Dünya Diş Hekimleri Günü ve Toplum Ağız Diş Sağlığı Haftası vesilesiyle mesele sadece kutlama değil; bu ülkenin diş hekimliğinin yarınını konuşma zamanıdır. Yenilik Grubu’nun başkan adayı Dr. Dt. Mümin Kırcalı ve ekip arkadaşları Bahriye Özçağlar, Ömer Girgin, Savaş Bilgili, Fatih Ay, Halil İbrahim Ekinci ve Atilla Katipoğlu düzenledikleri basın toplantısında, bir seçim bildirgesinden öte, mesleğin geleceğine dair net bir yol haritası sundular. Hekimin yanında duran ulaşılabilir bir oda yönetimi, nitelikli ve çeşitli eğitimler, genç hekimlere ek kontenjan ve ücretsiz eğitim imkânları, sosyal etkinliklerle güçlendirilen aidiyet duygusu, kamu ve özel sektörde avantajlı imkânlar… Tüm bu başlıklar aslında aynı soruya cevap arıyor: Bu ülkenin diş hekimleri, hastalarıyla birlikte daha sağlıklı bir gelecek kurabilecek mi?
Basın toplantısında en net şekilde ortaya konan gerçeklerden biri, yeni mezun diş hekimlerinin önemli bir kısmının mezun oldukları hâlde gerçek anlamda “doktorluk” yapamamasıydı. Zincir polikliniklerde ağır çalışma şartları, düşük ücretler, özgür mesleki karar verememe hâli, genç hekimleri mesleklerinden soğutuyor. Oysa bir ülkenin diş sağlığını koruyacak olanlar, tam da bugün kliniklere adım atan bu genç meslektaşlar. Burada oda yönetimlerine düşen görev açık: Genç hekimler için mentorluk sistemleri kurmak, klinik beceriyi artıran küçük gruplu ve pratik ağırlıklı eğitimler sunmak, gençlere ücretsiz ya da ciddi indirimli kurslar sağlamak ve mesleki haklar konusunda yanlarında duran bir rehber olmak. Genç diş hekimleri için mesaj net: Yalnız değilsiniz; talep etmekten, soru sormaktan ve dayanışma istemekten çekinmeyin.
Toplantıda dikkat çeken bir diğer çarpıcı tespit, vatandaşların önemli bir kısmının ortalama 4 yılda bir diş hekimine gidebilmesi oldu. Bu, çürüklerin büyüdüğü, önlenebilir problemlerin kanal tedavisine ve çekime dönüştüğü, hem hastanın bütçesinin hem de ülkenin sağlık harcamalarının gereksiz yere arttığı anlamına geliyor. Diş sağlığı ihmal edildiğinde, sadece ağızlar değil, kalp-damar hastalıklarından diyabete kadar pek çok kronik tablo da ağırlaşıyor. Oysa düzenli kontroller, toplumda “6 ayda bir diş hekimi” kültürünün yerleşmesi ve koruyucu hizmetlerin öne çıkarılması, hem hekimin emeğini görünür kılar hem de sistemin üzerindeki yükü hafifletir. Bu noktada odaların, kamu kurumları ve yerel yönetimlerle birlikte, okuldan iş yerine kadar uzanan geniş bir yelpazede toplum ağız ve diş sağlığı eğitimleri düzenlemesi hayati önem taşıyor.
Bir diğer önemli başlık ise engelli bireylerin ağız ve diş sağlığına erişimi. Kâğıt üzerinde tanımlanmış haklar, pratikte erişilebilir değilse, gerçek bir politika sayılmaz. Tekerlekli sandalyedeki bir bireyin rampa bulamadığı, bina girişinde asansör olmadığı, muayenehane kapısından rahatça içeri giremediği bir düzende “hizmet var” demek ancak bir cümle sürebilir. Otizmli bir çocuk gürültülü bekleme salonunda huzursuz olup tedavi edilemeden geri gönderiliyorsa, yatağa bağımlı bir engelli evden çıkamadığı için yıllarca diş hekimi yüzü göremiyorsa, orada ciddi bir eksiklik vardır. Engelli bireylerin diş sağlığı, mesleğin vicdanının da ölçüsüdür.
