Hava Durumu

Çocuklar ve Savaş

Yazının Giriş Tarihi: 05.03.2026 16:14
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.03.2026 16:15

Ortadoğu yine kanlı bir başlıkla uyandı. İran’ın güneyindeki Minab kentinde bir kız ilkokulunun vurulduğu iddiası gündeme düştü. Rakamlar değişiyor; 108 deniyor, 148 deniyor, 165 mezar hazırlanıyor deniyor. ABD-İsrail saldırısı diyen var. IRGC’nin yanlışlıkla vurduğunu kabul ettiğini yazan var. Uluslararası ajanslar teyit konusunda temkinli. Taraflar birbirini suçluyor.

Fakat bir gerçek var ki rakamlardan bağımsızdır. Eğer bir okul vurulduysa ve o binada 7 ile 12 yaş arasında çocuklar hayatını kaybettiyse, bu durum insanlığın ortak vicdanına düşen ağır bir gölgedir.

Bugün mesele sadece kimin vurduğu değildir. Mesele şudur; Ortadoğu’ya yıllardır “demokrasi” götürdüğünü söyleyen güçlerin geride bıraktığı tablo nedir? Suriye, Irak, Yemen, Gazze ve şimdi İran... Her defasında hedefin askeri olduğu söylenir. Her defasında “sivil hedef yok” denir. Ama her defasında toprağa küçük tabutlar iner.

Bir milletin geleceği tankla ya da füzeyle tamamen yok edilemez belki; ancak korkuyla, travmayla ve kayıpla derinden yaralanabilir. O okul sıralarında oturan kız çocukları, o milletin doktorları, öğretmenleri ve bilim insanları olacaktı. Onlar siyaseti bilmeyen, savaşın tarafı olmayan, dünyayı pastel boyalarla çizen çocuklardı. İşte bu yüzden mesele yalnızca bir askeri operasyon değil, bir geleceğin kırılmasıdır.

İran yönetimini destekleyenler var, desteklemeyenler var. Rejim tartışmaları, bölgesel gerilimler ve güç mücadeleleri var. Ancak bir ülkenin iç meseleleri, o ülkenin halkının kendi ilkeleri ve kendi iradesiyle çözmesi gereken meselelerdir. Dış müdahalelerle gelen “düzeltmelerin” Ortadoğu’da nasıl sonuçlar doğurduğunu son yirmi yılda fazlasıyla gördük.

Bugün savaşın dili serttir, sosyal medya daha da serttir. “İlk gün okul, ikinci gün hastane, üçüncü gün park” diyen öfke dolu cümleler dolaşıyor. Karşı tarafta “yanlışlıkla oldu”, “askeri hedef vardı” ve “propaganda” açıklamaları var. Gerçek henüz tam berrak değil. Ancak berrak olan bir şey var; çocuk mezarlarının yan yana kazıldığı bir fotoğraf, hangi siyasi görüşe sahip olursak olalım, hepimize aynı soruyu sordurmalıdır.

Bu nasıl bir çağdır ki çocukların ölümü üzerinden bile propaganda yapılabiliyor?
Bu nasıl bir dünya ki doğrulama beklemek bile insanın içini yakıyor?

Türkiye olarak biz, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana kız çocuklarının eğitimini bir medeniyet meselesi olarak gördük. Medeni Kanun’la kadına verilen haklar, seçme ve seçilme hakkı ve eğitimde fırsat eşitliği tesadüf değildir. Bugün kız çocuklarının okullaşma oranındaki artış bir tercihin sonucudur. Bu tercih, kadına değer veren bir hukuk anlayışının ürünüdür.

Biz biliyoruz ki bir toplumun gücü, kız çocuklarının güvenle okula gidebildiği gün sayısıyla ölçülür. İşte bu yüzden Ortadoğu’da bir kız okulunun vurulduğu iddiası yalnızca İran’ın değil, bizim de içimizi acıtır. Çünkü komşumuzdur. Çünkü coğrafyamızdır. Çünkü aynı kader hattının üzerindeyiz.

Elbette devletlerin güvenlik kaygıları vardır. Elbette tehdit algıları vardır. Ancak savaşın hukuku da vardır. Uluslararası insancıl hukuk vardır. Sivillerin korunması ilkesi vardır. Eğer bir hata varsa, şeffaf biçimde ortaya konulmalıdır. Eğer bir kasıt varsa, hukuk önünde hesabı sorulmalıdır.

Bir milletin geleceği çocuklardır. O geleceği yok eden her eylem, hangi bayrak altında yapılırsa yapılsın, insanlık hanesine eksi yazar.

Ortadoğu’ya barış, bombayla gelmedi; gelmeyecek de. Barış, halkların kendi iradeleriyle ve kendi hukuk düzenleri içinde kuracakları dengelerle gelir.

Bugün bize düşen, öfkeyi büyütmek değil, vicdanı diri tutmaktır.
Bize düşen, taraf olmak değil, insan kalmaktır.

Ve insan kalabilmek için şunu unutmamak gerekir; savaşın kazananı yoktur.
Ama kaybedeni her zaman çocuklardır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.