Hava Durumu

Katılımcılık

Yazının Giriş Tarihi: 07.06.2016 12:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.06.2016 12:50

Kolektif çalışma ruhu, sivil katılımcılığın öğesidir.

Mesela birkaç girişimci bir araya gelerek şirketleşebilirler. Şirketler de kendi aralarında entegrasyona giderek daha büyük finans kurumları oluşturabilirler. Baksanıza karıncalar bile sosyal iş bölümünün tipik örneklerini sergiliyorlarken, neden insanoğlu da karınca misali katılımcılık faaliyetleri gerçekleştirmesin ki.

Katılımcılığın önünde engeller varsa öncelikle onları ayıklamalı, ya da ortadan kaldırmalı ki, bireysel beceriler ortaya çıkabilsin. Bireylerin kendi bireysel kabiliyetlerini veya bilgi becerilerini sergilemeleri ile bir anlamda katılımcılığa giden yolda önemli adım atılmış olacaktır. Demek ki insanların liyakatleri ölçüsünde kendilerini ispatlama duygusunu harekete geçirmek toplumu keşfetmekmiş meğer. Her keşif aynı zamanda yeni bir açılım demektir zaten.

Toplumun gidişatına aksi uygulamalarda ısrarcılık ülkemizi yıkılmaya mahkûmiyet demektir. Yapılacak tek şey sivil katılımcılığın önünü açmak adına kolektif bir ruh ve katılımcılığın her alanda yaygınlaştırılması cihetine gidilmesidir. Böyle yapılması lazım ki fertlerin birbirlerine karşı güven beslemeleri gerçekleşebilsin.

Durumumuzu yeniden gözden geçirmek şart gibi, üstelik toplum eski toplum değil artık. Zira insanları koyun misali gütmek artık gerilerde kaldı. Bu toplum kendisini yönetimde ağırlığını hissettirmek istiyor. Tabir caizse, adam yerine konmak iştiyakında. Dolayısıyla toplumun denetlediği veya yönetimde katılımının sağlandığı model, yarınlarımızın güvencesi olacaktır. Doğum sancısı yaşamamak için biran evvel katılımcı demokrasiyi inşa etmeli, ufukta başka çıkış yolu da görünmüyor zaten. Madem dünyada yeni bir anlayış hâkim, o halde farklılıkları kabul edip bütünleşmek en çıkar yolumuz olsa gerektir. Dünyanın geldiği bu anlayıştan niye uzak kalalım ki?

Topluma rağmen, hep kendi şarkısını söyleyen, kendi çizgisinde ısrar eden ve tepeden dayatmacı bir yol öngören siyasilerin gelecekte ayakta kalması mümkün gözükmüyor. Çünkü sivil katılımcılığın ayak seslerini iyiden iyiye duymaya başlıyoruz yeniden. Hatta kitlelerle beraber hareket edilen çağa doğru ilerlediğimizin farkına varıyoruz. İnsanlar artık kendilerine oy deposu olmaktan ziyade yönetimde bizatihi denetleyici olarak görülmesini istiyor. İcraatların hesabını tek tek siyasetçiden kendilerine açıklamasını bekliyor ve onlardan hizmet talep ediyorlar.

Türkiye yola koyulduğu katılımcılık koşusunu başarıyla sürdürmesi, hem idari mekanizmanın hem de ana muhalefetin de bu koşuya iştirak etmesiyle mümkün. Osmanlının kuruluş, Fetih yılları, Tanzimat, Islahat, Meşrutiyet ve Cumhuriyet derken yeni bir çağın eşiğine geldik nihayet. Hızla akan bu değişim evrelerine yeni bir ruh, yeni bir değişim halkası eklemek istiyorsak, bunun yolu halkın sesine kulak verip halkın idarecileri denetlediği ve yönetimde ağırlığını hissettireceği modeli hayata geçirmekten geçer.

Velhasıl; doğum sanıcısı yaşamamak için katılımcı demokrasiyi inşa etmeli. O halde ne duruyoruz, hep beraber yediden yetmişe yeniden ufuklara doğru kanatlanıp parlak geleceğimizi kuralım.

Saygılarımla

 

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.