Hava Durumu

Üzgünüz yine başımız sağ olsun

Yazının Giriş Tarihi: 30.06.2016 13:34
Yazının Güncellenme Tarihi: 30.06.2016 13:34

Terörizm, insanlık tarihi var olduğundan bu yana, birçok devletin mücadele etmek zorunda kaldığı tehlikedir. Hedef aldığı kitle; sivillerden askeri hedeflere kadar geniş olduğu için önceden terörist faaliyetleri önceden tahmin etmek ya da önlemek oldukça zordur. Bu yüzden de terörizm mücadelesi zor ve uzun solukludur.

Teknolojik gelişimle bireysel ve kitlesel iletişim araçlarının yaygınlaşması psikolojik savaş stratejileri ve taktikleri de o ölçüde geliştirmiş, çok karmaşık düzeylerde ayrı bir bilim ve sanat dalı haline gelmiştir. Bu yönden, içinde bulunduğumuz iletişim çağı "psikolojik harekatlar çağı" olarak da nitelendirilmektedir.

Terörizm gelişen ve değişen dünya koşulları ile birlikte, değişiklik göstermekte, gelişen teknolojiye bağlı olarak elde ettiği yeni imkan ve kabiliyetleri ile etkisini ve gücünü her geçen gün arttırmaktadır.

Terörizm, istismara açık sorunlar üzerine bina edilen ve toplumun sosyo-ekonomik şartlarından ve mevcut yapısının eksikliğinden kaynaklanan terör faaliyetleri, bazı güçlerin kontrolüne girerek birtakım çevrelerce suni bir şekilde kullanıldığı ortadadır.

Terör örgütleri hedeflerine ulaşamayacakları gibi zamanla marjinalleşmeye de mahkumdurlar. Ancak terörü bazı baskı unsurları hedeflerine ulaşmada bir araç olarak gördükleri müddetçe terörizm varlığını devam ettirecektir.

Yeni dünya düzeni ve küreselleşmeyle sınırlar kalkmış iletişim daha kolay ve hızlı olmuş, buda paralelinde insanlar arası rekabet ve düşmanlığı arttırmıştır. Dünyadaki ekonomik şartlara bağlı olan refah seviyesindeki farklılıklar başlı başına çatışma konusu olmaya yeterlidir. Bunun üzerine birde büyük sermaye gruplarının ve emperyalist sömürge uygulayan ülkelerin varlığı uluslararası terörizmin çıkış noktası olmuştur.

Terörizmin günümüz koşullarında sıcak savaşların yerini aldığı bir gerçektir. Terörizmin dış kaynaklardan beslenmeden varlığını sürdüremeyeceği de apaçık ortadadır. Bu durumda devletlerin terör örgütlerini siyasi amaçları için kullanmaktan vazgeçip kararlılıkla mücadele etmesi gerekmektedir. Bu, bir veya iki devletin verebileceği bir savaş değildir. Uluslar arası anlaşmalar, İşbirlikleri sadece yazı üstünde değil fiiliyatta da kendini göstermelidir. Aksi takdirde terör örgütlerinin yöntem ve hedeflerine bakıldığında, tesiri çok daha yüksek saldırıların ve önüne geçilemez bir kıyımın kaçınılmaz olması işten bile değildir.

Terör, tarih boyunca var olan bir olgudur. Muhtemelen önümüzdeki yüzyılda da varlığını hissettirir bir şekilde sürdürecektir. Ancak bu durum teröre göz yummayı ve terörü beslemeyi değil, teröre karşı daha sıkı tedbirler almayı gerektirir.

Türkiye Cumhuriyeti teröre karşı sürdürdüğü 50 yılı aşkın mücadelenin gururuyla dimdik ayaktadır ve işbirliğine her zaman hazır olduğunu her fırsatta sözlü ve yazılı olduğunu belirtmiştir. Küreselleşmenin baş mimarı olan ABD ve AB, bu konuda daha istikrarlı bir tutum izlerse dünya yaşanılır bir hale gelebilecektir.

İstanbul da gerçekleşen bu hain saldırıda gösteriyor ki, terörün belli bir bölgesi artık yok. Aynı terör örgütü güdümlü olarak artık birden fazla eylem yapmaktadır. Dünyadaki birçok eylemi artık aynı terör örgütleri yapmaktadır. Çözüm mü? Anlatmaya gerek yok artık. Ne yapılacağı ortada.

Üzgünüz, yine başımız sağ olsun.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.