İstanbul’da bir konserde sergilenen sahne gösterisi ülkenin gündemine oturdu. Danslar, abartılı kostümler, alışılmışın dışında sahne hareketleri… Bu gösteri üzerinden “hayasızca hareketler” ve “teşhircilik” suçlamalarıyla soruşturma başlatıldı. Toplum günlerce bu konuyu tartıştı. Oysa mesele sahnedeki gösteriyi onaylamak ya da korumak değil; mesele, toplumun asıl ve gerçek sorunları karşısında da aynı duyarlılığı gösterebilmesidir.
Bugün bir sahne gösterisi bu kadar konuşuluyorsa, Ankara’da bir okulda çocukların kahvaltıda yalnızca çorba ve ekmekle yetinmek zorunda kaldığı gerçeği, Hatay’da okul ihtiyaçları için destek olan gönüllülere” bunların yerine kahvaltılık getirseydiniz” denilen vaka,Adana’da pamuk tarlasında çalıştırılan küçük yaşta işçiler, İstanbul’da üniversite bitirdiği halde iş bulamayıp kuryelik yapan gençler, İzmir’de sokak ortasında saldırıya uğrayan kadınlar, Muğla’da ormanlık alanların imara açılması, Bursa’da zehirli atıkların dereye boşaltılması da aynı şekilde gündem olmalı. Kamu görevini şahsi çıkarı için kullananların, kamu kaynaklarını hoyratça harcayanların, kadınların yaşam hakkını hiçe sayanların eylemleri de en az bir konser gösterisi kadar manşetlere taşınmalı.
Geçtiğimiz aylarda Antalya’da çıkan orman yangınında binlerce dönümlük alan kül oldu, yangına müdahale için havadan destek yetersiz kaldı. Marmara Denizi’nde müsilaj krizi hâlâ tam olarak çözülmedi, balıkçılar denize açıldıklarında eskisi kadar ürün elde edemiyor. İstanbul’da trafik kaosu her gün milyonlarca insanın saatlerini çalıyor. Üniversite öğrencileri barınma krizi nedeniyle yurt kuyruğunda beklerken, bazı gençler gecelerini kütüphane ya da metro istasyonunda geçirmek zorunda kalıyor. Bunların her biri, toplumun gerçek gündemini oluşturması gereken olaylardır.
Dünyanın gelişmiş ülkelerinde toplumsal duyarlılık işte bu noktada şekilleniyor. Almanya’da Hambach Ormanı’nı yok etmek isteyen enerji şirketine karşı halk yıllarca mücadele etti. Bu sıradan bir çevre eylemi değil, ülke gündeminin en önemli başlığı haline geldi. İsveç’te eğitim bütçesinde küçük bir kesinti gündeme geldiğinde öğrenciler ve aileler sokaklara çıktı, toplum günlerce bunu tartıştı.Brezilya’da büyük yolsuzluk operasyonu “Lava Jato”, yıllarca kamuoyunun merkezinde kaldı ve siyasetten iş dünyasına kadar pek çok isim yargı önüne çıkarıldı. Yani bir sahne gösterisi değil, insanların hayatını doğrudan etkileyen sorunlar gündem oldu.
Bizde ise asıl sorunlar yerine yan tartışmaların gölgesinde kalıyoruz. Gerçek gündem sürekli öteleniyor, toplumun enerjisi suni konularla tüketiliyor. Böyle olunca işsiz gençlerin sesi duyulmuyor, yoksul çocukların kahvaltı talebi konuşulmuyor, kadınların yaşam hakkı yeterince korunmuyor, çevre ve doğa hoyratça tüketiliyor. Oysa bu konuların da aynı yoğunlukla gündem oluşturması gerekiyor.
Bir ülkenin ayakta kalabilmesi için hukukun, adaletin, demokrasinin ve vicdanların güçlü olması gerekir. Çünkü bu dört değer bir toplumun omurgasıdır. Hukuk olmazsa kurallar keyfiliğe teslim olur, adalet olmazsa vatandaşın güveni çöker, demokrasi olmazsa halkın sesi duyulmaz, vicdan olmazsa insanlık duygusu kaybolur. Eğer sahne gösterilerini gündem yapacak kadar hassas olabiliyorsak, işte aynı duyarlılığı bu dört değerin zedelenmesine karşı da gösterebilmeliyiz. Gerçek gündem; çocukların geleceğini koruyan bir eğitim sistemi, gençlere iş imkânı sağlayan bir ekonomi, kadınların hayat hakkını güvence altına alan bir adalet düzeni ve doğayı koruyan vicdanlı bir yönetimdir. Bu değerler güçlendiğinde, hiçbir suni gündem ülkenin enerjisini tüketemez, hiçbir gösteri halkın gözünü gerçeklerden uzaklaştıramaz.
Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, bir sahne gösterisini tartışmak değil; işsizlik, yoksulluk, eğitim eşitsizliği, kadın cinayetleri, çevre tahribatı gibi sorunlara da aynı hassasiyeti gösterecek bir toplumsal refleks geliştirmektir. Bugün konseri konuşuyoruz, yarın unutacağız. Ama bu sorunlar olduğu yerde durmaya devam edecek. Gerçek gündemi konuşmaya cesaret etmedikçe, hiçbir sahne gösterisi kadar bile dikkat çekmeyen büyük yaralarımız kapanmayacak.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Kemal UYSAL
Gerçek Gündemi Kaçırmamak
İstanbul’da bir konserde sergilenen sahne gösterisi ülkenin gündemine oturdu. Danslar, abartılı kostümler, alışılmışın dışında sahne hareketleri… Bu gösteri üzerinden “hayasızca hareketler” ve “teşhircilik” suçlamalarıyla soruşturma başlatıldı. Toplum günlerce bu konuyu tartıştı. Oysa mesele sahnedeki gösteriyi onaylamak ya da korumak değil; mesele, toplumun asıl ve gerçek sorunları karşısında da aynı duyarlılığı gösterebilmesidir.
