Hava Durumu

Sihirli değnek

Yazının Giriş Tarihi: 23.06.2016 18:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.06.2016 18:48

‘İnsan hakları savunucusu’,  bireysel ya da başkalarıyla birlikte insan haklarının korunması ve yaygınlaştırılması için kullanılan genel bir terimdir. Hak temelli mücadelelerin tarihini, oldukça uzun bir geçmiş içinde incelemek mümkündür. Bununla birlikte, çağdaş anlamda ‘insan hakları’ teriminin kullanımı, İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntıları üzerine kurulan Birleşmiş Milletler Şartı’na ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ne dayanmaktadır.

Günümüzde, insan haklarının korunması amacıyla bağlayıcı nitelikte pek çok sözleşme bulunmaktadır. Ancak bağlayıcı nitelikteki bu sözleşmeler dahi insan haklarının korunmasına yetmemiştir. Bu nedenledir ki, 1960’lı yıllardan başlayarak bireyler ve bu bireylerin oluşturdukları örgütler, insan haklarının korunması için oldukça çetin bir mücadelenin içine girmişlerdir.

İnsan haklarının korunması için söz veren devletler, aynı zamanda insan hakları ihlallerinin de başlıca failleridir. Bununla birlikte günümüzün karmaşık ilişkileri içinde silahlı gruplar, özel şirketler ve devlet dışı aktörler de insan hakları ihlallerinin birer faili haline gelmişlerdir. Bu nedenledir ki, insan hakları savunucuları da, gerçekleşen ihlallerin önlenmesi, insan haklarının korunması ve geliştirilmesi amacıyla çok yönlü bir mücadele vermektedir.

‘İnsan hakları savunucusu’ terimi bugünkü haliyle “Birleşmiş Milletler Evrensel Olarak Tanınan İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması ve Geliştirilmesinde Toplumsal Kuruluşların, Grupların ve Bireylerin Hakları ve Sorumlulukları üzerine Bildirge” de tanım bulmuştur. İnsan hakları savunucuları, vermiş oldukları mücadeleyle aynı zamanda insan haklarının dinamik bir süreç haline gelerek sürekli gelişmesi için çok büyük katkılar sunmuşlardır. Bu süreç aynı zamanda ‘İnsan Hakları’nı sözleşme metinlerinden ibaret bir terim olmaktan çıkararak, evrensel bir değer haline gelmesine büyük bir katkı sağlamıştır.

İnsan hakları savunucuları, vermiş oldukları mücadele sırasında genellikle taciz, tutuklanma, işkence, lekeleme, işten atılma, seyahat özgürlüğünden mahrum bırakılma ve örgütleri için resmi kabul almakta zorluklarla karşı karşıya kalırlar. Dolayısıyla mağdurların haklarını korumaya çalışırken kendileri de birer mağdur konumuna düşebilmektedirler. İnsan hakları savunucuları çoğu zaman faillerle mağdurlar arasındaki tek güçtür. Bununla birlikte unutulmamalıdır ki insan hakları savunucuları da birer insandır ve onların da haklarını korudukları diğer insanlar gibi hakları vardır. Yaptıkları işin doğası gereği zor şartlar altında çalışarak gösterdikleri cesaret her zaman için takdire değerdir. Ancak insan hakları savunucuları birer kahraman değil içimizden biridirler. Bu yüzdendir ki herkes insan hakları savunucusu olabilir.

Konuya vicdani olarak bakıldığında da yine haklı olana hakkı verilmelidir. Ülkemiz, hem vicdani olarak hem de yasalar ile insan hakları haklıya verilmesini işaret eder. Ama ne yazık ki güç sahibi olan kişiler bunu neredeyse hiç gözetmezler. Zaten sorunlarda buradan çıkmaktadır. Toplumuzun bugün ekonomik krize girmesinin, eğitim sisteminin bozuk olmasının, işsizliğin ve sağlık alanındaki nedenlerinin fazla olmasının dayanağı hep insan haklarını ihmal etmektendir.

Ülkemize bu noktada gerçekten sihirli bir değnek değmesi gerekmektedir. Yoksa bu konuda ülkemizde çözüm geliştirebilecek kimse olmadığı ortada. Ben böyle düşünüyorum

Saygılarımla

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.