Hava Durumu

Sessiz Çığlık

Yazının Giriş Tarihi: 07.03.2026 12:04
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.03.2026 12:04

Kadınlar Günü yaklaşırken insanın aklına ister istemez aynı soru geliyor. Neden bir kadının hayatta kalabilmesi için korunmaya ihtiyacı olsun? Bugün Türkiye’de öğretmen olan bir kadın da, üniversitede okuyan genç bir kadın da, dul bir anne de, nişanlı bir kadın da, doktor, avukat ya da polis olan bir kadın da zaman zaman şiddetin ve tehdidin hedefi olabiliyor. Meslekler değişiyor, şehirler değişiyor, hayatların biçimi değişiyor. Ama değişmeyen bir gerçek var. Kadınların güven içinde yaşama hakkı zaman zaman ciddi sınavlarla karşı karşıya kalıyor.

Son yıllarda medyaya yansıyan bazı olaylar bu gerçeği acı biçimde hatırlatıyor. Ayrılmak istediği kişi tarafından sokak ortasında saldırıya uğrayan genç bir kadın haberi birkaç gün konuşuldu. Bir başka şehirde bir öğretmen, uzun süredir aldığı tehditleri çevresine ve yetkililere bildirdiğini söylemesine rağmen saldırıya uğradı ve öldürüldü. Yine başka bir olayda, hakkında uzaklaştırma kararı bulunan bir kişinin eski eşine saldırdığı haberi kamuoyuna yansıdı. Bu olayların her biri kısa süre gündemde kaldı. Televizyonlarda tartışıldı, sosyal medyada paylaşıldı, ardından gündem başka bir konuya döndü.

Oysa medyaya hiç yansımayan, sessizce yaşanan birçok hikâye var. Bir şehirde genç bir kadın, kendisini sürekli mesajlarla tehdit eden bir kişiyle mücadele etmeye çalışıyor. Ailesine anlatmaktan çekiniyor, çevresinden yeterince destek göremediğini hissediyor. En sonunda sesini duyurabilmek için sosyal medyada paylaşım yapıyor. Başka bir şehirde bir kadın, kendisine zarar vereceğini söyleyen kişi hakkında resmi şikâyette bulunuyor, hukuki süreç başlatıyor ve arkadaşlarının desteğiyle güvenliğini sağlamaya çalışıyor. Bu hikâyelerin çoğunda kadınlar kendi hayatlarını korumak için büyük bir mücadele veriyor.

Dikkat çekici olan ise şu. Günümüzde birçok kadın sesini duyurabildiği en hızlı alanı sosyal medya olarak görüyor. Bir tehdit yaşandığında, bir şiddet riski ortaya çıktığında kadınlar çoğu zaman önce sosyal medyada destek arıyor. Bu durum bir yönüyle dayanışmayı gösterse de başka bir gerçeği de ortaya koyuyor. Çünkü aslında bir kadının ilk sığınağı toplum, hukuk ve kurumsal mekanizmalar olmalıdır. Sosyal medya bir destek olabilir ama hayat kurtaran tek araç haline gelmesi düşündürücü bir tabloyu da gösterir.

Türkiye geçmişte kadın hakları konusunda birçok ülkeye örnek gösterilen önemli adımlar atmış bir ülkedir. Kadınların eğitimde, hukukta, meslek hayatında ve kamusal alanda güçlü şekilde var olması uzun yılların toplumsal dönüşümünün sonucudur. Bugün ise zaman zaman şu soruyu sormak gerekiyor. Biz neyi kaybettik de bazı kadınlar kendilerini bu kadar yalnız ve savunmasız hissedebiliyor?

Aslında mesele çoğu zaman kanunların yokluğu değildir. Türkiye’de kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik hukuki düzenlemeler ve koruma mekanizmaları bulunmaktadır. Ancak bazen uygulamadaki gecikmeler, bazen şikâyetlerin yeterince ciddiye alınmaması, bazen de toplumsal duyarsızlık ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Bu nedenle mesele yalnızca hukuk metinleri değildir. Asıl ihtiyaç, hukukun kararlılıkla uygulanması ve toplumun bu konuda ortak bir irade göstermesidir.

Peki gerçekten çok mu zor? Kadının haklarıyla erkeğin haklarının aynı şartlarda uygulanması çok mu zor? Fiziki güç karşısında kadının hukuk ve toplumsal destekle güçlü olması çok mu zor? Kadının hukuktan aldığı hakları sonuna kadar kullanabilmesi çok mu zor?

Aslında zor değil.

Ama zorlaştıran bir zihniyet var.
Kadının hakkını kullanmasını küçümseyen, tehdidi görmezden gelen, şikâyeti hafife alan bir anlayış.

İşte mücadele edilmesi gereken şey tam da bu zihniyettir.

Bu mücadele yalnızca kadınların mücadelesi değildir. Toplumun vicdan sahibi insanlarının ortak sorumluluğudur. Çünkü güçlü bir toplum ancak kadınların güven içinde yaşayabildiği bir toplumdur. Bu nedenle çözüm, çağdaş düşünceye, hukukun üstünlüğüne ve insan onuruna değer veren insanların ortak duruşuyla mümkündür.

Kadınlar Günü yaklaşırken insanın içinden şu soru geçmeden edemiyor. Bunca olay yaşanırken, bunca kadın hayatını kaybederken “Kadınlar Günü kutlu olsun” demek ne kadar kolay? Belki de bugün kutlama cümlelerinden önce vicdanı harekete geçiren cümlelere ihtiyacımız var.

Gerçek kutlama ancak şu şartla anlam kazanacaktır.
Kadınların korkmadan yaşayabildiği bir toplum kurulduğunda.

İşte o gün “Kadınlar Günü kutlu olsun” sözü yalnızca bir temenni değil, gerçek bir toplumsal başarı olacaktır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.