Bir milletin ve bir to0plumun geleceğini çocuklar ve gençler oluşturuyor. Bu nedenle, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı olan 23 Nisan’ı, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Milli Mücadelenin başlangıcı olan 19 Mayıs tarihini ise Gençlik Bayramı olarak gençliğimize emanet etmiştir.

Bu çok önemli bir karar ve görevlendirmedir.

Dünyadaki tek çocuk bayramı Türkiye’dedir. Dünyadaki ilk Gençlik Bayramı yine Türkiye’de başlatılmıştır. Gençlik ve çocuklarımız bizim geleceğimizdir. Onların en iyi şekilde eğitim almaları, yetiştirilmesi ve topluma, vatanına, milletine faydalı insanlar olarak yetiştirmesi önce anne babalar, aile olarak bizlerin sonrada bu milleti ülke yapan devletimizin sorumluluğundadır.

Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) tarafından oluşturulan “2017 Raporu”, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, 2005-2010 ile 2015-2022 dönemleri Birleşmiş Milletler Uyuşturucu Kontrol Kurulu Üyesi ve önceki Başkanı olan Prof. Dr. Sevil Atasoy tarafından kamuoyu ile paylaşıldı.

Türkiye için en büyük tehlikenin eroin olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Bu kadar çok miktarda üzerinden eroin geçen bir ülkede, tonlara geçiyor. Bunun burada kalmaması mümkün değil yani bir transit ülke ne olursa olsun kullanıcı olur” diye konuştu.

Prof. Dr. Sevil Atasoy rapora göre, dünyanın dört bir yanında uyuşturucu kullanan bireyler damgalanma ile karşı karşıya kalıyor. Küresel seviyede uyuşturucu bağımlılığı tedavisine ihtiyaç duyan her altı kişiden sadece biri, söz konusu tedavi programlarına erişebiliyor. Bölgesel gelişmelerin de aktarıldığı raporda uluslararası kontrol altında olan ilaçlar ve uyuşturucuların internet üzerinden satıldığına dikkat çekildi.

Türkiye’nin yanı sıra Ortadoğu ülkelerindeki uyuşturucu mücadeleye ilişkin verilerin de paylaşıldığı basın toplantısında, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan da uyuşturucu kullanımını önlemeye yönelik önemli bilgiler verdi.

2005-2010 ile 2015-2022 dönemleri Birleşmiş Milletler Uyuşturucu Kontrol Kurulu Üyesi ve önceki Başkanı olan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy, Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu’nun 2017 yılı raporunda Türkiye'ye, geleneksel Balkan Yolu üzerinde olması nedeniyle yer verildiğini söyledi.

Prof. Dr. Sevil Atasoy, şunları söyledi:

“Afganistan kaynaklı eroinin % 40 kadarı İran ve Türkiye tarafından yakalanmakla birlikte 350 ton kadar eroinin Batı Avrupa piyasalarına ulaştığı biliniyor. Ancak raporda, Afgan eroininin, Balkan Yolu’nun yerini sınırlarımızda aldığımız güvenlik önlemleri sayesinde “Kuzey Yolu” olarak tanımlanan ve Ermenistan üzerinden Kuzey Karadeniz rotasıyla Doğu Avrupa’ya ulaşmasına da yer verildi. Türkiye’nin Doğu Avrupa’dan başlayan ve Irak, Suriye ve Arap yarımadasının diğer ülkelerine ulaşan Captagon kaçakçılığının da yolu üzerinde bulunması bir bu kadar çok miktarda başka gerçek. Captagon, yıllar önce piyasada bulunan bir müstahzar ilaç olmakla birlikte kötüye kullanımı nedeniyle artık imal edilmiyor. Ancak popülerliği nedeniyle sahte Captagonlar piyasaya sürüldü. Sahte Captagon’larda fenetilin yerine değişik amfetamin türevleri ve kafein gibi maddeler bulunuyor. Özellikle terörist gruplar tarafından uykusuzluk ve açlıkla başa çıkmak üzere kullanılıyor ve başta Hatay gelmek üzere doğu bölgelerimizde çok miktarda yakalanıyor.”

Türkiye için en büyük tehlikenin eroin olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Bu kadar çok miktarda üzerinden eroin geçen bir ülkede, tonlara geçiyor. Bunun burada kalmaması mümkün değil yani bir transit ülke ne olursa olsun kullanıcı olur. Piyasada fiyatını düşürdüğü anda da yayılır. Uyuşturucunun yaygınlaştırılması, kaçakçının kendi elinde. Kontrol eden kendisi çünkü yasadışı örgütler piyasayı kontrol ediyor. En tehlikelisi eroin. Tedavi için AMATEM’e başvuranların kullandığı maddeler açısından ilk sırada eroin yer alıyor” diye konuştu.

Reçetesiz ilaç kullanımının önemine işaret eden Prof. Dr. Sevil Atasoy, cezaevlerinde tedaviye öncelik verilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:

“Cezaevlerindeki bağımlılar önemli bir sorun. Sadece madde olarak bakmamak lazım, reçeteye tabi ilaçların reçetesiz kötüye kullanımı da bağımlılıktır. Bu ciddi bir sorun çünkü o kişi daha sonra çok daha ucuz olan bir eroine doğru gidebilir. Bir sürü madde hap haline geldi. Evet Türkler pek damara iğne yapmaktan hoşlanmaz ama hap yutar rahatlıkla. Cezaevi içindeki tedavi çok önemli bir ayrıntı ve Türkiye’de hiç yapılmıyor. Halbuki ABD’de özellikle cezaevlerinde zorunlu tedavi yapılıyor. Dışarıda iken ben tedavi olmak istemiyorum dediği zaman zorla tedavi edemiyorsunuz. Ama cezaevi içerisinde bunu yapabiliyor. Bunu bir yöntem olarak görüyor. Ama bizde böyle bir uygulama yok. İçerde 100 binlerce kişi var tedaviye ihtiyacı olan.”

Bu raporun devamı var. Önümüzdeki günlerde paylaşmaya devam edeceğim. Ülkemiz için böylesine önemli bir tehlikenin en kısa zamanda önlenmesini bekliyoruz.

 

Devamı var 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner27

banner37