Hava Durumu

Bizler biliyoruz

Yazının Giriş Tarihi: 12.06.2016 17:35
Yazının Güncellenme Tarihi: 12.06.2016 17:35

Ülkemizde hukuk sistemi üzerine bir konuşma geçtiğinde genel olarak aydınlanma çağını düşünürlerinden Cesare Beccaria’nin  adalete bakış açısı zihnimde canlanır. Buna göre, adaletin 3 temel yasası vardır ki bu yasaları her avukatın, savcının, hakimin idrak etmesi gerekir. Bilmesi pratik sonuçlar elde etmek için yeterli olmayacaktır o sebeple mutlak sebepte eyleme dökülecek bir idrakle ilgililer tarafından benimsenmeli…

Bu yasalar şu şekilde

1-Cezanın amacı suçlunun topluma bundan sonra zarar vermesini ve başkalarının da benzer suçlar işlemelerini önlemek olmalıdır. Bunun içinde cezalar başkalarının aklında en güçlü ve en sürekli izlenimler bırakacak ve suçlunun bedeninde en az eziyet yaratacak biçimde seçilmelidir.

2-Adalet hızlı gerçekleştirilmelidir, çünkü cezayla suçun arasında geçen zaman ne kadar kısa olursa,  suç ve ceza fikirlerinin zihinde birbirlerini çağrıştırmaları da o kadar güçlü ve sürekli olur.

3-Suçların önlenmesinde asıl önemli olan husus cezanın sertliği değil, keskinliğidir. Küçük bir cezanın mutlaka çekileceğinin bilinmesi, sert bir cezanın korkusundan daha güçlü bir izlenim bırakır.

Ülkemiz adalet sisteminin bu koşulları sağlamadığı açık bir şekilde görülmektedir ve acı olan, yıllardır bu sorunların konuşulmasına rağmen, gerekli düzenlemelerin yapılamamasıdır. Bu şekilde önümüzdeki 5-10 yıl içinde hukuka güvensizliğimiz maalesef haklı olarak bu şekilde ve devam edecek.

Sosyal medya, zaman zaman toplumsal vicdanı yansıtıyor. Eşini öldürmüş bir kadına (Çilem Karabulut) 15 yıl hapis cezası verildi.  Ancak,  özellikle sosyal medya üzerinden bu karar ciddi bir tepki ile karşılandı. Bu tepkinin sebebi kadın savunmasının toplumsal vicdanlarda açtığı yaradır. İddialara göre, kadın evliliğinin ardından sürekli şekilde eşinden şiddet görmüş ve bu şiddet hamileliği sırasındada devam etmiş. Kadın eşinden şiddet görürken adalete sığınmaya çalışmış ve maalesef adaletimiz kadını koruyamamış. Burada kadının savunması ile ilgili daha bir çok bilgi yazılabilir ancak son durumda eşi, Çilem Karabulut’u fuhuşa zorlamış ve Çilem dayak yediği sırada eşini öldürüyor.

Esasında konuya sağlıklı eğilmek için mahkemenin neden bu kararı aldığını incelemek gerekir. Bir insanın hayatının elinden alınması şüphesiz en büyük suçlardan biridir ancak bizler bütün bu kötülüklerin Çilem Karabulut’un başına gelmiş olabileceğini biliyoruz. Bizler inanıyoruz ki kadın ne kadar adalete sığınmaya çalıştıysa da adaletimiz onu koruyamamıştır. Bizler inanıyoruz ki Çilem’in eşi bütün bu iddiaları, pislikleri yaparken, kadın bu durumlara öldürüleceğini anlayana kadar dayanabilmiştir. Ve maalesef bizler biliyoruz ki bizde adaletin 3 temel ilkesi uygulanmıyor.

Mahkemenin elinde ne gibi gerekçelerle bu kararı aldığını bilmiyoruz. Bizler adalete güvenmememiz gerektiğini biliyoruz. Maalesef bizler biliyoruz ki bu adaletsizlik iddiaları şu anda da devam ediyor. Biliyoruz ki ülkemizde başka kadınlar şiddete uğramaya devam ediyor ve maalesef bizler elimizde oldukça kuvvetli verilerle tahmin edebiliyoruz ki kan dondurucu başka örneklerle bu şeyleri yaşamaya devam edeceğiz…

 

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.