Hava Durumu

Kontrol mü Sorumluluk mu?

Yazının Giriş Tarihi: 18.01.2026 15:10
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.01.2026 15:10

Kalabalığın içinde en yalnız hissettiren şey, birinin güç dediği şeyi başkasının hayatından sessizce söküp almasıdır. Güç doğru elde düzen, güven ve sorumluluk üretir. Ama güç, bir başkasının hakkını budama ve özgürlüğünü daraltma iznine dönüştüğünde artık güç değildir. O an gücün adı kontrol olur. İnsan bazen kendi korkusunu yönetemediği için başkasını yönetmeye kalkar. İçindeki düzensizliği bastırmak için dışarıda düzen kurar. Sonra da bunu beceri sanır, ben yaparım çünkü yapabiliyorum!

Gerçek örnek aramak için uzaklara gitmeye gerek yok. İş yerinde başkasının emeğini sahiplenen, fikri alıp alkışı tek başına toplayan yönetici. Apartmanda söz hakkını dağıtmak yerine sesi boğan, şeffaflık talebini huzur bozma diye damgalayan küçük iktidar. Sosyal medyada kalabalığın arkasına saklanıp bir insanın itibarını bir akşamda parçalayan linç dalgası. Trafikte benim yolum diye şerit kapatan öfke. Ev içinde sevgiyi şarta bağlayan, itirazı saygısızlık diye yaftalayan kişi. Bunlar manşet kadar gürültülü değildir. Ama gündeliğin içine yayıldıkları için daha sinsi ve daha öğreticidir!

Peki insan niçin böyle bir güce sarılır? Çünkü bazıları için güç, saygı değil itaat üretmektir. Saygı emek ister. Tutarlılık ister. Hesap verebilirlik ister. İtaat ise kısa yoldur. Korku yayarsın, sessizlik toplarsın. Güç hırsının altında çoğu zaman yetersizlik korkusu vardır. Görünmez kalma korkusu. Kontrolü kaybetme korkusu. Bu yüzden eleştiriyi düşman ilan eder, hakkı lüks, özgürlüğü tehdit gibi göstermeye başlar!

Tam burada Atatürk’ün sözü meseleyi yerli yerine koyar. Ozgurluk ve bağımsızlık benim karakterimdir! Çünkü birinin özgürlüğü, başka birinin güç gösterisinin aksesuarı olamaz. Özgürlük süs değildir. Özgürlük karakter meselesidir. Karakterin olduğu yerde güç zorbalaşmaz, güç sorumluluk olur!

Toplum olarak biz neden buna alan açıyoruz? Çünkü bazen susmayı olgunluk sanıyoruz. İdare etmeyi akıllılık sanıyoruz. Sessizliği huzur sanıyoruz. Oysa haksızlık tekrar edebildiği an sisteme dönüşür. Bir kez idare eder denilen şey, ikinci kez kural gibi uygulanır. Üçüncüde normal olur. Sonra da neden böyle olduk diye sorarız!

Atatürk’ün bir başka hatırlatması da burada yol gösterir. Millete efendilik yoktur, hizmet vardır! Gücün panzehiri budur. Hizmet… Gerçek güç bağırmak değildir. Gerçek güç hesap verebilmektir. Gerçek liderlik korku salmak değil, güven inşa etmektir!

Şimdi kendimize şu soruyu soralım. Bu güç kimi koruyor, kimi eziyor? Bu karar kimin yararına, kimin aleyhine? Etrafımda kim gücü sorumluluk diye taşıyor, kim korku diye yayıyor? Ben hangi küçük haksızlıklara idare eder dedim, hangi anlarda bana dokunmuyor diye sustum?

Çünkü güç hırsı sadece güçlülerin meselesi değildir. Güç hırsını büyüten sessizlik de bu meselenin parçasıdır. Ve Atatürk’ün o net çizgisi burada da önümüzü açar. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir! Güç, bir kişinin gösterisi değildir. Ortak hakkın adıdır. Gücü sorumlulukla sınırlandırmadığımız gün, hepimiz bir gün o gücün gölgesinde nefessiz kalırız!

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.