Hava Durumu

Deprem ile yaşamak

Yazının Giriş Tarihi: 16.06.2016 13:41
Yazının Güncellenme Tarihi: 16.06.2016 13:41

20’nci Yüzyılda yaşanan en büyük felaketlerden biri sayılan 7.4 büyüklüğündeki 17 Ağustos Marmara depreminin etkileri hala sürmektedir.

Ülkemiz; 17 Ağustos 1999 tarihinde, Marmara Bölgesi’nde meydana gelen deprem felaketi neticesinde, yıllar süren bir savaşın dahi yol açamayacağı can ve mal kaybını 45 saniyelik bir zaman diliminde yaşamıştır. Ülkemizin en yoğun sanayi ve nüfusa sahip bölgesi olan bu bölgede meydana gelen depremin yarattığı mal ve can kaybı, bölgedeki plansız kentleşme ve arazi kullanımı ve imar uygulamalarındaki yanlışlıklar nedeniyle büyük olmuştur.

Bu deprem felaketi, Türkiye imalat sanayi üretiminin gerçekleştiği bir sanayi metropolü olan ve dolayısıyla Türk sanayisinin kalbi durumunda bulunan Kocaeli bölgesinde ekonomik ve sosyal hayatı oldukça fazla etkilemiş ve felç etmiştir. Depremle beraber, birçok önemli sanayi kuruluşu ciddi anlamda hasar görmüş ve ticari hayatta da durgunluk yaşanmış, bu durum Marmara bölgesini etkilediği kadar ülke genelinde de etkisini göstermiştir.

Gerçek şudur ki depremden kaçmak mümkün değildir. Bu gerçek, deprem öncesinde alınacak önlemleri, deprem esnası ve sonrasında yapılması gereken faaliyetleri öğrenmemizi ve zaman kaybetmeden uygulamaya geçirmemizi gerektirmektedir. Bu nedenle, tüm kişi, kurum ve kuruluşlar süratle önlemlerini almalı ve üzerine düşen görevleri yerine getirme gayreti içinde olmalıdır.

Sanayi kuruluşlarımızın belirli bir bölgede yoğunlaşması sorun yaratmaktadır. Sanayi kuruluşlarımızın %55’si Marmara, %19.4’u Ege Bölgesinde yoğunlaşmış olması ülkede iç göçlerin oluşmasını doğurmuş, iller ve bölgeler arasında gelir dağılımında bozulmalar meydana getirmiştir. Bu çerçevede sanayinin yeniden yapılanması ve yatırımların coğrafi dağılımının yeniden değerlendirilerek sanayi planlarının yapılmasını ve iç göçlerin önlenmesi bakımından sanayi yönünden geri kalmış illerin gündeme getirilerek yeni oluşumlara fırsat verilmesi ve bu bölgelerde alt yapıların kamu tarafından karşılanmasının yararlı olacaktır.

Deprem nedeniyle konut, ticari ve sınaî yapı, yol-otoyol, köprü, diğer altyapı, ulaşım aracı, makine-teçhizat ve mamul-yarı mamul mal stoklarında önemli kayıplar ortaya çıkmıştır.

Depremin yıkıcı etkisini en aza indirgemek için en başta ele alınması gereken iki parametreden birisi yapı tekniği diğeri ise jeolojik yapıdır. Kocaeli gibi Bursa bölgesini de içine alan Marmara bölgesi, birinci derece deprem kuşağıdır ve burada orta ve büyük depremler geçmişte olmuştur, günümüzde yinelenmiştir, gelecekte de olmaya devam edecektir.

Alınacak tedbirler ise malzeme üretimi ve inşaat yapım süreçlerinin sistemli denetimi, bu yolla depreme ve diğer doğa olaylarına karşı dayanıklı yapı ve tesis üretilmesinin denetimi çağdaş ülkelerde nasıl yapılıyorsa bizde de öyle yapılmakla başlanmalıdır. Ulusal ölçekte yapı denetim sistemimizi bilimsel ve çağdaş kriterlerle kuramaz isek toplumumuz, sonuçları acı yıkımlar olan başka depremleri de yaşamak zorunda kalacaktır. Böyle bir denetim sistemi, depremle yaşamayı öğrenmiş olan Japonya gibi ülkeler örnek alınarak ulusal gerçekliliğimize uygun olarak düzenlenmelidir.

Doğal olaylar ve depremler her an kapımızda olduğunu ve tedbir almamız gerektiğini unutmamamız gerekmektedir. 

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.