Bugün bir sahne gösterisi bu kadar konuşuluyorsa, Ankara’da bir okulda çocukların kahvaltıda yalnızca çorba ve ekmekle yetinmek zorunda kaldığı gerçeği, Hatay’da okul ihtiyaçları için destek olan gönüllülere” bunların yerine kahvaltılık getirseydiniz” denilen vaka, Adana’da pamuk tarlasında çalıştırılan küçük yaşta işçiler, İstanbul’da üniversite bitirdiği halde iş bulamayıp kuryelik yapan gençler, İzmir’de sokak ortasında saldırıya uğrayan kadınlar, Muğla’da ormanlık alanların imara açılması, Bursa’da zehirli atıkların dereye boşaltılması da aynı şekilde gündem olmalı. Kamu görevini şahsi çıkarı için kullananların, kamu kaynaklarını hoyratça harcayanların, kadınların yaşam hakkını hiçe sayanların eylemleri de en az bir konser gösterisi kadar manşetlere taşınmalı.
Geçtiğimiz aylarda Antalya’da çıkan orman yangınında binlerce dönümlük alan kül oldu, yangına müdahale için havadan destek yetersiz kaldı. Marmara Denizi’nde müsilaj krizi hâlâ tam olarak çözülmedi, balıkçılar denize açıldıklarında eskisi kadar ürün elde edemiyor. İstanbul’da trafik kaosu her gün milyonlarca insanın saatlerini çalıyor. Üniversite öğrencileri barınma krizi nedeniyle yurt kuyruğunda beklerken, bazı gençler gecelerini kütüphane ya da metro istasyonunda geçirmek zorunda kalıyor. Bunların her biri, toplumun gerçek gündemini oluşturması gereken olaylardır.
Dünyanın gelişmiş ülkelerinde toplumsal duyarlılık işte bu noktada şekilleniyor. Almanya’da Hambach Ormanı’nı yok etmek isteyen enerji şirketine karşı halk yıllarca mücadele etti. Bu sıradan bir çevre eylemi değil, ülke gündeminin en önemli başlığı haline geldi. İsveç’te eğitim bütçesinde küçük bir kesinti gündeme geldiğinde öğrenciler ve aileler sokaklara çıktı, toplum günlerce bunu tartıştı. Brezilya’da büyük yolsuzluk operasyonu “Lava Jato”, yıllarca kamuoyunun merkezinde kaldı ve siyasetten iş dünyasına kadar pek çok isim yargı önüne çıkarıldı. Yani bir sahne gösterisi değil, insanların hayatını doğrudan etkileyen sorunlar gündem oldu.
Bizde ise asıl sorunlar yerine yan tartışmaların gölgesinde kalıyoruz. Gerçek gündem sürekli öteleniyor, toplumun enerjisi suni konularla tüketiliyor. Böyle olunca işsiz gençlerin sesi duyulmuyor, yoksul çocukların kahvaltı talebi konuşulmuyor, kadınların yaşam hakkı yeterince korunmuyor, çevre ve doğa hoyratça tüketiliyor. Oysa bu konuların da aynı yoğunlukla gündem oluşturması gerekiyor.
Bir ülkenin ayakta kalabilmesi için hukukun, adaletin, demokrasinin ve vicdanların güçlü olması gerekir. Çünkü bu dört değer bir toplumun omurgasıdır. Hukuk olmazsa kurallar keyfiliğe teslim olur, adalet olmazsa vatandaşın güveni çöker, demokrasi olmazsa halkın sesi duyulmaz, vicdan olmazsa insanlık duygusu kaybolur. Eğer sahne gösterilerini gündem yapacak kadar hassas olabiliyorsak, işte aynı duyarlılığı bu dört değerin zedelenmesine karşı da gösterebilmeliyiz. Gerçek gündem; çocukların geleceğini koruyan bir eğitim sistemi, gençlere iş imkânı sağlayan bir ekonomi, kadınların hayat hakkını güvence altına alan bir adalet düzeni ve doğayı koruyan vicdanlı bir yönetimdir. Bu değerler güçlendiğinde, hiçbir suni gündem ülkenin enerjisini tüketemez, hiçbir gösteri halkın gözünü gerçeklerden uzaklaştıramaz.
Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, bir sahne gösterisini tartışmak değil; işsizlik, yoksulluk, eğitim eşitsizliği, kadın cinayetleri, çevre tahribatı gibi sorunlara da aynı hassasiyeti gösterecek bir toplumsal refleks geliştirmektir. Bugün konseri konuşuyoruz, yarın unutacağız. Ama bu sorunlar olduğu yerde durmaya devam edecek. Gerçek gündemi konuşmaya cesaret etmedikçe, hiçbir sahne gösterisi kadar bile dikkat çekmeyen büyük yaralarımız kapanmayacak.