ailede başlar. Bir çocuğu nasıl yetiştirirseniz oda gelecekteki eşine ve ailesine o şekilde davranır. Kadınlarımız özellikle erkek çocuklarını kadın ruhundan anlayan ince ve hisli yetiştirmelidir. Aile hekimi gibi her ailenin rahatlıkla ulaşabileceği ilişki danışmanları olmalıdır. Bu şekilde yaygın hale gelen şiddetin önüne geçilmeli insanları bilinçlendirmeli ve kadınlarımızın değerli kıymetli varlıklar olduğu aşılanmalıdır.

 

Günümüzde yapılması gereken kadınların hayatımızdaki rolü ve değerinin çok büyük olduğunu her kesiminde farklı yollar kullanılarak gösterilmeli ve öğretilmelidir. Neredeyse her gün duyduğumuz kadın cinayetlerinin önüne geçebilmek için kadını ön plana çıkaran değerli olduğunu gösteren faaliyetler düzenlenmeli. Cinayetlerin bir kısmı sözde namus davası üzerine işleniyor.Bir baba, oğlu sevgili edinmiş diye onunla gurur duyarken, kızının masumane aşkını namussuzluk olarak görüp ona şiddet uygulayabiliyor. Kadınları dört duvar arasına hapsedip , başkasının karısına kızına bakanlar bunu marifet sayarken yetkililer buna duyarsız kalmamalıdır. Özgüveni yıkılmış güvende olmayan kadınlarımızı koruma altına almalıyız.

       

Şiddete uğradığınızda bulunduğunuz yerdeki en yakın polis merkezine ya da jandarma karakoluna başvurarak yaşadığınız olayla ilgili tutanak tutturmalısınız.Yaşadığınız olayı tüm ayrıntılarıyla anlatıp çözüme yardımcı olunuz.

Türkiye cumhuriyetinin Ne kadar güçlü bir toplum olduğunu her seferinde yazmaktayım ancak şiddetin çok fazla kesimde olmasından dolayı hiçbir gücünü kullanmamaktadır. Sporda, siyasette, sokakta, markette ve ve diye diye bu liste devam etmektedir. Güçlü olmak istiyorsak sevgi tohumlarını vücudumuza ekmeliyiz.

Düşüncelerimizden, dilimize gelen sözlere kadar her anda şiddetten arınmış olmalıyız. Eğer bu coğrafyanın bir ferdiysek başka bir çaresi yok…

 

 

“Karanlığı karanlıkla kovamazsınız: ancak aydınlık bunu yapabilir. Nefreti nefretle kovamazsınız ancak sevgi bunu yapabilir.” Martin Luther King Jr.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner27

banner37