Hem gamsızız. Hem de öfkeliyiz. Milletçe depresyondayız!

Belli bir kesim hesapsızca bolluk içinde şatafatlı hayatlarının zirvesinde mutlu mesut yaşarken....

40 milyon insan artan enflasyon, pandemi, işsizlik, ekonomik kriz ve her gün kesintisiz gelen zamlar karşısında geçimini sağlayamaz duruma geldi. Açlık sınırının altında yaşam savaşı veriyor.

Yoksul sayısı her geçen gün katlanarak artıyor. Emekli maaşları ve asgari ücret açlık sınırlarının da altında…

10 milyon insan sosyal yardımlaşma ile geçinmeye çalışıyor.

10 milyon kişi işsiz.

40 milyon insanın geliri ancak açlık sınırlarında. Geçim sıkıntısı her gün biraz daha büyüyor. Ve her geçen gün daha da yoksullaşıyoruz.

Fakat…

Sorarsanız:

Sorun yok. Hayallerimiz mutlu!..


***

Bence sorun var. Üstelik hiç te küçümsenmeyecek boyutlarda.

Bir toplumda her gün sayısız olumsuz gelişmeler yaşanıyorsa, bu o toplumun insanlarını kitlesel çöküntüye sürüklemesi kaçınılmazdır. Bu dalga dalga yayılır.

Ülkede yaşanan yönetimsel krizler, baskılar, geçim sıkıntısı ve buna yetmezmiş gibi afetler de eklenince o toplumlarda depresif davranışların tetiklemesi gayet olağan bir duruma dönüşüyor.

İnsanlar etik unsurlarının zedelendiğinden şüpheye düştükleri zaman, güven duygusu ortadan kalkar. Kendilerini aldatılmış hissetmeleri normal. 

Özellikle birçok insan geçim sıkıntısı içinde zar zor yaşamını sürdürmeye çalışırken, her yerde haksız şatafatlar doğal olarak tepkilere ve çöküntülere sebep olmakta.

Toplum olarak depresyon canavarının esiri olmuşuz. Her yerde herkes pimi çekilmiş gibi. Trafik, çarşı, Pazar... Aile içi şiddet ise tam bir kaos... Kadın cinayetleri nedense önlem alamadığımız en ciddi sorunlarımızdan biri haline geldi. Şiddet günlük rutinimiz haline gelmiş çoktan. Tüm sorunlarımızı şiddetle çözmeye çalışıyoruz. Bunların temelinde ise geçim sıkıntısı var...

Mutsuz bir toplum haline geldik. Gülümsemeyi unuttuk. 

Peki toplumsal depresyonu çözmek için ne gerekiyor?..

Korkarım bu sorunun çözümü ‘’ şehir şebekisine antidepresan’’gibi trajikomik önerilerle bu nasırlaşmış sorunlarımıza çözüm değildir!

Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanımızın bir açıklaması vardı:

‘’Türkiye’de yoksulluk, özellikle aşırı yoksulluk sorun olmaktan kalktı’’ demişti. Unutmadım. Önemli bir açıklamaydı.

Bence haklıydı da...

Şöyle düşünün: YOKSULSUN. Etrafına bakıyorsun herkes yoksul! Belli bir kitle dışında herkes geçim sıkıntısı çekiyor. Normal olan buymuş gibi... Bazılarına göre de normal aslında!

Fakat...

Nankörlük te etmemek gerek bu arada!

Aile, çalışma, sosyalleşme, hizmet...

Hepsi bir arada!.. Yanlış hesap yapacak halleri yok ya!


Bu arada mutlu vatandaşlarımız da var. Ben bayılırım sokak röportajlarına. Aslında toplumun aynasıdır sokaklar. Gazeteci soruyor bir vatandaşımıza:’’ Hayatınızdan memnun musunuz’’ diye.

Cevaplayana bakıyorum. Ceplerini gösteriyor. Tek kuruşu kalmamış. Ayağında kış ortasında muhtemelen tabanı çoktan aşınmış bir ayakkabısı var. Üzerinde ince bir ceket, titremekten zor konuşuyor. Adam :’’ Açlıktan ölmek bize dokunmaz. Kuru ekmek yeriz, yine de illaki sevdamız’’ diyor.

(Yanına kahve ve kek te verelim…)

Ruhuna işlemiş adamın mazoşizm... sefalet çekmekten hoşlanıyor!

‘’Hak ediyor. Bırakın çeksin’’ diyesim var da...

Neyse...

Mutlu olmak belki onun da hakkıdır.

Lakin kurunun yanında milyonlarca yaş ta yanabiliyor yangınlarda...

YOKSULLUK YAŞAM BİÇİMİ DEĞİLDİR! OLMAMALI!

Ama olsun...

SORUN YOK. HAYALLER MUTLU!

Peki sizce?..



Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner51

banner37

banner36