Tam da burada diş hekimleri odalarına önemli bir rol düşüyor. Engel dostu merkezlerin haritalandırılması, il bazında erişilebilir diş birimlerinin görünür kılınması, engelli dernekleri, belediyeler ve il sağlık müdürlükleriyle ortak bilgilendirme kampanyaları, mobil ekiplerle evde bakım hastalarına, huzurevlerine ve özel eğitim kurumlarına periyodik ziyaretler… Bunların her biri, “politika” denen şeyin gerçek hayattaki karşılığı olabilir. Oda, üyeleri için engelli bireylerle iletişim ve tedaviye odaklanan sürekli eğitim programları açarak da hem mesleki kaliteyi yükseltebilir hem de toplumda güçlü bir farkındalık yaratabilir.
Basın toplantısında vurgulanan bir diğer önemli sorun ise sahte doktorlar ve yetkisiz teknisyenler tarafından açılan, klinik görüntüsü altında faaliyet gösteren ticarethanelerdi. Bu tür yerler, sterlizasyonun yetersiz olduğu, tıbbi kayıtların tutulmadığı, kullanılan malzemenin standardının şüpheli olduğu, işlemi yapan kişinin sorumluluğunun belirsizleştiği gri alanlardır. Bu, yalnızca haksız rekabet değil; doğrudan halk sağlığı sorunudur. Böyle işletmeler hem vatandaşın sağlığını riske atar, hem mesleğin itibarını zedeler, hem de yasal sorumluluğu olan diş hekimini ekonomik olarak baskı altına alır. İşte bu nedenle, denge ve denetim, diş sağlığı kuruluşlarında daha yoğun ve daha sistematik yürütülmek zorundadır.
Diş hekimleri odalarının, sağlık il müdürlükleriyle düzenli ve ortak denetim protokolleri oluşturması, üyelerin sahtecilik ihbarlarını kolayca iletebilecekleri dijital kanallar açması ve tespit edilen usulsüzlükleri kamuoyuyla şeffaf bir şekilde paylaşması, mesleğe duyulan güveni artıracaktır. Denetim, hekime karşı değil; hastayı ve mesleğin kendisini korumak için yapılır. Bu bakış açısı yerleştiğinde, hem vatandaş hem de dürüst çalışan hekim kazanır.
Peki vatandaş diş sağlığına düzenli olarak sahip çıkarsa ne kazanır? Öncelikle erken teşhis ve basit tedavilerle hem ağrısız bir yaşam hem de daha uygun maliyet imkânı elde eder. Çiğneme fonksiyonu düzeldikçe beslenmesi iyileşir, kronik hastalıkların seyri olumlu yönde etkilenir, estetik ve fonksiyonel iyileşme sayesinde özgüveni yükselir. Bu da daha üretken, daha sosyal, daha mutlu bireyler demektir. Diş sağlığına yatırım, hem cüzdana hem ömre yapılan bir yatırımdır.
Yenilik Grubu’nun ortaya koyduğu hedefler, tam da bu noktada anlam kazanıyor. Ulaşılabilir bir oda yönetimi, aktif iletişim kanalları, genç hekimlerin sesini duyan ve onları karar süreçlerine dahil eden yapılar… Genç hekim meclisleri, sürekli eğitim programları, sosyal etkinliklerle güçlenen meslektaş dayanışması, özel okullar ve sigorta şirketleriyle yapılacak anlaşmalarla hekime ve ailesine sunulan avantajlar… Bütün bunlar bir araya geldiğinde, sadece bir seçim vaadi değil; mesleğin geleceğini yeniden şekillendirecek bir çerçeve ortaya çıkıyor.
Bu ülkenin diş hekimleri sadece dolgu, kanal ve protez yapan teknisyenler değildir; toplum sağlığının, sosyal adaletin ve insan onuruna yakışır bir yaşamın önemli aktörleridir. Genç diş hekimleri ise bu mesleğin geleceği değil, tam anlamıyla bugünü. Onları güçlendiren, haklarını koruyan ve yanında duran bir oda; engelli bireyden emekliye, çocuktan gence kadar herkesin yüzünü gerçekten güldürecek bir sistemin önünü açar.
Sağlam diş, sağlam hekim, sağlam toplum.
