Erdoğan ve sonrası

 Açıkçası köşe yazımın başlığını, "Erdoğan sonrası Türkiye" olarak düşünüyordum. Ancak elime geçen bazı küresel veriler ile analizler içerisindeki değerlendirmem neticesinde, Recep Tayyip Erdoğan ve sonrası sürece dair ulusal bir bilgilendirme yapma gereği duydum. Bildiğiniz üzere Türkiye, son dönemde ciddi bir istihbarat devleti haline geldi. Milli İstihbarat Teşkilatı'nın ötesinde bağlı ve üstü diğer onlarca istihbarat kurumumuz yeni süreçte küresel oyuncu olmayı başardı. Özellikle 15 Temmuz sürecine dair gündemi yıllar sonra değerlendirdiğimizde göreceğiz ki, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ince zekası ile büyük bir küresel savaşın önüne geçmiştir...

Recep Tayyip Erdoğan hikayesi, bilinen tarihte İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile başlar. Öncesi ise; Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın hatıralarında ve sırlarında saklıdır. Elbette Turgut Özal'da benzer bir anektod olarak kayıtlarda gizemini korumaya devam etmektedir. Türkiye'nin Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili kazanımlarını konuşmaktan ziyade, kayıplarını konuşan muhalefet partilerinin ve liderlerinin yönetim dönemlerine dair kazanımlar pek gündeme gelmez. Çünkü, böyle kazanımlar maalesef yoktur. Bugün körü, körüne anamuhalefeti destekleyen tüm birey ve kuruluşların yabancı destekli olduğunu da bir kere daha vurgulamakta fayda görüyorum. 


Türkiye'nin Recep Tayyip Erdoğan ile kazandığı en büyük kazanım, toprak bütünlüğüdür. Bugün Türkiye, Balkanlar'dan Afrika'ya tek vatan olmuştur. Türkiye'nin bahse konu bu coğrafya üzerindeki askeri üsleri, ticari faaliyetleri, uluslararası bağlantıları ile hava ve deniz varlığı incelendiğinde bunu daha iyi göreceğiz. Türkiye'yi bir Anonim Şirket mantığı ile yürüten Recep Tayyip Erdoğan, hem iş dünyasına hem esnafa hemde vatandaşlara ya beraber kazanırız yada beraber kaybederiz algısını yüklemiştir. Bugün Türkiye'nin üst üste attığı yerli ve milli hamleler ile yerli ve milli tüketim algoritması tamamen bu gerçeklik üzerine kurulmuştur. Elbette böyle bir mantığa sahip ulus devlet liderlerinin ömrü pek uzun olmamıştır. Olması da beklenmemelidir! 


***


Yazımın başında da ifade ettiğim gibi; "Erdoğan sonrası Türkiye" başlıklı bir yazıyı ilerleyen aylarda, inşallah yıllarda yazacağım. Ancak, hem AK Parti içerisinde oynanan oyunlar hemde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik çukurlar bana önümüzdeki 2 yılın çok büyük acılarla geçeceğini söylüyor. Yani bugünden yarına hazırlık yapmalı ve bugünlerimize hamd etmeliyiz. Belki de daha fazla dua ile neşr olmak gerekiyor...


Türkiye'nin pandemi sürecinde Büyükşehir Belediye Başkanları ile değil de Valiler ile yönetilmesindeki sırrı anlamayanların, hali hazırda içerisinde olduğumuz savaşı anlamalarını beklemiyorum. Süveyş kanalını tıkayan gemi ile Çin'de yolları kapatan onlarca hatta yüzlerce tır'ın aynı şirkete ait olduğunu tesadüfe bağlayanlara, çay söylemekten başka bir şey yapamam... 


Evet, Türkiye savaşta! Belki bunu bir siyasetçi yada asker söylemiş olsa idi, şuan dolar yükselmiş, borsa ise; allak bullak olmuştu. Hasılı, yeni ticaret dünyasında borsanın yerini bitcoin yani dijital borsa almış durumda. Türkiye'nin 1990 sürecinde yaşadığı kanlı eylemler, öncesinde ortaya çıkan sağ - sol ve sonrasında devam eden Kürt - Türk çatışmaları ve terör örgütlerinin çok farklı şekiller ve yapılarla Anadolu'da varlık gösterme mücadelesi, bugün farklı bir boyuta taşınmış durumda. Artık bombalar değil, ekonomiler patlıyor!


Recep Tayyip Erdoğan sonrasını iyi okumalıyız. Tıpkı Abdülhamid Han dönemi gibi sonrasını düşünmeden güdülen Erdoğan düşmanlığı ve onu koltuktan indirme mücadelesine cebi delinen herkes ortak oluyor. Oysa bilmiyorlar ki; Abdülhamid Han tahttan indikten sonra Osmanlı, sadece 10 yıl bile yönetilememiştir. 1909 yılında tahttan indirilen Abdülhamid Han sonrasında 1915 yılında Çanakkale savaşları cerayan etmiştir. Lakin, kimse oradaki askeri tertibatı ve top bataryaları ile sahra hastanelerini konuşmamaktadır. Herkes Seyit Onbaşı'nın kaldırdığı top mermisini ve vurulan gemiyi konuşur! Peki, o kaldırılan top mermisi ile o top bataryalarını oraya hangi akıl inşa etmiştir? Sahra hastanelerini kim kurmuş ve yine askeri Çanakkale'de bu denli düzenli hangi akıl tertip etmiştir?


Bugün görmek istemediğimiz veyahut derin devlet aklının ulusal güvenlik gerçeği ile gizlediği Recep Tayyip Erdoğan aklı da böyle bir gerçekliktir. Bugün dünya ile aynı anda kilitlendiğimiz SİHA, TİHA ve nicelerinin ötesinde olan sırlar ve teknolojiler Recep Tayyip Erdoğan'ın kurduğu AK Parti hükümetleri döneminde inşa edilmiştir. Hasılı, neden 15 Temmuz süreci öncesinde kozmik oda vakası yaşanmıştır? Neden devletin ince sırları ve sır adamları deşifre edilmiştir? Moskova başta olmak üzere dünyanın genelinde öldürülen, katledilen, sırtından vurulan istihbarat personellerimizi kaç kişi bilmektedir? Bugün sıcak yataklarınızda ve yorganlarınız altında uyurken, uyumayan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve lideri Recep Tayyip Erdoğan'a ne kadar şey borçlu olduğunuzu hiç düşündünüz mü?


Evet, bir gün gelecek ve ben "Erdoğan sonrası Türkiye" başlıklı bir yazı kaleme alacağım. O gün geldiğinde halen daha Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'yi yönetiyor olacak. Ben ise; İslam Halifesi Hazreti Ömer'in sakalında çıkan AK tel gibi çöküşün ve çöküş ile birlikte karşılacaklarımızın ilk habercisi olacağım. İnşallah milletin vicdanı ve devletin aklı, o gün bize çöküş sürecini değil de yükseliş sürecini yazdırır. Tek korkum ise; tarih tekerrürden ibarettir sözü. Hasılı; bugün gördüğümüz ve sadece seyrettiğimiz Recep Tayyip Erdoğan, dünün Abdülhamid Han'ı değil mi?

YORUM EKLE

banner51

banner37

banner36