Hava Durumu

Fon Krizinde Kaybolan Güven

Yazının Giriş Tarihi: 25.09.2026 12:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 25.09.2026 12:06

Borsada bir rakamın düşmesiyle başlayan tartışma, artık ekran hareketlerinin çok ötesine geçti. Çünkü söz konusu olan sadece fon fiyatları değil. İnsanların emekli ikramiyesi, düğün birikimi, çocuğunun okul parası, ev almak için yıllarca kenara koyduğu tasarrufu var. Vatandaşın bugün sorduğu soru son derece basit. Param nerede, ne zaman ve ne kadarını geri alacağım?

Önce rakamları doğru koyalım. Sermaye Piyasası Kurulunun eylül kararları Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls olmak üzere yedi portföy yönetim şirketinin çok sayıda fonunu tasfiye sürecine taşıdı. Güncellenen listede sayı 131 fona ulaştı. Tera fonları için İş Bankası, diğer altı şirketin fonları için Ziraat Bankası görevlendirildi.

Tasfiye demek, yatırımcının ekranında gördüğü son rakamın devlet tarafından aynen ödeneceği anlamına gelmiyor. Fon varlıkları piyasa derinliği ve likidite koşulları dikkate alınarak nakde çevrilecek. Oluşan nakit yatırımcılara payları oranında aktarılacak. Gerçekleşmeyen bazı iade taleplerinden doğan tutarların ise öncelikli ödenmesi öngörülüyor.

Kamuoyunda 500 binden fazla yatırımcıdan söz ediliyor. Burada da dikkat gerekiyor. Uluslararası kaynaklarda yaklaşık 300 bin ile 353 bin arasında yatırımcıdan ve 500 binden fazla hesaptan söz ediliyor. Hesap ile insan aynı şey değildir. Fakat rakam ne olursa olsun ortada yüz binlerce insanı ilgilendiren ciddi bir güven sorunu var.

Bir başka başlık piyasa dolandırıcılığı iddialarıdır. SPK bazı şirketlerin hisselerindeki işlemler nedeniyle suç duyuruları ve işlem yasakları açıkladı. Ancak hukuk açısından çizgiyi korumalıyız. Suç duyurusu mahkûmiyet değildir. Tutuklama da kesinleşmiş hüküm değildir. Aynı şekilde bir fonun belirli bir şirketin hissesini taşıması tek başına manipülasyon kanıtı sayılamaz.

Fakat sorulması gereken sorular var. Piyasa ortalamasının çok üzerindeki getiriler nasıl oluştu? Fonlar neden belirli ve düşük likiditeli hisselerde yoğunlaştı? Ekranda görünen değerlerle bu varlıkların gerçekten satılabileceği değerler aynı mıydı? İlişkili taraf işlemleri, repo, kredi, kaldıraç ve teminat yapıları yeterince izlendi mi? Bunlar kriz çıktıktan sonra değil, fonlar hızla büyürken sorulmalıydı.

Peki parasına ulaşamayan vatandaş bugün ne yapacak?

Birincisi, hiçbir belgeyi silmeyecek. Fon alım tarihleri, banka ve aracı kurum hesap ekstreleri, gerçekleşen ve gerçekleşmeyen satış emirleri, emirlerin saatleri, fon kodları, ekran görüntüleri, e-postalar ve bildirimler saklanmalı. Bugün önemsiz görünen bir kayıt yarın hakkın ispatında önemli olabilir.

İkincisi, yatırım hesabının bulunduğu banka veya aracı kuruma yazılı başvuru yapılmalı. Hangi fonda kaç pay bulunduğu, satış emri verilmişse emrin tarihi ve saati, emrin gerçekleşip gerçekleşmediği ve tasfiye kapsamında hangi statüde değerlendirildiği yazılı olarak sorulmalı. Sözlü cevapla yetinilmemeli.

Üçüncüsü, KAP üzerinden kendi fonuna ilişkin bütün tasfiye duyuruları takip edilmeli. Kulaktan dolma bilgiyle değil, fon koduyla hareket edilmeli.

Dördüncüsü, açıklama yetersizse veya işlem kayıtlarında uyuşmazlık varsa Sermaye Piyasası Kuruluna elektronik ortamda başvuru yapılmalı. Başvuruya fon kodu, banka veya aracı kurum bilgileri, işlem tarihleri ve belgeler eklenmeli. Vatandaş ne istediğini açıkça yazmalı. İşlemin açıklanmasını mı, kaydın düzeltilmesini mi, zararın araştırılmasını mı istiyor? Talep belli olmalı.

Beşincisi, maddi zarar iddiası varsa bir sermaye piyasası hukuku uzmanından hukuki değerlendirme alınmalı. Ceza soruşturması ile yatırımcının parasını geri istemesine ilişkin hukuk yolları aynı şey değildir. Bir yerde soruşturma yürütülüyor olması, bireysel alacağın kendiliğinden tahsil edileceği anlamına gelmez. Zamanaşımı ve hak düşürücü süreler açısından kişisel durum ayrıca incelenmelidir.

Altıncısı, sosyal medyada oluşturulan mağdur grupları bilgi paylaşımı açısından yararlı olabilir ancak resmî başvurunun yerine geçmez. Kimlik bilgileri, banka şifreleri, doğrulama kodları ve hesap erişimleri kimseyle paylaşılmamalı. Paranızı kurtaracağız diyerek ücret isteyen kişilere karşı özellikle dikkatli olunmalı.

Devlet tarafında ise mesele yalnızca suçluları bulmak değildir. Asıl mesele sistemin neden daha erken alarm vermediğinin ortaya çıkarılmasıdır. Fon yoğunlaşması, düşük hacimli hisseler, ilişkili taraf işlemleri, teminat kalitesi, kaldıraç ve toplu geri ödeme ihtimali izlenmeliydi.

Vatandaş da şunu bilmeli. Hakkını aramak panik yapmak değildir. Belgesini toplamak, yazılı başvurusunu yapmak, resmî açıklamaları izlemek ve gerektiğinde hukuk yoluna gitmek vatandaşlık hakkıdır.

Çünkü bu krizde kaybolan yalnızca para değildir. Kaybolan güvenin değeri bazen bilançoda görünmez ama faturası yıllarca ödenir. Vatandaş bugün Param nerede diye soruyor. Yarın soracağı soru daha ağır olabilir. Paramı yeniden bu sisteme neden emanet edeyim?

Bu sorunun cevabı yalnızca tasfiye sonunda ödenecek parayla değil, bugün gösterilecek şeffaflık, adalet ve hesap verebilirlikle verilecektir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.