Bundan sonrası, meslek örgütlerinin cesaretine ve her bir diş hekiminin “Bu değişimin parçasıyım” deme iradesine bağlı.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Kemal UYSAL
Diş Hekimliğinde Yeni Bir Yol Haritası
Dünya Diş Hekimleri Günü ve Toplum Ağız Diş Sağlığı Haftası vesilesiyle mesele sadece kutlama değil; bu ülkenin diş hekimliğinin yarınını konuşma zamanıdır. Yenilik Grubu’nun başkan adayı Dr. Dt. Mümin Kırcalı ve ekip arkadaşları Bahriye Özçağlar, Ömer Girgin, Savaş Bilgili, Fatih Ay, Halil İbrahim Ekinci ve Atilla Katipoğlu düzenledikleri basın toplantısında, bir seçim bildirgesinden öte, mesleğin geleceğine dair net bir yol haritası sundular. Hekimin yanında duran ulaşılabilir bir oda yönetimi, nitelikli ve çeşitli eğitimler, genç hekimlere ek kontenjan ve ücretsiz eğitim imkânları, sosyal etkinliklerle güçlendirilen aidiyet duygusu, kamu ve özel sektörde avantajlı imkânlar… Tüm bu başlıklar aslında aynı soruya cevap arıyor: Bu ülkenin diş hekimleri, hastalarıyla birlikte daha sağlıklı bir gelecek kurabilecek mi?
Basın toplantısında en net şekilde ortaya konan gerçeklerden biri, yeni mezun diş hekimlerinin önemli bir kısmının mezun oldukları hâlde gerçek anlamda “doktorluk” yapamamasıydı. Zincir polikliniklerde ağır çalışma şartları, düşük ücretler, özgür mesleki karar verememe hâli, genç hekimleri mesleklerinden soğutuyor. Oysa bir ülkenin diş sağlığını koruyacak olanlar, tam da bugün kliniklere adım atan bu genç meslektaşlar. Burada oda yönetimlerine düşen görev açık: Genç hekimler için mentorluk sistemleri kurmak, klinik beceriyi artıran küçük gruplu ve pratik ağırlıklı eğitimler sunmak, gençlere ücretsiz ya da ciddi indirimli kurslar sağlamak ve mesleki haklar konusunda yanlarında duran bir rehber olmak. Genç diş hekimleri için mesaj net: Yalnız değilsiniz; talep etmekten, soru sormaktan ve dayanışma istemekten çekinmeyin.
Toplantıda dikkat çeken bir diğer çarpıcı tespit, vatandaşların önemli bir kısmının ortalama 4 yılda bir diş hekimine gidebilmesi oldu. Bu, çürüklerin büyüdüğü, önlenebilir problemlerin kanal tedavisine ve çekime dönüştüğü, hem hastanın bütçesinin hem de ülkenin sağlık harcamalarının gereksiz yere arttığı anlamına geliyor. Diş sağlığı ihmal edildiğinde, sadece ağızlar değil, kalp-damar hastalıklarından diyabete kadar pek çok kronik tablo da ağırlaşıyor. Oysa düzenli kontroller, toplumda “6 ayda bir diş hekimi” kültürünün yerleşmesi ve koruyucu hizmetlerin öne çıkarılması, hem hekimin emeğini görünür kılar hem de sistemin üzerindeki yükü hafifletir. Bu noktada odaların, kamu kurumları ve yerel yönetimlerle birlikte, okuldan iş yerine kadar uzanan geniş bir yelpazede toplum ağız ve diş sağlığı eğitimleri düzenlemesi hayati önem taşıyor.
Bir diğer önemli başlık ise engelli bireylerin ağız ve diş sağlığına erişimi. Kâğıt üzerinde tanımlanmış haklar, pratikte erişilebilir değilse, gerçek bir politika sayılmaz. Tekerlekli sandalyedeki bir bireyin rampa bulamadığı, bina girişinde asansör olmadığı, muayenehane kapısından rahatça içeri giremediği bir düzende “hizmet var” demek ancak bir cümle sürebilir. Otizmli bir çocuk gürültülü bekleme salonunda huzursuz olup tedavi edilemeden geri gönderiliyorsa, yatağa bağımlı bir engelli evden çıkamadığı için yıllarca diş hekimi yüzü göremiyorsa, orada ciddi bir eksiklik vardır. Engelli bireylerin diş sağlığı, mesleğin vicdanının da ölçüsüdür.
