Değerli arkadaşlar… Türkiye’de sendikal hayata baktığımızda 1980 ihtilalinden önce tam anlamıyla güçlü bir sendikal hareketin olduğunu hepimiz gördük ve biliyoruz. Ve yine biliyoruz ki 80 öncesi sendikal hareketlerden korkan, dönemin milletvekilleri ve iş adamları bu sendikal hareketin önüne nasıl geçebilecekleri konusunda çok büyük çalışmalar yapmışlardı. Hatta 80 ihtilalinin olmasının en büyük sebeplerinden biri de sendikal hareketler yani işçi hareketleri olarak gösterildi kimi zaman…
1980 ihtilalinin ardından hazırlanan 2821 ve 2822 sayılı Sendikalar Kanunu ve Grev ve Lokavt Kanunu ile sendikal çalışmanın önü bir nevi kesilmiş oldu. Toplu iş sözleşmesi için yüzde 10 iş kolu barajı, işyerinde örgütlenmek için yüzde 50+1 ve birçok Avrupa ülkesinde olmayan noter şartı gibi aşılması çok zor engeller konuldu. Şimdi ise Türkiye’nin demokratikleşmesi, çağdaş, adil ve sosyal bir devlet olması, işçi-işveren ve sendikalar açısından çalışma barışının sağlanması adına 2821 ve 2822 sayılı kanunlar birleştirilerek TOPLU İŞ İLİŞKİLERİ KANUNU adıyla yeni bir düzenleme yapılmaya çalışılmaktadır. İşkolu barajının yüzde 10’dan yüzde 3’e düşürülmesi, noter şartının kaldırılıp, işçilerin e-devlet şifreleriyle sendikalara üye olma gibi bazı kolaylıkların getirilmesi konusunda yapılan düzenlemeler bugünlerde Meclis’ten geçmek üzere!
Bununla birlikte yasanın çıkarılmaması konusunda çeşitli çevreler tarafından çok ciddi bir lobi yürütüldüğünü de biliyoruz. 12 Eylül darbe yasalarının destekçisi ve statükodan beslenen bu kesimler, küçük çıkarları uğruna Anayasa değişiklikleri dahil Türkiye’nin demokratikleşmesi, çağdaş, adil ve sosyal bir devlet olmasını engellemek istemektedirler. 2821 ve 2822 sayılı yasalar değiştirilmeden Anayasa değişiklikleri ve yeni anayasa dahil Türkiye’nin özgürleşmesi, sivilleşmesi ve örgütlü bir toplum haline gelmesi imkansızdır.
“Eğer bu yasa meclisten geçirilmezse ne olur” derseniz… Yüzde 10 işkolu barajı devam ederken, SGK verileri baz alınarak istatistiklerin yani sendikaların gerçek üye sayılarının yayınlanması durumunda, toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkili olan pek çok sendikanın iş kolu barajı olan yüzde 10’un altında kalması riski ile karşı karşıya kalırız.
2821 ve 2822 sayılı yasalar değiştirilmeden, istatistiklerin SGK verilerine göre yayınlanması çalışma hayatında bir kaosa neden olacak, çalışanların büyük bir bölümü sendikasız kalacaktır.
Sendikaların toplu iş sözleşmesi yetkisi alabilmesi için gerekli olan işkolu barajları ile ilgili istatistikler, en son Temmuz 2009'da yayınlanmış, gerekli olan maddelerin düzenlenmesi ve açıklanması ise Ağustos 2010’dan bu yana 3 kez ertelenmişti.
Çalışanlar olarak bizim de beklentilerimiz var elbet. Güvenli ve sağlıklı bir çalışma ortamı, sendikalı olmak ve huzurlu bir iş ortamı… Umarız ki bu TOPLU İŞ İLİŞKİLERİ KANUNU’nun yeni düzenlemelerle hem çalışanların hem işverenlerin hem de sendikaların beklentilerini karşılayarak, ülkemizin çağdaş, adil ve sosyal bir devlet olma konusunda ilerlemesi ve uluslararası çalışma örgütünde örnek alınacak bir ülke konumuna getirilmesi en büyük hedefimiz olmalıdır.
Yorumlar