Ne yazayım. Bir taraftan çok şey var yazılacak, konu seçemezsin. Diğer yandan yazmak istediklerin var, yazamazsın.

Çok şey yazmak mı? Çok şey söylemek mi? gerek bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var. O da, kamil iman, temiz niyet, aşırı gayret, samimi dua gerek.

İstişare etmek, birlik olmak, tefrikadan ve dedikodudan kurtulmak gerek.

İki yüzlülükten, riyakarlıktan, kişisel çıkar ve menfaatlerden uzak olmak.

Öfke ve kin ile değil, adaletle ve hukuk ile hükmetmek.

Kendi içimizde merhamet ve şefkatli, düşmana karşı dik ve şiddetli olacağız.

Umudumuzu kaybetmeyecek, yeise düşmeyecek, tedbiri elden bırakmayacağız.

Hırsımızın ve duygularımızın esiri olmayacak, bilginin ve gönlümüzün derinliğinde hareket edeceğiz.

Aldanan ve aldatan değil, doğru sözlü, özü, sözü bir olacağız.

İman gücümüz, namus varlığımız, vatan, bayrak ortak paydamız olacak.

Allah’a kul, Peygamber’e ümmet, insanlığa hizmet şiarımız olacak.

Kula kul olmayacak, Yaradan’ımızı unutmayacağız.

 

SURİYE’DE

 

Gerçek kaybedenler; İnsanlık, ABD, NATO, AB ve müttefikler

Kazanmış görünüp kaybedenler; Esed ve rejimiRusya, İran

kaybetmiş gözüküp kazananlar; Türkiye

 

ÖZ YURDUNDA GARİPSİN, ÖZ VATANINDA PARYA!

Rahmetli Necip Fazıl’ın Sakarya türküsünde dediği gibi, “Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya.”  Niçin bunu alıntı yaptım, şunun için;

1400 yıllarda, sınırları korumak ve dini anlatmak için Balkanlara (Bizim ecdadımız Bulgaristan’a) gönderilmişiz. Yıllardır hem Anadolu topraklarının bekçiliğini yapmış, hem de kadim medeniyetimizi, çalışmalarımız ve yaptığımız eserlerimizle temsil etmişiz. Ne zamanki Devletimiz zayıflamış ve Balkanları terk etmek zorunda kalmış, bizlerde uzun süre direndikten sonra tekrar anavatana, ecdadımızın yurt edindiği topraklara dönmüşüz. Dinimizi, insanlığımızı ve namusumuzu korumak, vatan ve bayrak hasretini dindirmek için üç, beş, on beş vb. yaşlarda muhacir olmuşuz. Tekrar Anavatan’ın imarına, büyümesine ve güçlenmesine katkıda bulunmuşuz.

Şimdi yeni hazırlanan Anayasa’nın 101. Maddesinde, Cumhurbaşkanı adayı olabilmek için’Doğuştan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak’’ şartı aranıyor.

Anladığımız kadarı ile bu ülkede doğmuş; Ermeni, Rum vatandaşlarımız aday olabilecek, veya doğuştan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Hristiyan ve Yahudiler olabilecek, fakat burada doğmamış Balkan muhacirleri olamayacak.

Aldığım birçok mesajda bu durumun yeni Türkiye hedefi ve Misak-ı Milli ruhuna uygun düşmediği belirtiliyor.

İsteğimiz ve arzumuz bu durumun düzeltilmesidir. Türk soyundan olup, bir zamanlar topraklarımız olan yerlerde doğmuş ve belli yaşa kadar Türkiye’ye göç edip sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan kimselerin de Cumhurbaşkanı adayı olabilmesinin önünü açacak düzenlemenin yapılması.

Benim inancım Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız ve milliyetçiliğini bildiğimiz MHP Genel Başkanı Bahçeli olaya el atıp, durumu düzelteceklerdir.   

BERABER OLMAK

Geçen hafta Perşembe akşamı, Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar’ın, önceki dönem milletvekili arkadaşlarımıza yaptığı davete icabet ettik. Uzun bir aradan sonra gerçekleşen buluşma için Sayın Dündar’a teşekkür ederiz.

Sohbet esnasında bir milletvekili abimize aşağıdaki soruyu yönelttim.  

MHP mi Ak Parti’ye yakınlaştı? Ak Parti mi MHP’lileşti?

Soruma net cevap verdi abimiz. Biz MHP’lileşiyoruz.

Yoruma açık olan bu cevap, bir araştırma ve anket konusu olur diye düşünüyorum.

Terörün kökünün kazındığını görünceye kadar, Cumhurbaşkanımızın ve hükümetimizin yanında olacağız.

Mutlu pazarlar dileklerimle. 

 

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner27

banner35