Tam da burada diş hekimleri odalarına önemli bir rol düşüyor. Engel dostu merkezlerin haritalandırılması, il bazında erişilebilir diş birimlerinin görünür kılınması, engelli dernekleri, belediyeler ve il sağlık müdürlükleriyle ortak bilgilendirme kampanyaları, mobil ekiplerle evde bakım hastalarına, huzurevlerine ve özel eğitim kurumlarına periyodik ziyaretler… Bunların her biri, “politika” denen şeyin gerçek hayattaki karşılığı olabilir. Oda, üyeleri için engelli bireylerle iletişim ve tedaviye odaklanan sürekli eğitim programları açarak da hem mesleki kaliteyi yükseltebilir hem de toplumda güçlü bir farkındalık yaratabilir.
Basın toplantısında vurgulanan bir diğer önemli sorun ise sahte doktorlar ve yetkisiz teknisyenler tarafından açılan, klinik görüntüsü altında faaliyet gösteren ticarethanelerdi. Bu tür yerler, sterlizasyonun yetersiz olduğu, tıbbi kayıtların tutulmadığı, kullanılan malzemenin standardının şüpheli olduğu, işlemi yapan kişinin sorumluluğunun belirsizleştiği gri alanlardır. Bu, yalnızca haksız rekabet değil; doğrudan halk sağlığı sorunudur. Böyle işletmeler hem vatandaşın sağlığını riske atar, hem mesleğin itibarını zedeler, hem de yasal sorumluluğu olan diş hekimini ekonomik olarak baskı altına alır. İşte bu nedenle, denge ve denetim, diş sağlığı kuruluşlarında daha yoğun ve daha sistematik yürütülmek zorundadır.
Diş hekimleri odalarının, sağlık il müdürlükleriyle düzenli ve ortak denetim protokolleri oluşturması, üyelerin sahtecilik ihbarlarını kolayca iletebilecekleri dijital kanallar açması ve tespit edilen usulsüzlükleri kamuoyuyla şeffaf bir şekilde paylaşması, mesleğe duyulan güveni artıracaktır. Denetim, hekime karşı değil; hastayı ve mesleğin kendisini korumak için yapılır. Bu bakış açısı yerleştiğinde, hem vatandaş hem de dürüst çalışan hekim kazanır.
Peki vatandaş diş sağlığına düzenli olarak sahip çıkarsa ne kazanır? Öncelikle erken teşhis ve basit tedavilerle hem ağrısız bir yaşam hem de daha uygun maliyet imkânı elde eder. Çiğneme fonksiyonu düzeldikçe beslenmesi iyileşir, kronik hastalıkların seyri olumlu yönde etkilenir, estetik ve fonksiyonel iyileşme sayesinde özgüveni yükselir. Bu da daha üretken, daha sosyal, daha mutlu bireyler demektir. Diş sağlığına yatırım, hem cüzdana hem ömre yapılan bir yatırımdır.
Yenilik Grubu’nun ortaya koyduğu hedefler, tam da bu noktada anlam kazanıyor. Ulaşılabilir bir oda yönetimi, aktif iletişim kanalları, genç hekimlerin sesini duyan ve onları karar süreçlerine dahil eden yapılar… Genç hekim meclisleri, sürekli eğitim programları, sosyal etkinliklerle güçlenen meslektaş dayanışması, özel okullar ve sigorta şirketleriyle yapılacak anlaşmalarla hekime ve ailesine sunulan avantajlar… Bütün bunlar bir araya geldiğinde, sadece bir seçim vaadi değil; mesleğin geleceğini yeniden şekillendirecek bir çerçeve ortaya çıkıyor.
Bu ülkenin diş hekimleri sadece dolgu, kanal ve protez yapan teknisyenler değildir; toplum sağlığının, sosyal adaletin ve insan onuruna yakışır bir yaşamın önemli aktörleridir. Genç diş hekimleri ise bu mesleğin geleceği değil, tam anlamıyla bugünü. Onları güçlendiren, haklarını koruyan ve yanında duran bir oda; engelli bireyden emekliye, çocuktan gence kadar herkesin yüzünü gerçekten güldürecek bir sistemin önünü açar.
Sağlam diş, sağlam hekim, sağlam toplum.
Bundan sonrası, meslek örgütlerinin cesaretine ve her bir diş hekiminin “Bu değişimin parçasıyım” deme iradesine bağlı.