Hava Durumu

Dil yoksulluğu

Yazının Giriş Tarihi: 19.05.2016 12:37
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.05.2016 12:37
Günümüzde yoksulluk denince salt bir gelir yoksunluğundan bahsedilmez. İmkânlara erişememe, mensubiyetlerinden dolayı yaşanan sosyal dışlanma, eğitim düzeyinin yetersiz olması, bilgiye erişim, kendini gerçekleştirme gibi insani gelişimle doğrudan ilgili olan göstergelerin olumsuz sonuçları da yoksulluk olarak tanımlanmaktadır.

 Yoksulluğun çok boyutlu dezavantajlardan kaynaklandığı düşünüldüğünde “güçsüzlük”, “sesini duyuramama”, talep edememe, talep edilse bile bunun devlet tarafından zor kullanarak bastırılması, sosyal dışlanma, izolasyon, bağımlı kılınmak, “imkan yoksulluğu” gibi kavramlar yeni yoksulluk halleri ile yakından ilgilidir. Anadilinin kullanılamaması, bu sayılan halleri doğurmakta olduğundan bir yoksulluk parametresi olarak ele alınmalıdır.

Dil sadece bir iletişim aracı değildir; aynı zamanda bir kültürün de taşıyıcısıdır, toplumların kendi kültürel mirasını koruma, geliştirme ve aktarma işlevine sahiptir. Bir kültüre aidiyet bir halk için aynı zamanda bir varoluş halidir. Her halk mensubu olduğu kültürün gelişmesi ve aktarılmasını ister. Bu da ancak dille olur. Bu nedenle kültürün gelişip güçlenmesi dilin kullanımıyla doğrudan bağlantılıdır. Anadilinin kullanılamaması insanın kendi kültürüne katkısını engeller. Çünkü bir dil eğer eğitimde, edebiyatta, sanatta, bilimde, ticarette vs. kullanılamıyorsa gelişemez. Gelişemediği için egemen dilin etkisinden kurtulamayacağı gibi, bir süre sonra kendi konuşanları tarafından kullanımı tercih edilmeyeceği için dar bir kullanım alanına hapsolması, giderek gerilemesi, hatta yok olmakla karşı karşıya kalması kaçınılmazdır.

Anadilini kullanma ya da anadilde eğitim görme hakkı engellendiğinde, ya da mensubu olunan kültürel ve etnik kimlikten dolayı dışlanmanın sonucunda, dışlananların insani gelişmeleri de engellenmiş olur. Egemen kültürden ya da ulustan olmak giderek bir ayrıcalık halini alır. Bundan dolayı da farklı kimliklere mensup olanlar dışlanmanın ve iktidar olmanın olanaklarından yararlanmak için kendi dilini ve kültürünü bir süre sonra öğrenme ve yaşatma gereği duymaz, hatta anlamsız gelmeye baçlar. Çünkü o artık yoksulluğun ve ötekinin dili ve kültürüdür. Bu da zaten o dili yasaklayan ‘erk’in amaçladığı bir sonuçtur.

Baskı ve zorlamalar nedeniyle kendi anadilleri ve aile kültürleriyle bağlarını büyük ölçüde kaybederler. Dilsel soykırım yoluyla ortaya çıkan ırkçılık, horlanan bu kesimlerin itaat etmelerinin sağlanmasıyla yakından ilişkilidir. “Bu ‘hor görme’, ırkçılığın modern koşullarıyla gerçekleştirilir; çoğu zaman dil ırkçılığının ve iki dilli bir eğitimden yoksunluğun doğrudan bir sonucu olarak işçi hakları inkâr edilir ve göçmen işçiler düşük ücretli kötü içlerde ve alt pozisyonlarda çalışmak zorunda bırakılır”.

Bugün bunları yazmamın nedeni ise içinde bulunduğum uluslar arası projedir. Çünkü insanlar kendini ifade edemediğinde böyle sorunlar yaşamaktadır.

Yoksulluk sadece gelir yoksulluğu olmadığı ortaya çıkıyor. Bu nedenle birçok şeye nasıl zaman bulabiliyorsak farklı diller öğrenmeye de zaman ayırmalıyız.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.